Edatveya ilgeç; farklı tür ve görevdeki kelimeler ve kavramlar arasında anlam ilgisi kurmaya yarayan yardımcı kelime. Edatların tek başına anlamı yoktur; diğer kelimelerle birlikte, cümle içinde görev kazanır. [1] Bazı kaynaklarda ünlemler ve bağlaçlar da edat kabul edilir. [1] [2] Bu yazıda ünlemler ve bağlaçlar ele ve(arkasmdan) İbrahim'i gönderdik ayet-i kerimesinde (_,) atıf edatı, tarih gibi harici bir karine ile İbrahim (a.s)'ı kendisinden önce yaşayan Nuh (a.s)'a atfetrniştir. 17 Dolayısıyla böyle bir karine olmasaydı ayet-i kerimedeki atıf edatı olan (J) tertib eksenli bir anlam yüklenmiş olmayacaktı. Gibi edatı ile yapılan benzetmeler: 1- Annem kaloriferleri yakınca içerisi fırın gibi sıcak oldu. Benzetme ile İlgili Cümleler. Hasan amcanın altın gibi bir kalbi vardı. Kökhalindeki ve, ama, ile, eğer, de, hem, yani gibi kelimeler bu tür bağlaçlardır. Bileşik bağlaçlar. Bileşik bağlaçlar öyleyse, yoksa, nitekim, sanki, oysa, kim bilir gibi kelimelerdir ve bunlar iki ayrı kelimenin birleşmesinden oluşur. Bileşik bağlaçları oluşturan kelimelerin her zaman bağlaç türünden olmaları gerekmez. Nöbet le lgili Cümleler. Şimdiki zamanda yapılan iş veya eylemler sadece o an için yapılan işlerdir. Nöbet ile ilgili cümleler: Nöbet sırasının bana geldiğini haber Beat ile ilgili cümleleri ve bu örnek cümlelerin türkçe anlamlarını altında bulabilirsiniz.sınıf) nglzce sifatlar ve zarflar (6, 7 ve 8. Gençlik. y0WL. Edat nedir, edatlar ve cümleye kattığı anlam nedir, edatların cümleye kattığı anlamlar EDATAR VE CÜMLEYE KAZANDIRDIĞI ANLAMLAR EDATLARIN CÜMLEYE KATTIĞI ANLAMLAR Edatlar cümlelere çeşitli anlamlar katar Gibi Edatının Cümleye Kattığı Anlamlar 1. Benzetme ilgisi kurar. ♦ Şimdi, kalabalıkta kaybolan bir çocuk gibi korkuyordu. ♦ Çocuğun gökyüzü gibi gözlerinden, yağmur gibi gözyaşı akıyordu. 2. “ve benzeri” anlamında kullanılır. ♦ Öykü, şiir gibi sanatsal ürünler güzeli yakalamayı amaç­lar. 3. “e yaraşır” biçiminde kullanılır. ♦ insan gibi yaşayalım kardeşim. 4. “-diği gibi” kalıbı içinde “o anda” ya da “hemen sonra” anlamını kurarak tezlik belirtir. ♦ Çocuklar zil çaldığı gibi dışarı fırladılar. 5. “-diği gibi” kalıbıyla, bir başkasının sözü ya da ey­lemi örneklenir. ♦ Sait Faik’in dediği gibi, yazmasaydım çıldıracaktım. 6. Ekleme ilişkisi belirtir. ♦ Bütün terslikler yetmezmiş gibi çocuk da hastalanmıştı. 7. Bir sanıyı dile getirmede kullanılır. ♦ Bir ara, kapı çalınıyor gibi geldi. 8. Cümlenin sonuna gelerek yüklem durumundaki eylemin gerçekleşme olasılığının bulunduğunu, gerçekleşmesinin yakın olduğunu anlatır. ♦ Taş duvar üzerimize yıkılıverecekmiş gibi. ♦ Yağmur kesilir gibi olunca sokağa fırladım. 9. Sonuna geldiği eylemlerle ilgili olarak öyle olmadığı hâlde öyleymiş izlenimi vermede kullanılır. ♦ Bana selam vermeden beni görmüyormuş gibi yerine oturuyordu. Kadar Edatının Cümleye Kattığı Anlamlar 1. Cümleye karşılaştırma anlamı katar. Dolayısıyla eşitlik veya benzerlik ilgisi kurar. ♦ Dünyada onun kadar iyisine rastlayamazsınız. 2. Sayı sıfatlarıyla kullanıldığında yaklaşıklık ilgisi kurar. ♦ On beş kadar öğrenci vardı sınıfta. 3. Aşırılık ilgisi kurar. ♦ Bu kadar işi tek başına mı yaptın? ♦ Ne kadar ayıp ettin, biliyor musun? ♦ 0 kadar şaşırmıştım ki donakalmıştım. 4. Varılan sınırı gösterir. ♦ Gözleri kapanana kadar yanında bekledik hastanın. 5. “Değin, dek” edatlarının eş anlamlısı olarak eylemin zamanını belirtmek için kullanılır. ♦ Hava soğuyana kadar kapının eşiğinde oturdu. 