Hayırve Şerrin Allah’tan Oluşu ile ilgili ayetler. Allah’ın lütuf ve ihsanından verdiği (nimetler) konusunda cimrilik edenler, (bu cimriliğin) onlar için hayır olduğunu sanmasınlar. (Hayır, öyle değil!) Bilakis onlar için şerdir. Konularınagöre alfabetik Kur’an sistematik fihristi kelime sözleri. Dudak ile ilgili Kur’anı Kerim de sure ve ayetlerin anlamları meali nedir? Dudağı anlatan ayetler nelerdir? Kuranda dudakla ilgili arapça sure ve ayetlerin okunuşları hangileridir? Kurani Kerimde dudak hakkında neler söylüyor? İnsan Dudağı kuranda nasıl geçiyor? Beled Suresi, 9. ayet okunuşu : Ve 15/26- Andolsun, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş bir balçıktan yarattık. 15/27- Cinleri de daha önce dumansız ateşten yaratmıştık. 16/70- Allah sizi yarattı. Sonra sizi öldürecek. İçinizden kimileri de, bilgili olduktan sonra hiçbir şeyi bilmesin diye ömrünün en düşkün çağına ulaştırılır. Şüphesiz Hayır ve Şer Allah’tandır. “Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine O’ndan başka giderecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O’nun keremini geri çevirecek de yoktur. O, hayrını kullarından dilediğine eriştirir. Ve O bağışlayandır, esirgeyendir.”. Yûnus Suresi 107. Cehaletve fakirlik her ayıbı açar. (8) Hasılı kelam; ilim bütün şeref ve faziletlerin vesilesidir. Çünkü o, köleleri sultanlar meclisine yükseltir. (9) Hikmette şeref vardır. Seni sultanlar meclisinde oturtur. (10) Burada ilmin dünyadaki kazancını ifade etti. Ahiretin daha hayırlı ve bâki olduğu zaten bilinmektedir. 1cvyxB9. Aradığınız kelime sarı renk ile işaretlenir. Yazı boyutu WhatsApp Yazıcı Hayır da, şer de Allah’tandır Sual Hayır Allah’tan ama şer Allah’tan değil. Şerri insan kendisi yaratır. Bunlar, şerrin Allah’tan olduğu inancını bir de Amentü’ye dâhil etmişler. Âyet ve hadiste böyle bir şey yok deniyor. Lütfen bu konuyu âyet ve hadislerle açıklayın. CEVAP Kur’an-ı kerimde de, hadis-i şeriflerde de hayrın ve şerrin Allah’tan olduğu açıkça bildiriliyor. Şimdiye kadar gelen istisnasız bütün İslam âlimleri, Hayır da şer de Allah’tan demişlerdir. Şerrin Allah’tan olmadığı inancı Hristiyanlık ile Mutezile ve bazı sapık fırkaların görüşüdür. Hiçbir Ehl-i sünnet âlimi şer Allah’tan değildir dememiştir. Çünkü hiçbir âlim, Kur’an ve hadise aykırı konuşmaz. Kul kendi kaderini yaratamaz. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki Lut’un karısının azaba uğramasını takdir ettik. [Hicr 60] Yani kaderini öyle kötü yazdık Güzel akıbet takdir ettiklerimiz [kaderi güzel olanlar] Cehennemden uzak tutulur. [Enbiya 101] Eğer Allah insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların hepsi helak olurdu. Fakat bize kavuşmayı ummayanları [ahireti, dirilmeyi inkâr edenleri] biz, azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakırız. [Yunus 11] Rabbin, kendi istediğini yaratır, dilediğini seçer. Onların seçim hakkı yoktur. [Kasas 68] Her şeyin yaratıcısı Allah’tır. [Zümer 62, Mümin 62] Müfessirlerin şahı imam-ı Kadı Beydavi hazretleri bu âyet-i kerimeyi şöyle açıklıyor Hayrı, şerri, imanı, küfrü ve her şeyi yaratan ancak Allahü teâlâdır. Her şey Onun tasarrufu altındadır. Peygamber efendimiz, Kur'an-ı kerimdeki imanla ilgili âyetleri açıklayıp buyuruyor