6. “Ne kadar…, o kadar…” kalıbıyla eşitlik, karşıtlık koşutluk veya neden – sonuç ilgisi kurar. ♦ Ne kadar mutluysan o kadar mutluyum, eşitlik ♦ Gece ne kadar karanlıksa gündüz de o kadar aydınlıktır, karşıtlık ♦ Ne kadar bilgiliysen o kadar alçakgönüllüsündür. koşul Dek/Değin Edatının Cümleye Kattığı Anlamlar Fiilin sona erdiği zamanı, yeri, sınırı gösterir. ♦ Akşam oluncaya dek değin kimseye bir şey açıkla­madı. zaman ♦ Ankara’ya dek birlikte yolculuk ettik, yer Bu işte seninle sonuna dek varız, sınır Göre Edatının Cümleye Kattığı Anlamlar 1. Görelik ilgisi kurar ♦ Bana göre sen bizi yanlış anladın. 2. Karşılaştırma ilgisi kurar ♦ Hava bugün düne göre daha iyi. 3. Uygunluk ilgisi kurar ♦ Bu elbise bence tam sana göre. 4. Oranlama ilgisi kurar ♦ Puanınıza göre yerleştirileceksiniz. 5. Varılan yargıyı anlatır ♦ Bu duruma göre gece gündüz çalışmak gerekecek. İçin Edatının Cümleye Kattığı Anlamlar 1. Neden – sonuç ilgisi kurar ♦ Çok yaşlandığı için merdivenlerden çıkamıyordu. 2. Amaç- sonuç ilgisi kurar ♦ Çocuğun hastalanmaması için pencereyi kapattılar. 3. “Özgü”lük ilgisi kurar ♦ Bu şiir, çocuklar için yazılmış bir şiirdir. 4. Görelik ilgisi kurar ♦ Benim için aile, dayanışmadır. 5. Koşul ilgisi kurar ♦ Dışarı çıkabilmemiz için yağmurun dinmesi gerekliydi. 6. “Uğruna, yoluna, yararına” anlamı katar. ♦ Sokak çocukları için bir vakıf kuracaklar. ♦ Vatan için ölmek de var. 7. “Hakkında” anlamı katar ♦ Bu şiir için, çok konuşulacak bir şiir demiştim. 8. Karşılık ilgisi kurar Bu araba için ne kadar fiyat biçiyorsunuz? Üzere Edatının Cümleye Kattığı Anlamlar 1. Amaç anlamı katar ♦ Geçmişini aralamak üzere albümünü karıştırdı. 2. Koşul ilgisi kurar ♦ Bir hafta sonra bana geri ödemen üzere bir miktar borç verebilirim. 3. Zamanda yakınlığı anlatır ♦ Sabah olmak üzereydi uyandığımda. ♦ Çocuk ağlamak üzereydi. 4. “Gibi” edatının yerine kullanılır. ♦ Bu örneklerden anlaşılacağı üzere öykülerde sıradan yaşantılar anlatılmıştır. Doğru -e doğru Edatının Cümleye Kattığı Anlamlar 1. Yönelme anlamı katar ♦ Okula doğru yürüyordu 2. Zaman adlarıyla öbekleştiğinde yaklaşıklık bildirir. ♦ Bugün saat on ikiye doğru zil çalmıştı. Başka -den başka Edatının Cümleye Kattığı Anlamlar Üstelik, ayrıca, yalnızca anlamlarında kullanılır. ♦ Sigara, sağlığı bozmaktan başka hava kirliliği de yapmakta. ♦ Başarılı bir insan olmaktan başka bir dileğim yok. Mi Edatının Cümleye Kattığı Anlamlar 1. Soru anlamı katar. ♦ İçeride biri mi var? 2. Şaşkınlık anlamı katar. ♦ Sen de mi küstün? 3. Küçümseme anlamı katar. ♦ Bu mu o kadar övdüğünüz adam? 4. İkilemelerin arasına gelerek pekiştirme anlamı ka­tar. ♦ Dürüst mü dürüst bir avukattı./ Genç mi genç bir de­likanlıydı. 5. Zaman anlamı katar. ♦ Bahar geldi mi içim sevinçle dolar. 6. Koşul anlamı katar. ♦ Sıkı çalıştın mı bu sınavı da kazanırsın. 7. Neden – sonuç anlamı katar. ♦ Yüksek sesle konuştum mu boğazım ağrımaya başlar Değil Edatının Cümleye Kattığı Anlamlar Kendinden önceki sözcükle öbekleşir ve cümleye genellikle olumsuz bir anlam katar. 1. Fiillerden sonra gelebilir. ♦ Burada çok oturacak değilim, oturmayacağım 2. Ek eylemle yüklem olan adların olumsuzunu kurar. ♦ Uzun yıllar Ankara’daydı – Uzun yıllardır Ankara’da değildi. ♦ Bir dert ki dayanılır şey değil. 3. Olumsuz fiillerle birlikte kullanıldığında pekiştirilmiş olumluluk anlamı katar. ♦ Seni dinlemiyor değilim. ♦ Bizim buralarda incir yetişmiyor değil. 4. Olumlu fiillerle birlikte kullanıldığında pekiştirmeli olumsuzluk anlamı katar. ♦ Bu hali beni telaşlandırıyor değil. 5. Yüklemin olumsuzu yerine geçebilir. ♦ Salonda değil balkonda bekle. Salonda bekleme 6. Karşılaştırma anlamı katar. ♦ Bu havada ceket değil kaban bile seni korumaz. İle Edatının Cümleye Kattığı Anlamlar 1. Birliktelik ilgisi kurar. ♦ Lütfen benimle gelir misiniz? 2. Araç ilgisi kurar. ♦ Evi kamyonla taşıdılar. ♦ Çorbayı tabaklara kepçeyle koyuyordu. 3. Fiilin yapılış şeklini belirterek zarf olur. ♦ Oradan gözyaşlarıyla ayrıldığım günü bugün gibi hatır­larım. 4. Neden – sonuç ilgisi kurar. ♦ Eski günlerini hatırlamasıyla gözleri doldu. 5. Zaman anlamı katar. ♦ Güneş ışıklarıyla birlikte öğretmenler ve öğrenciler yollara döküldü. 6. Karşılık ilgisi kurar. ♦ Tüm bunları kendi parasıyla almıştı. 7. Soyut adlarla öbekleştiğinde niteleme / durum zarfı oluşturur. ♦ Korkuyla kapıyı açtı. ♦ Arkadaşına sevinçle sarıldı. Edatların cümleye kattığı anlamlar örnek cümleler , edatların cümlede kullanımı ve örneklerle konu anlatımı İçinde Edat Bulunan 10 Cümle Örneği, 10 Tane Edat Cümlesi Örnekleri Tek başına kullanıldığında anlamı olmayan ancak cümle içinde diğer sözcüklerle öbekleşerek göreve giren kelimelere edat adı verilmektedir. Aşağıdaki cümlelerde edat örneklerine yer verilmiştir. Senin gibi başarılı bir insan nasıl olur da bu işin sonunu göremez. Evden okula kadar koşarak gitmişti. Herkes ailesine önem verdiği için bu teklifi hiç kimse kabul etmemişti. Her şeye rağmen hayat devam ediyordu bunun için üzülmeye de gerek yoktu. Birden sanki gök yarıldı ve yağmur gök gürültüsü ile yağmaya devam etti. Akşama doğru haber geldiğinde hepimiz meraktan çılgına dönmüştük. Senden başka ne gidecek bir yerim ne de açacak bir kapım var. Bana göre bu işin bu şekilde yapılması çok yanlıştı. Bu dersten yalnız sen geçebilirsin, sınıfın geri kalanı kalır. Derslere katılmamasına karşın sınavdan yüksek puan aldı. [yaziici id=”99571″] 10 Cümlede Edat Örnekleri Hakkında Görüşlerinizi Aşağıdan Hemen Paylaşabilirsiniz EDATLAR İLGEÇLER Cümle içinde tek başına bir anlamı olmayan, başka sözcüklerle gruplaşarak farklı ve yeni anlam ilgileri kuran ve birlikte gruplaştıkları sözcüklere cümlede yeni anlam ve görevler kazandıran “gibi, sanki, göre, kadar, için, üzere, -e doğru, -e karşı, -e karşın, -e rağmen, -e değin, -e dek, -den dolayı, -den başka, ile, yalnız, ancak, sade, sadece, tek, bir, denli, değil, hani…” gibi sözcüklere edat ilgeç denir. Edatların Özellikleri a Edatların tek başlarına anlamı yoktur; ancak cümle içerisinde bir sözcükle grup oluşturarak anlam kazanır. ÖRNEK * "için” edatı anlamsızdır. “senin için, hasta olduğum için” şeklinde sözcük grubu oluşturursa yeni bir anlam kazanır. b Edatlar grup oluşturdukları sözcükle sonraki sözcük arasında bir anlam ilgisi kurar. ÖRNEK * Yere düştüğü için kirlenmiş. Sebep ilgisi kurmuş * Seni bulmak için evden kaçtım. Amaç ilgisi kurmuş * Kavga etmek üzere evden çıktı. Amaç ilgisi kurmuş c Edatlar sözcük grupları oluşturdukları için cümleden çıkarılınca cümlenin anlamında bir eksiklik, daralma veya bozulma meydana gelir. Bu yönüyle bağlaçlardan ayrılır. ÖRNEK * Sabaha kadar ders çalıştık. Sabaha ders çalıştık. * Bu yaşam tarzı bana göre değil. Bu yaşam tarzı bana değil. * Köye araba ile gedecekmiş. Köye araba gedecekmiş. d Tek başlarına kullanamazlar. Başka kelimelerle birleşerek sıfat ya da zarf görevli sözcük grupları oluştururlar. ÖRNEK * Dev gibi bir yılanla mücadele etmişler. sıfat grubu oluşturmuştur * Sabaha kadar ders çalıştık. zarf grubu oluşturmuştur e Edat olan sözcükler tek başına anlamlı bir