ki Allahü teâlâ, “Bana inanıp da kadere, hayır ve şerrin benim takdirimle olduğuna inanmayan, benden başka Rab arasın” buyurdu. [Şirazi] Bir kişi, kaderin, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna inanmadıkça, mümin sayılmaz. [Tirmizi] Görülüyor ki, Hayır da şer de Allah’tandır inancını Amentü’ye sokan Allah ve Resulüdür. Cebriye denilen sapık fırka da, bu âyetlere bakınca, Bize günahları işleten Allah’tır, biz günahlardan sorumlu değiliz demiştir. Elbette bu da yanlıştır. Ehl-i sünnete göre, insanda irade-i cüziyye vardır. İşlediği günahlardan sorumludur. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki İman-küfür, hayır-şer, hidayet-dalalet, taat-günah, Allahü teâlânın yaratması olup, hepsi de Onun takdir ve iradesiyledir. Hak teâlâ sevabı ve günahı kulların ameline bağlı kılmıştır. İnsanı iradesine bırakmış, azabı ve sevabı, iradenin sarfına bağlı kılmıştır ki, buna kesb denir. Kesb, kuldan, yaratmak Allah’tandır. Kesb, kendi irademizle yaptığımız hareketlerdir. Allahü teâlânın yaratacağı şeyleri ezelde bilmesi, irade sıfatını yok etmediği gibi, kullarının yapacağı şeyleri de ezelde bilmesi, kulların irade ve ihtiyar sahibi olmalarına mani değildir. Allahü teâlânın emirler, yasaklar koyması, insanda kesb bulunduğu içindir. Eğer kesb olmasaydı, hâşâ bu emir ve yasaklar lüzumsuz olurdu. Azap ve nimet vaadleri hâşâ yanlış olurdu. Peygamberlerin ve kitapların gönderilmesi de yine bu şekilde hâşâ temelinden yersiz bir iş olurdu. Görülüyor ki bu zatın maksadı dinleri temelinden yıkmaktır. Allahü teâlâ elbette her şeyi bilir Yukarıda, hayır ve şerrin Allah’tan olduğunu âyet ve hadislerle kısaca ispat etmiştik. Şimdi ise, “Eğer herkesin Cennete veya Cehenneme gideceğini Allah biliyorsa, o zaman bizi niçin sorumlu tutuyor? Nereye gideceğimizi biliyorsa, peki niye bize koskoca Kur’anı gönderdi? Niye emirler ve yasaklar bildirdi? Alın yazısı diye, kader diye bir şey yoktur, herkes kendi kaderini kendisi çizer” savına cevap veriyoruz. Bu savların hepsinin cevabı Kur’an-ı kerimde vardır. İslam âlimleri açıklamıştır. Önce şunu soralım Bir insanın Cennete mi Cehenneme mi gideceğini Allah bilmez mi? Bilmeyen ilah olur mu hiç? Kur’an-ı kerimdeki o kadar âyetler nasıl inkâr edilir? Bunun maksadı, Çamur at, tutmazsa da iz bırakır misali, belki bazı gafilleri avlarım diye böyle desteksiz atıyor. Kötülükleri yaratan başkası mı? Mektubat-ı Rabbanide buyuruluyor ki İmam-ı a’zam hazretleri, İmam-ı Cafer-i Sadık hazretlerine sordu - Allah, insanların istekli işlerini, onların arzusuna mı bırakmıştır? - Hayır, rübubiyetini [yaratıcılığını ve her istediğini yapmak büyüklüğünü] âciz kullarına bırakmaz. - O zaman kullarına işleri zorla mı yaptırıyor? - O âdildir. Kuluna zorla günah işletip, sonra da Cehenneme sokmaz. - O hâlde, insanların istekli hareketlerini kim yapıyor? - İşleri, ne insanların arzusuna bırakmış, ne de kimseyi, o işleri yapmaya mecbur bırakmıştır. Yaratmayı kullarına bırakmadığı gibi, zorla da yaptırmaz. İkisi arası olagelmektedir. 