şekilde cümle içinde görev alacak olursa edat olmaktan çıkarak isim, sıfat, zarf veya bağlaç olurlar. ÖRNEK * Büyüklerinizin karşısında doğru konuşun. Zarf-belirteç * Senin doğruların hepimize zarar verdi. İsim * Doğru yolu sonunda bulmuştu. Sıfat-ön ad * Yolun karşı tarafına geçmeliyiz. Sıfat-ön ad * Karşısında beni görünce çok şaşırdı. İsim * Yalnızlık canına tak etmişti. İsim * Yıllardır yalnız yaşıyordu. Zarf-belirteç * Sınıftaki tek yalnız çocuk benmişim. Sıfat- ön ad f Edatların oluşturduğu sözcük grupları cümlede çoğunlukla zarf veya edat tümleci görevinde bulunur. ÖRNEK * Seni kurtarmak için tekrar geleceğim. Edat tümleci * Akşama kadar babamı bekledik. Zarf tümleci * Bizimle okula doğru gidecekti. Edat tümleci gAynı edat eklendiği diğer sözcüklere farklı anlam ve görev katabilir. ÖRNEK * Derenin buz gibi suyu vardı. Benzerlik anlamında, sıfat görevinde * Güneş ateş gibi yakıyordu. Benzerlik anlamında, zarf görevinde * Saat üç gibi eve gelmişti. İhtimal anlamında, zarf görevinde * Adam babam gibi güçlüymüş. Eşitlik anlamında, sıfat görevinde * Akşama kar yağacak gibi. Olasılık anlamında, ek-fiil görevinde hEdatlar cümle içerisinde isim çekim ekleri olan çoğul, iyelik veya hal durum eklerini aldıklarında isim gibi kullanılırlar. ÖRNEK * Bu kadarını bizde beklemiyorduk. * Senin gibilerine burada iş vermezler. * Bana göresi çok az bulunur bu mağazada. Yusuf ALTINSOY / Türk Dili ve Edb. Öğrt. BAŞLICA EDATLAR İLGEÇLER “gibi” Edatı Cümleye, bağlandığı sözcükle birlikte “benzerlik, eşitlik, tahminolasılık, tezlik, yakın olma, dolayındacivarında, yakışır biçimde, ve benzeri, örnek verme, ekleme ilişkisi, ” anlamları katar. ÖRNEK * Kızımız sahnede prensesler gibi görünüyordu. benzetme anlamında * Öğretmenimiz bugün biraz üzgün gibiydi. tahmin etme anlamında * Ahmet bu çalışmayla sınavı kazanacak gibi. olasılık anlamında * Bu memlekette onun gibisi zor bulunur eşitlik anlamında * Fırındaki balıklar pişmiş gibi. pişmeye yakın olma anlamında * Leke elbiseden çıktı gibi. çıkmaya yakın olma anlamında * Sınıftan çıktığı gibi kantine gitti. tezlik anlamında * Toplantıdan çıkınca üç gibi evde olurum. civarında anlamında * Yıllardır adam gibi bir elbise almadın. yakışır biçimde anlamında * Makale, deneme gibi yazılar bilgi olmadan yazılmaz. ve benzeri * Atalarımızın dediği gibi, çalışan demir pas tutmaz. örnek verme * Ahmet yetmezmiş gibi Mehmet de hastalandı. ekleme ilişkisi NOT 1Cümle içerisinde sözcüklere getirilen “-ce, cesine, -si, -imsi, -cileyin” ekleri “gibi” edatının yerini tutabilir. ÖRNEK * Onun bu delice davranışları canımızdan bezdirdi. * Onun bu deli gibidavranışları canımızdan bezdirdi. * Yemekte acımsı bir tat vardı. * Yemekte acı gibibir tat vardı. * Ali’nin çocuksu davranışlarına çok güldük. * Ali’nin çocuk gibidavranışlarına çok güldük. NOT 2Cümle içerisinde sözcüklere getirilen “kadar” edatı “gibi” edatının yerini tutabilir. ÖRNEK * Gözleri kömür kadar siyahtı. * Gözleri kömür gibi siyahtı. * Bizim çocuk tilki kadar kurnazdı. * Bizim çocuk tilki gibi kurnazdı. NOT 3Cümle içerisinde yer alan “sanki” edatı “gibi” edatının yerini tutabilir. ÖRNEK * Uyurken sanki gözleri açıktı. * Uyurken gözleri açık gibiydi. “sanki” Edatı “san-mak” fiili ile “ki” bağlacının bir araya gelmesiyle oluşmuş bir edattır. Cümleye, bağlandığı sözcükle birlikte “benzetme, uyarma, sözüm ona, sözde güya, zannetme, tahmin etme, bir şeylere inanmama, acaba”anlamları katar. ÖRNEK * Gelen misafirlerle bizim ev sanki düğün yeriydi. benzetme anlamında * Bu çalışmayla sanki bu sınavı kazanacaksın da! inanmama anlamında * Sanki aldığımız paramız bu iş için yetmeyecek. tahmin etme anlamında * Perdeler kapanınca sanki gece oldu. zannetme anlamında * Birileri sanki bu televizyonu kurcalamış. zannetme anlamında * Kızmasına bakılırsa sanki tüm bardakları ben kırdım. sözde güya anlamında * Çok çalıştın da bir şey kazandın sanki. uyarı anlamında * Sanki bu araba daha mı hızlı? acaba anlamında NOT Cümlede yer alan “sanki” edatı “gibi” edatının yerini tuttuğu için her iki edatında cümlede yer alması anlatım bozukluğuna neden olur. ÖRNEK * Kazada ölen genç sanki canlıydı. doğru * Kazada ölen genç canlı gibiydi. doğru * Kazada ölen genç sanki canlı gibiydi. yanlış “göre, -e göre” Edatı “-e göre” edatı cümleye, bağlandığı sözcükle birlikte “uygunluk, kanaat, görüş, karşılaştırma” anlamları katar. ÖRNEK * Kendime göre bir kıyafet bulamadım. uygun anlamında * Öğretmenimize göre bu olay bir tesadüf. kanaat anlamında * Bugünkü rakipler dünkülere göre daha çetin çıktı. karşılaştırma anlamında NOT Cümlede yer alan “-ce” edatı “-e göre” edatının yerini tutar. ÖRNEK * Bence sen bugünkü toplantıya yetişemezsin. * Bana göresen bugünkü toplantıya yetişemezsin. “kadar, -e kadar” Edatı “-e kadar, kadar” edatı cümleye, bağlandığı sözcükle birlikte “zaman, süre, benzerlik, yaklaşık, karşılaştırma, derece, ölçü, eşitlik, gibi, mesafe, miktar, aşırılık …” anlamları katar. ÖRNEK * Hazırladığımız hamuru üç saat kadar bekletiniz. yaklaşık anlamında * Sular iki güne kadar gelecekmiş. yaklaşık anlamında * Akşama kadar seni bekledik. zaman anlamında * Eşek kadar adam oldun. ölçü anlamında * Yağan dolu ceviz kadarmış. benzerlik anlamında * Senin kadar açgözlüsünü görmedim. karşılaştırma anlamında * Aksaray, Sivas kadar soğuktur. karşılaştırma anlamında * Bir insana bu kadar eziyet yapılmaz. derece anlamında * Ayşe Fatma kadar hızlı koşuyor. eşitlik anlamında * Bununla yemek yemiş kadar doyduk. gibi anlamında * Çizgiye kadar herkes sürünecek. mesafe anlamında * İçebileceğiniz kadar su doldurun. miktarda anlamında * O kadar çok korktum ki anlatamam. aşırılık anlamında NOT Cümlede yer alan “kadar” edatı birlikte kullanıldığı sözcükle isim, sıfat veya zarf grubu oluşturur. “kadar” edatı birlikte kullanıldığı hangi sözcük grubu olursa olsun yine de edattır. ÖRNEK * Bu kadarını ben de beklemiyordum. İsim * Bu olanlarla dayak yemiş kadar olduk. Zarf-Belirteç * Limon kadar ekşi elma almışsın. Sıfat - Ön ad “için” Edatı “için” edatı cümleye, bağlandığı sözcükle birlikte “amaç, maksat, koşul-şart, neden-sonuç, görelik, özgüleme, karşılık, hakkında, gibilik, aitlik, uğruna, yoluna, …” anlamları katar. ÖRNEK * Afrikalılara yardım etmek için para topladılar. amaç anlamında * Kavga etmek için adam topluyormuş. sebep-sonuç anlamında * O okul için hiç kimse iyi şeyler söylemiyor. hakkında anlamında * Senin için güzel olan benim için güzel olmayabilir. görecelik anlamında * Bu yemeği kardeşim için hazırladık. aitlik anlamında * Vatan için canını vermeye hazırdı. uğruna anlamında * Doktor olabilmek için matematik çözmelisin. koşul-şart anlamında * Bu şarkı sözlerini annem için yazdım. özgüleme anlamında * Bu araba için kaç lira ödedin? karşılık anlamında * Bizim için seçim kazanmak çok kolaydı. görelik anlamında NOT Cümle içerisindeki “-e” yönelme hali eki ile “üzere, -e göre, diye” edatları “için” edatının yerini tutabilir. ÖRNEK * Bu şarkıyı senin için söyledin. * Bu şarkıyı sana söyledin. * Bisiklet almak