1/289 Mutezile’den Abdülcebbar Hemedani, Ehl-i sünnet âlimlerinden Ebu İshak İsferaini'ye sordu - Allah, kötülüğü, günahı istemez ve yaratmaz. Bunları şeytan yaratmıyor mu? - Hayrı da, şerri de, her şeyi yalnız Allah yaratır. Başkası bir şey yaratamaz. - Allah kendine isyan edilmesini diler mi? - Allahü teâlâ, küfrü ve günahları dilemese ve yaratmasa, kul, zorla Ona isyan edebilir mi? Kul, irade-i cüziyyesi ile küfür, günah, kötülük yapmak ister. Allah da dilerse, onun istediğini yaratır. - Bir kimse hidayet istediği halde, Allah ona hidayet dilemese, ona kötülük etmiş olmaz mı? - Kulun hakkını vermemeyi dilemez, ama kendi hakkını almayı dilemeyebilir. Zerre kadar iyilik yapana karşılığını verir. Küfürden başka günahların çoğunu da affeder. Küfrü dilemesine gelince, Hak teâlâ âlimdir, ileride olacak her şeyi bilir. Hakîmdir, her şeyin en iyisini yapar. Dilediği kuluna hidayet verir. Sapıklıktan dönmeyeceğini bildiği kulu da sapıklıkta bırakır. Bir âyet meali Dilediğini sapık yolda bırakır, dilediğine de, hidayet eder. [Fatır 8] Allahü teâlâ, iyiliği ve kötülüğü, kulların irade etmesi, dilemesi ile yaratır. Kulun iradesi yaratmaya sebeptir. Müminler, irade-i cüziyyeleri ile imanı ve itaati dileyince, Allahü teâlâ da, diler ve yaratır. Kâfir, küfrü ve fâsık, günahı dileyince, O da irade ederse, yaratır. Yalnız kulun dilemesi ile bir şey var olmaz. O da dileyince var olur. Allahü teâlâ dilemedikçe, bir sinek, kanadını kımıldatamaz. İnsanların yaptıkları bütün iyilikler ve kötülükler, hep Onun dilemesi ile oluyor. Kullar bir şey yapmak irade edince, O irade etmezse o iş olmaz. Var olmasını dilemediği şey, var olmaz. Var olursa, gücü yetmemek olur. Allahü teâlânın her şeye gücü yeter. Nefsimiz yaratıcı değildir Sual Ehl-i sünnet kitaplarında, hem hayır şer Allah’tan deniyor, hem de kul işlediği günahlardan sorumlu deniyor. Bu çelişki değil mi? Günahları nefsimiz yaratmıyor mu? CEVAP Dinimizde çelişki olmaz. Her şeyin yaratıcısı yalnız Allahü teâlâdır, başka yaratıcı yoktur. Nefsimiz bir şey yaratamaz. Nefsimizi yaratıcı bilmek mutezilenin görüşüdür. Nefsimiz insan ve cin gibi mükellef bir mahlûk bile değildir. İnsan ölünce nefsi yok olacaktır. Mükellef bile olmayan ve yok olup gidecek bir şeye yaratıcı demek ne kadar yanlıştır. İmanın altı esasından biri de, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna inanmaktır. Buna inanmayan Müslüman olamaz. Resulullahın vârisleri olan Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyor ki Her şeyi yaratan, terbiye eden, yetiştiren, her iyiliği yaptıran, gönderen hep Allahü teâlâdır. Kuvvet ve kudret sahibi yalnız Odur. O hatırlatmazsa, kimse, iyilik ve kötülük yapmayı irade, arzu edemez. Kulun iradesinden sonra, O da istemedikçe, kuvvet ve fırsat vermedikçe, hiçbir kimse, hiçbir kimseye, zerre kadar, iyilik ve kötülük yapamaz. Kulun istediği her şeyi, O da irade ederse, dilerse yaratır. Yalnız Onun dilediği olur. İyilik ve kötülük yapmayı, çeşitli sebeplerle hatırlatmaktadır. Merhamet ettiği kulları kötülük yapmak irade edince, O irade etmez ve yaratmaz. İyilik yapmak irade ettikleri zaman, O da irade eder ve yaratır. Böyle kullardan hep iyilik meydana gelir. Gazap ettiği düşmanlarının kötü iradelerinin yaratılmasını, O da irade eder ve yaratır. Bu kötü kullar, iyilik yapmak irade etmedikleri için, bunlardan hep kötülük hasıl olur. Demek ki, insanlar, bir alet, bir vasıtadır. Kâtibin elindeki kalem gibidir. Şu kadar