için para biriktiriyor. * Bisiklet almak üzere para biriktiriyor. * Babam için herkes suçluydu. * Babama göre herkes suçluydu. * Ne için bizi terk ettin. * Ne diye bizi terk ettin. “yalnız, sadece, tek, ancak, bir, sade” Edatı “yalnız, sadece, tek, ancak, bir, sade” edatları cümle içerisinde anlam olarak birbirinin karşılığı olan ve birbirinin yerine kullanılabilen edatlardır. ÖRNEK * Bu problemi yalnız sen çözebilirsin. * Bu lekeyi yalnız çamaşır suyu çıkarır. * O köye sadece bu araba gidiyormuş. * Bizim arabaya sadece dört kişi binebilir. * Evin çatısını tek ben onarabilirim. * Bu gölde balık olarak tek sazan yaşıyormuş. * Ehliyet sınavına bir sen girmedin. * Ben bir babama anlattım olanları. * Bütün sırlarını sade o bilir. * Gömlekteki bu lekeyi ancak kuru temizlemeci çıkarır. * Bu meseleyi ancak mahkemeler çözebilir. NOT 1“yalnız” sözcüğü, “sadece” anlamında kullanılırsa edat ilgeç, bir ismi etkileyerek o ismin özelliği olursa sıfat ön ad, bir fiili etkilerse zarf belirteç, “fakat, ama” anlamında kullanılırsa bağlaç, tek başına anlamlı bir şekilde kullanılırsa isim görevinde kullanılır. ÖRNEK * Bu lekeyi yalnız bulaşık sabunu çıkarır. edat ilgeç görevinde * Bahçedeki ağaçları yalnız suladı. zarf belirteç görevinde * Annem öldüğünden beri babam yalnız bir insandı. sıfat ön ad görevinde * Yalnızlık içerisinde geçen bir ömürdü benimkisi. isim görevinde * Sizinle gelirim, yalnız otobüse binmem. bağlaç görevinde NOT 2“bir” sözcüğü “sadece” anlamında kullanılırsa edat ilgeç, bir nesnenin sayısını belirtecek şekilde kullanılırsa sıfat ön ad, bir ismin yerini tutacak şekilde kullanılırsa zamir adıl, tek başına anlamlı bir şekilde kullanılırsa isim görevinde kullanılır. ÖRNEK * Bu adamı bir dedem ikna edebilir. edat ilgeç görevinde * Sınavdan önce bir kalem bulamadım. sıfat ön ad görevinde * Adamın biri seni soruyormuş. zamir adıl görevinde * Bir rakamını defterine yazamamış. isim görevinde NOT 3“tek” sözcüğü “sadece” anlamında kullanılırsa edat ilgeç, bir nesnenin sayısını belirtecek şekilde kullanılırsa sıfat ön ad, bir fiili etkilerse zarf belirteç, tek başına anlamlı bir şekilde kullanılırsa isim görevinde kullanılır. ÖRNEK * Bu arabayı tek babam çalıştırabilir. edat ilgeç görevinde * Her konuda tek adam olmak istiyordu. sıfat ön ad görevinde * Ayşe oyunda tek kalmıştı. zarf belirteç görevinde * Kızın teki bağırıp duruyordu. isim görevinde NOT 4“ancak” sözcüğü cümlede “sadece” anlamının dışında “en çok” anlamında da kullanılır. Ayrıca “ancak” sözcüğü “sadece” anlamında kullanılırsa edat, bir fiili etkilerse zarf belirteç, “ama” anlamında kullanılırsa bağlaç görevindedir. ÖRNEK * Bu ev ancak yüz bin lira eder. en çok anlamında * Böyle güzel yemeği ancak annem yapar. edat görevinde * Sizinle çalışırım ancak paramı ödeyeceksiniz. bağlaç görevinde * Bu işin içinden ancak çıkabildiler. zarf görevinde “üzere, -mek üzere” Edatı “üzere” edatı cümleye, bağlandığı sözcükle birlikte “amaç, maksat, koşul-şart, tarz, şekil, zaman, …” anlamları katar. ÖRNEK * Röportaj yapmak üzere randevu almıştı. amaç anlamında * Yaramazlık yapmamak üzere dışarıda oynayabilirsin. şart anlamında * Görüştüğümüz üzere işleri idare edin. şekilde anlamında * Sınav bitmek üzereymiş. zaman anlamında “-e doğru” Edatı “-e doğru” edatı cümleye, bağlandığı sözcükle birlikte “yer, yön, zaman, yakın, yaklaşık, …” anlamları katar. ÖRNEK * Ahmet Bey az önce eve doğru gitti. yön anlamında * Bu ilaçları akşama doğru almalısın. yaklaşık anlamında * Annem tabloyu kapıya doğru asmıştı. yer anlamında * Bütün işler saat üçe doğru bitmişti. zaman anlamında * İnsan ellisine doğru ölümü daha çok düşünüyor. yakın anlamında NOT“-e doğru” sözcüğü “yer, yön, zaman” anlamında kullanılırsa edat ilgeç, bir ismin özelliğini belirtecek şekilde kullanılırsa sıfat ön ad, bir fiili etkilerse zarf belirteç, tek başına anlamlı bir şekilde kullanılırsa isim görevinde kullanılır. ÖRNEK * Çocuklar parka doğru gitti. edat ilgeç görevinde * Senin doğruların birilerini rahatsız ediyor. isim görevinde * Doğru yolu sonunda bulmuştu. sıfat ön ad görevinde * Bu ayakkabılarla doğru yürüyemiyordu. zarf belirteç görevinde “-e karşı” Edatı “-e karşı” edatı cümleye, bağlandığı sözcükle birlikte “zaman, yönelik, yaklaşık, yönelme, cevap olarak, rakip olarak …” anlamları katar. ÖRNEK * Rüzgara karşı zorlukla yürünüyordu. yönelme anlamında * Sabaha karşı yola çıkmıştık. yakın anlamında * Müdüre karşı biraz sert konuşmuştu. yönelik anlamında * Yüzünü ışığa karşı dönüp uyuyakalmıştı. yönelme anlamında * Yaptığın harekete karşı çok kırıldım. cevap olarak anlamında * Beşiktaş Fenerbahçe’ye karşı oynayacak. rakip olarak anlamında NOT“-e karşı” sözcüğü “yer, yön, zaman” anlamında kullanılırsa edat ilgeç, bir ismin özelliğini belirtecek şekilde kullanılırsa sıfat ön ad, bir fiili etkilerse zarf belirteç, tek başına anlamlı bir şekilde kullanılırsa isim görevinde kullanılır. ÖRNEK * Size karşı çok mahcubum. edat ilgeç görevinde * Karşıya geçmek için feribota binmiştik. isim görevinde * Hakim karşı tarafı suçlu bulmuştu. sıfat ön ad görevinde * Gençlik niçin büyüklerine karşı gelmektedir? zarf belirteç görevinde “-den başka” Edatı “-den başka” edatı cümleye, bağlandığı sözcükle birlikte “dışında, hariç, …” anlamları katar. ÖRNEK * Senden başka herkes onu tebrik etti. dışında anlamında * Benden başkasıyla olmanı kabullenemem. hariç anlamında NOT“-den başka” sözcüğü “dışında, hariç” anlamında kullanılırsa edat ilgeç, bir ismin özelliğini belirtecek şekilde kullanılırsa sıfat ön ad, bir fiili etkilerse zarf belirteç, tek başına anlamlı bir şekilde kullanılırsa isim görevinde kullanılır. ÖRNEK * Ali’den başka kimse içeri giremedi. edat ilgeç görevinde * Başkalarının davranışları beni ilgilendirmez. isim görevinde * O başka hülyalara yelken açmıştır şimdi. sıfat ön ad görevinde * O günden sonra gözüme bir başka görünüyordu. zarf belirteç görevinde “mi” Edatı “mi” edatı cümleye, “soru, zaman, pekiştirme, olumsuzluk, rica, kesinlik, şaşma, şart, alay, ihtimal, neden-sonuç …” anlamları katar. Cümle içerisinde daima ayrı yazılır. ÖRNEK * Yarın okula gidecek misin? soru anlamında * Sınav bitti mi hemen eve gel. zaman anlamında * Uzun mu uzun bir hayat var önünde. pekiştirme anlamında * Hiç onun ipiyle kuyuya inilir mi? olumsuzluk anlamında * Benimle dans eder misin? rica anlamında * Yemeğimi yemez olur muyum? kesinlik anlamında * Kafaya koydu bir kere, dövecek mi dövecek. kesinlik anlamında * Buraya yürüyerek mi geldiniz? şaşırma anlamında * İradene sahip oldun mu sigarayı bırakırsın. şart anlamında * Bayramdan bayrama geliyor mu geliyor işte. alay anlamında * Bu saatte misafir gelir mi gelir? ihtimal anlamında * Koridorda bağırdım mı kimse dışarı çıkamaz? neden-sonuç “ile” Edatı “ile” edatı cümleye, “araç, gereç, birliktelik, durum, neden-sonuç, nitelik, karşılığında, ölçü …” anlamları katar. Genellikle cümle içerisinde “i” sesi düşerek “-le, -la” şeklinde sözcüğe birleşerek yazılır. ÖRNEK * Adam karısını demir çubukla dövmüş. gereç