var ki, kendilerine ihsan edilmiş olan İrade-i cüziyye’lerini kullanarak, iyilik yaratılmasını isteyen, sevap, kötülük yaratılmasını isteyen, günah kazanır. Allahü teâlâ, insanların istekli işlerini onların iradeleri ile yaratmasını ezelde dilemiştir. İşlerin insan iradesi ile yaratılması, ezeldeki ilahi irade ile yaratılması demektir. Nefsimiz şer işletir Sual Şerleri yani kötülükleri nefsimiz işlettiğine göre, Hayır da, şer de Allah’tandır demek, doğru olur mu? CEVAP Sebep olmak bakımından, şer yani kötülük elbette nefstendir, ama yaratmak bakımından, hayır da, şer de Allah’tandır. Nefs kötülüğü ister, sebep olur, Allahü teâlâ da yaratır. Yani kötülükleri de Allahü teâlâ yaratır, O irade eder. Allahü teâlâ irade etmezse, yaratmazsa, sivrisinek kanadını oynatamaz. Başımıza gelen her türlü kötülük, Allah’ın iradesiyle ve yaratmasıyla meydana gelir. Hâşâ, nefsimiz yaratıcı değildir, şerri de, hayrı da yaratamaz. Her şeyin yaratıcısı yalnız Allahü teâlâdır. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki Sizi de, işlerinizi de yaratan Allah’tır. [Saffat 96] Kul belayı hak ederse, Allahü teâlâ da ona bela gönderir. İşte bir âyet meali Başınıza gelen bir bela, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. [Bununla beraber] Allah çoğunu affeder. [Şura 30] Demek ki bela, günahlarımız yüzünden gönderiliyor, ama gönderen yine Allah’tır. Âyetin devamında, Allah çoğunu affeder deniyor. Demek ki belayı gönderen Odur, çoğunu da affediyor. Sana gelen her iyilik, Allah’tan [bir ihsanı olarak] gelmekte, her kötülük de [günahlarına karşılık olarak] kendinden gelmektedir. [Nisa 79] Görüldüğü gibi, bu âyette, günahlarınız yüzünden kötülük geliyor buyuruluyor, ama kötülüğü yaratan yine Allahü teâlâdır. Bundan önceki âyette, şerri de Allah’ın yarattığı bildiriliyor. O âyet-i kerimenin meali Kendilerine bir iyilik dokununca, “Bu Allah’tan” derler, başlarına bir kötülük gelince de “Bu senin yüzünden” derler. “Küllün min indillah” [Hepsi Allah’tandır] de! [Nisa 78] Hayrı da, şerri de Allahü teâlânın yarattığına inanmak, imanın şartıdır. Bir hadis-i şerif meali şöyledir Kaderin, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna inanmayan mümin değildir. [Tirmizi] Bid’at ehlinin kimi kaderi, kimi de hayrın ve şerrin Allahü teâlâdan olduğunu inkâr eder. İmanın şartını altıdan aşağı indirenler olduğu gibi, yediye çıkaranlar da var. Hatta İslam’ın şartı diye bir şey olmadığını söyleyenler de var. Bu, eski âlimleri suçlayıp böylece onların üstüne basarak yükselmek isteme hastalığından kaynaklanmaktadır. Çok çirkin bir iştir. Dinde reform yapmak isteyen türedilerin, önceki âlimleri suçlamasının kıyamet alameti olduğu, hadis-i şerifle bildirilmektedir. Yine Peygamber efendimiz, Âlimler, Resulullah’ın vârisleridir buyuruyor. Resulullah’a vâris olan eski âlimleri suçlamak, vârisin sahibi olan Resulullah’ı üzmez mi? Önceki âlimleri suçlama hastalığından kurtulmalıdır. Kişinin said ve şaki olacağı belli ise... Sual Bazı kimseler; “İnsanların said ve şaki olacakları ezelde takdir edildiği için ibadet yapmanın faydası olmaz, kendini boşuna yorma” diyorlar. Bunlara ne denebilir? Cevap Bu sözlerin, şeytanın hilelerinden olduğu Berika ve İslâm Ahlâkı kitaplarında anlatılırken deniyor ki Bu sözlere karşı, ben kulum, kulun vazifesi, sahibinin emrini yapmaktır, demelidir. Buna karşılık; “Emri yapmayınca, azap korkusu olursa, emri yapmak lazım olur. Ezelde said olan için bu korku yoktur” denirse, buna cevap olarak da, Rabbim her şeyi bilir ve dilediğini yapar. Dilediğine hayır, dilediğine şer verir. Kimsede, Ona sual sormak hakkı yoktur demelidir. İblis, İsa aleyhisselama görünerek; -Ezelde Allahü teâlânın takdir ettikleri hasıl olur diyorsun, öyle mi? dedi. -Evet, öyledir buyurdu. -Öyle ise, kendini şu dağın tepesinden aşağı at. Eğer ezelde selametin takdir edilmiş ise, sana bir şey olmaz dedi. Cevabında; -Ey melun! Allahü teâlâ kullarını imtihan eder. Kulun, sahibini imtihan etmeye hakkı yoktur, buyurdu. Şeytanın bu hilesine karşı; “İbadet yapmak faydalıdır. Çünkü, ezelde said isem, sevapların artması, derecelerin yükselmesi için ibadetleri yapmak lazımdır. Şaki isem, ibadet yapmamak azabından kurtulmak için, ibadet yapacağım” demelidir. İbadet yapmanın bana hiçbir zararı da olmaz. Çünkü, Allahü teâlâ hakimdir. İbadet yapanlara azab etmesi, Onun hikmetine yakışmaz. İbadeti terk etmenin, ezelde said olana zararı olmasa bile, faydası yoktur. Böyle olunca, terk etmek nasıl tercih edilir? Aklı olan kimse, faydalı olanı yapar, faydasız olanı terk eder. Ezelde şaki isem, Rabbime itaat etmiş olarak Cehenneme girmeyi, asi olarak girmeye tercih ederim. Bundan başka, Allahü teâlâ, ibadet edenleri Cennete sokacağını, ibadet etmeyenlere Cehennemde azab yapacağını vadetmiştir. Allahü teâlâ vaadinde sadıktır. Vaadinden dönmez. Allahü teâlâ her şeyi sebeple yaratmaktadır. Âdet-i ilâhiyyesi böyledir. Ancak mucize ve keramet olarak âdetini bozmaktadır. İbadetleri, Cennete girmek için sebep yaptığını bildiriyor. Yani, Cennet nimetlerini ibadetlere karşılık olarak yaratmıştır. Hadîs-i şerifte; Hiç kimse Cennete, ibadeti sebebi ile girmez buyuruldu. Karşılık başkadır, sebep olmak başkadır. Kader ve kaza nedir? ve bu konu hakkında bulunan ayet ve hadisleri inceleyeceğiz. Elbette bu konu çok geniş ve ayrıntılı bir konu olduğu için farklı başlıklarda daha geniş anlatacağız inşallah. Kader ve kaza nedir? Evvelen buna bakalım . Allah’ın yarattığı mahlukata ait plan ve işleyişini ifade etmek üzere literatürde kader ve kaza kelimeleri kullanılmaktadır. Sözlükte kader kelimesi için “gücü yeterek, bilerek, planlayarak ölçü ile yapmak, bir varlığın şeklini ve niteliğini belirlemek,” ifadeleri kullanılır. Genel manada ise “İlmi ne kudreti sonsuz olan Allah’ın bütün mahlukatı ve olayları ezelî ilmiyle bilmesi” diye tarif edilmektedir. Kaza için ise “Mahlukat ve hadiselere ait ezeli planın gerçekleşmesi yani vuku bulmasıdır” şeklinde tanımlanır. Kader ve kaza yani bu iki kelime birbirinin gereği ve tamamlayıcısı gibi olup, bazı hadislerde, “Kadere İman”, Hayrı ile Şerri ile kadere iman” diye geçmekte ise de çok yerlerde bir arada kullanılmaktadır. Kaza ve kader Önemli olan şudur ki kelimelerden ziyade manadır. Yani o mana şudur ki her şeyin Allah’u Teâlâ’nın ezelden takdir ve tayin ettiği kadere, ilahi ölçüye uygun bir şekilde yani kaza şeklinde meydana gelmesine kesinlikle iman etmek lazımdır. Çünkü İslam dinine göre, inancımıza göre her şey “takdir’i ilahi” ile