anlamında * Bursa’ya trenle gideceğiz. araç anlamında * Onlar bulgur pilavını ekmekle yiyormuş. birliktelik anlamında * Bu hasta haliyle yollara düşmüş. durum anlamında * Arabanın çarpmasıyla hayatını kaybetmişti. neden-sonuç anlamında * Sınav telaşıyla çukuru fark etmemişim neden-sonuç anlamında * Herkes beni dikkatle dinlemeli. nitelik anlamında * Güzellikle bu işi halletmeliyiz. nitelik anlamında * Yüz lirayla neler alınmaz ki? karşılığında anlamında * Sütü litreyle satarlar. ölçü anlamında NOT“ ile” edatı ile “ile” bağlacını birbirine karıştırmamak gerekir. Cümle içerisinde “ile” sözcüğünün yerine “ve” getiriliyorsa bağlaç, getirilemiyorsa edattır. ÖRNEK * Ayşe’yle kimse oynamıyordu. edat ilgeç görevinde Ayşe ve kimse oynamıyordu. * Emine’yle Rabia ders çalışıyordu. bağlaç görevinde Emine ve Rabia ders çalışıyordu. Yusuf ALTINSOY / Türk Dili ve Edb. Öğrt. “-den dolayı, -den ötürü” Edatı “-den dolayı, -den ötürü” edatı cümleye, “neden-sonuç” anlamı katar. ÖRNEK * Depremden dolayı kimse eve giremiyor. neden- sonuç anlamında * Ders çalışmadığımdan ötürü notlarım çok kötüydü. neden- sonuç anlamında “-den önce, -den sonra, -den evvel” Edatı “-den önce, -den sonra, -den evvel, -den beri” edatı cümleye, “zaman, yer” anlamları katar. ÖRNEK * Senden önce hiç yaşamıyormuşum. zaman anlamında * Sen gittikten sonra ortalık birden sessizleşti. zaman anlamında * Savaştan evvel buralarda insanlar yaşardı. zaman anlamında * Onlar kavgadan beri bizimle konuşmaz. zaman anlamında * Aksaray’dan beri hiç susmadı. yer anlamında * Bizim evden önce onların evi vardı. yer anlamında * Aksaray’dan sonra Ankara’ya vardık. yer anlamında * Ankara’dan evvel mutlaka mola vermelisin. yer anlamında “-e dair” Edatı “-e dair” edatı cümleye, “ilgili, hakkında” anlamını katar. ÖRNEK * Onun geleceğe dair çok güzel planları var. ilgili anlamında * Öğretmenimize dair dedikodular dolaşıyor. hakkında anlamında “-e rağmen, -e karşın” Edatı “- e rağmen, -e karşın” edatı cümleye, “tersini yapmak, etkili olmamak” anlamlarını katar. ÖRNEK * Tembih etmeme rağmen yine acı yemişsin. tersini yapmak anlamında * Su dökmeme rağmen ateş sönmemiş. etkili olmamak anlamında * Sakat olmasına karşın yine de oynadı. durumunun tersini yapmak anlamında * Halıyı sabunla silmemize rağmen leke çıkmamış. etkili olmamak anlamında “-e dek, -e değin” Edatı “-e dek, -e değin” edatı cümleye, “zaman” anlamını katar. ÖRNEK * Çocuk uyuyana dek sallamaya devam etti. * Sonsuza değin kalbimizde yaşayacaksın. “denli” Edatı “denli” edatı cümleye, “kadar, derece” anlamlarını katar. ÖRNEK * Onu bu denli sevmen normal değil. derece anlamında * Arkadaşlarına bu denli sıcak davranmasaydın. kadar anlamında * Koşmasaydın bu denli zayıflayamazdın. derece anlamında “değil” Edatı “değil” edatı cümleye, “olumsuzluk” anlamı katar. ÖRNEK * Bu oda çok sıcak değil. olumsuzluk anlamında * Her şeye susacak değiliz. olumsuzluk anlamında “diye” Edatı “diye” edatı cümleye, “amaç- sonuç, neden-sonuç” anlamları katar. ÖRNEK * Zayıflayayım diye spor yapıyorum. amaç-sonuç anlamında * Hastalanıyorum diye hep kalın giyiniyor. neden-sonuç anlamında “hani” Edatı “hani” edatı cümleye, “nerede, hatırlatma, bari, özlem” anlamları katar. ÖRNEK * Hani beklediğiniz misafirler? nerede anlamında * Hani seni bekleyen biri vardı ya, işte o gitti. hatırlatma anlamında * Hani buraya ben getirmesem de. bari anlamında * Hani o gençlik yılları! özlem anlamında Yusuf ALTINSOY / Türk Dili ve Edb. Öğrt.

gibi edatı ile ilgili cümleler