yani “ilâhî kadere” uygun olarak yeri ve vakti geldiğine yaratılır, hiç bir şey onun izni ve iradesi dışında olmaz, bir yaprak dahi yere düşüyorsa onun ilminde ve kudretindedir. Kader ve Kaza ile İlgili Ayet ve Hadisler Kader ve kaza konusuna iman, her şeyin Allah’ın takdirine bağlı bulunduğuna işaret eden ayetlerin yanı sıra ilahi ilmin, olmuş ve olacak tüm varlık ve olayları kuşattığını belirten ayetlerde ısrarla vurgulanmıştır. Peygamber Efendimiz de bazı meşhur hadislerinde kadere imanı bir iman esası olarak açıklamıştır. Kader konusu ile aşağıda ki ayetler çok açıktır ve mealleri şu şekildedir. “…O’nun katında her şey bir ölçü miktar iledir” Raad suresi 8. ayet, “…Her şeyi yaratıp ona bir nizam intizam veren ve mukadderatını tayin eden Allah, yüceler yücesidir” Furkan suresi 2. ayet, “De ki Allah’ın bizim için yazdığından başkası bize asla erişmez…” Tövbe suresi 52. ayet. Bu ayetlerden başka Allah’ın her şeyin yaratıcısı olduğunu, dilediğini sapıklığa sevk edip, dilediğini hidayete erdirdiğini, insanlar arasında ölümü O’nun takdir ettiğini bildiren ayetler de bk. ez-Zümer 39/62; es-Sâffât 37/96; el-Arâf 7/178; el-Vâkıa 56/60 vb. kapsam açısından kâinatta her şeyin belli bir kadere bağlı bulunduğu, bunun da Allah Teâlâ tarafından belirlendiği sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Kaza ve Kader, İman Esaslarından mıdır? Abdullah bin Ömer Hz. Ömer’in oğlu dedi ki Babam bana şu şekilde anlattı. Cibril hadisi olarak da bilinen rivayette bildirildiğine göre Hz. Cebrail Peygamberimiz asm’ kalabalık bir cemaatin içinde gelerek ona sordu “İman nedir?” Hz. Peygamber ise cevaben “Allah’a, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, hayır ve şerriyle kadere inanmandır.“ demiştir. Müslim, iman 1 Ehl-i sünnet alimleri yukarıda belirtilen belirtilen ayetler ve Hz. Peygamberin hadisler noktasında bu konuya inanmayı iman esaslarından demişlerdir. Evet bu konu iman esaslarından olup hak ve hakikat bir konudur. Bununla beraber bu konunun iyice anlaşılması ve ehli sünnet alimlerinin izahlarıyla anlaşılması da önemlidir. Yoksa bizler bu konuda sapmış mezheplerden uzağız vesselam.. Allah Teala, insanı zahiri ve batıni teçhizatla donattıktan sonra, ona, hidayet ve dalalet, hayır ve şer yollarını beyan etmek için Peygamberleri vasıtasıyla kitaplar göndererek imtihanın mevcudiyetini ve sınırlarını gösterdi. İmtihan, Allah'ın insanları denemek için verdiği maddî ve mânevî sıkıntıdır. Bu sebeple dünya hayatı da kullar için bir imtihan yeridir. Peki, Kur'an-ı Kerim'de yer alan imtihan ile ilgili ayetler nelerdir? İşte, Cenab-ı Allah'ın kullarının manen yükselmesi için imtihana tabi tuttuğunu gösteren ayetler… Giriş Tarihi 0954 Güncelleme Tarihi 1018 1 16 "Andolsun ki sizleri biraz korku, biraz açlık, mallardan, canlardan ve meyvelerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele! "2/Bakara 155 Mealli Hatim okumak için tıklayınız 2 16 "Ey iman edenler! Andolsun ki Allah, ellerinizin ve mızraklarınızın ulaştığı av hayvanlarını ihramlıya haram kılarak, gözlerin kendisini görmediği yerde, kimin Allah'tan korktuğunu açığa çıkarmak için sizleri imtihan edecektir. Kim de bundan sonra haddi aşarsa onun için can yakıcı bir azap vardır. "5/Mâide 94 3 16 "Hatırlayın! Hani sizi Firavun hanedanından kurtarmıştık. Size işkencenin en kötüsünü reva görüyor, erkek çocuklarınızı boğazlıyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bunda sizin için Rabbinizden büyük bir imtihan vardı". 7/A'râf 141 Kibir ve gurur hakkında ayet ve hadisler 4 16 "Onları öldüren siz değildiniz, fakat Allah onları öldürdü. Attığın zaman sen atmıyordun fakat Allah'tı asıl atan. Müminlere zafer nimetini tattırmak ve onları onunla güzel bir imtihana tabi tutmak için böyle yaptı. Şüphesiz ki Allah, işiten ve dualara icabet eden Semi', her şeyi bilen Alîm'dir." 8/Enfâl 17 Hayır ve şer ile ilgili ayetler 3 kayıt Âl-i İmrân / 180. Ayet وَلَا يَحْسَبَنَّ الَّذ۪ينَ يَبْخَلُونَ بِمَٓا اٰتٰيهُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ هُوَ خَيْرًا لَهُمْۜ بَلْ هُوَ شَرٌّ لَهُمْۜ سَيُطَوَّقُونَ مَا بَخِلُوا بِه۪ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ وَلِلّٰهِ م۪يرَاثُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرٌ۟ Allah’ın, lûtfundan kendilerine bol bol verdiği nimetleri O’nun yolunda harcama hususunda cimrilik edenler, bunun kendileri haklarında hayırlı olduğunu sanmasınlar. Aksine bu onlar için pek fenâ bir durumdur. Çünkü cimrilik ettikleri şeyler kıyâmet günü boyunlarına dolanacaktır. Kaldı ki, göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Yunus / 11. Ayet وَلَوْ يُعَجِّلُ اللّٰهُ لِلنَّاسِ الشَّرَّ اسْتِعْجَالَهُمْ بِالْخَيْرِ لَقُضِيَ اِلَيْهِمْ اَجَلُهُمْۜ فَنَذَرُ الَّذ۪ينَ لَا يَرْجُونَ لِقَٓاءَنَا ف۪ي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ Eğer Allah insanlara müstahak oldukları cezayı, onların faydalarına olan şeyleri çarçabuk elde etmek istedikleri hız ve çabuklukta hiç geciktirmeden verseydi derhal sonları gelir ve yok olup giderlerdi. Fakat biz, bize kavuşma arzusu, ümidi ve beklentisi içinde olmayanları belli bir süre kendi hallerine bırakırız da, azgınlıkları içinde gayesiz bir şekilde şaşkın şaşkın bocalayıp dururlar. İsrâ / 9. Ayet اِنَّ هٰذَا الْقُرْاٰنَ يَهْد۪ي لِلَّت۪ي هِيَ اَقْوَمُ وَيُبَشِّرُ الْمُؤْمِن۪ينَ الَّذ۪ينَ يَعْمَلُونَ الصَّالِحَاتِ اَنَّ لَهُمْ اَجْرًا كَب۪يرًاۙ Hiç şüphesiz bu Kur’an, insanları her hususta en doğru yola, en sağlam ve en isabetli tutuma iletir. Sâlih ameller yapan mü’minlere, kendilerini çok büyük bir mükâfatın beklediğini müjdeler. Hayır kelimesini büyük harflerle"HAYIR" gösterdim Süre İsmi -Ayet 54. Musa kavmine “Ey kavmim! Buzağıya tapmakla nefsinize zulmetmiş oldunuz. Hemen yaratanınıza tevbe edip nefislerinizi öldürünüz. Bu, yaratıcınızın katında sizin için daha HAYIRlıdır.” demişti. Allah da tevbenizi kabul etmişti. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir. 61. Hani siz “Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe mümkün değil katlanamayacağız. Bizim için Rabbine duâ et de; yerin bitirdiği sebze, acur, sarmısak, mercimek ve soğandan çıkarsın.” demiştiniz. Musa da onlara “Siz HAYIRlı olanı, daha aşağı olan şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz? Öyle ise bir şehre inin, orada istediğiniz şeyler var.” demişti. Üzerlerine zillet ve meskenet, horluk ve yoksulluk damgası vuruldu, Allah’ın gazabına uğradılar. Öyle oldu; çünkü onlar Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlar, haksız yere peygamberlerini öldürüyorlardı. İsyana daldıkları, haddi aşıp aşırı gittikleri için bunu hak ettiler. 103. Eğer onlar iman edip Allah’tan korksalardı, Allah katında kendilerine verilecek sevap daha HAYIRlı olurdu. Keşke bilmiş olsalardı! 105. Kitap ehlinden olan kâfirler de müşrikler de size Rabbinizden bir HAYIR inmesini istemezler. Oysa Allah kimi dilerse onu rahmetiyle mümtaz kılar. Allah büyük lütuf sahibidir. 106. Biz herhangi bir âyeti nesheder hükmünü kaldırır veya unutturursak, mutlaka ondan daha HAYIRlısını veya benzerini getiririz. Bilmez misin ki Allah her şeye kâdirdir. 110. Namazı kılınız, zekâtı veriniz. Kendiniz için önceden gönderdiğiniz her hayrı Allah katında bulursunuz. Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızı görmektedir. 148. Herkesin yöneldiği bir yönü kıblesi vardır. Öyle ise siz de HAYIRda yarışın. Nerede olursanız olun, Allah hepinizi bir araya getirecektir. Şüphesiz ki Allah her şeye kâdirdir. 158. Safâ ile Merve Allah’ın nişanelerindendir. Kim ki Hacc veya Umre niyetiyle Kâbe’yi ziyaret ederse, bunlar arasında tavaf etmesinde kendisine bir vebal yoktur. Her kim gönlünden koparak bir HAYIR işlerse, şüphesiz ki Allah karşılığını verir, O her şeyi bilir. 180. Birinize ölüm geldiği zaman, eğer geriye bir HAYIR mal bırakacak olursa, anaya, babaya ve yakın akrabaya usulüne uygun bir şekilde vasiyette bulunmak takvâ sahipleri üzerine bir hak olarak yazıldı. 184. Oruç sayılı günlerdir. Sizden kim o günlerde hasta olur veya seferde bulunursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruç tutmaya gücü yetmeyenler ise, bir yoksul doyumu fidye verir. Kim kendi isteğiyle nafile olarak HAYIR yaparsa, bu kendisi için daha HAYIRlıdır. Eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha HAYIRlıdır. 197. Hacc bilinen aylardır. Her kim o aylarda Hacc’a niyet ederse, bilmelidir ki Hacc’da kadına yaklaşmak, günah işlemek ve tartışmak yoktur. Siz ne HAYIR yaparsanız Allah onu bilir. Kendinize azık edinin. Şüphesiz ki azığın en HAYIRlısı takvâdır. Ey akıl sahipleri! Benden korkun! 215. Resulüm! Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki “HAYIRdan harcayacağınız şey, ana-baba, yakınlar, yetimler, düşkünler ve yolcular içindir. HAYIR olarak ne yaparsanız, şüphesiz ki Allah onu bilir.” 220. Dünya ve ahiret hakkında düşünesiniz diye. Resulüm! Sana yetimler hakkında da sorarlar. De ki “Onları ıslah edip yetiştirmek daha HAYIRlıdır.” Eğer onları aranıza alır, birlikte yaşarsanız, unutmayın ki onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah bozguncuyu ve ıslah ediciyi bilir. Eğer Allah dileseydi sizi zahmete sokardı. Şüphe yok ki Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. 221. İnanıncaya kadar, Allah’a eş koşan müşrik bir kadınla evlenmeyin. Müşrik kadın hoşunuza gitse dahi, imanlı câriye ondan daha HAYIRlıdır. İnanıncaya kadar müşrik erkekleri imanlı kadınlarla evlendirmeyin. İmanlı bir köle, hoşunuza gitse dahi bir müşrikten daha HAYIRlıdır. Müşrikler cehenneme çağırırlar, Allah ise izniyle cennete ve mağfirete çağırır. Allah düşünüp anlasınlar diye âyetlerini insanlara böyle açıklıyor. 269. Allah hikmeti kime dilerse ona verir. Kime de hikmet verilirse, ona muhakkak ki çok HAYIR verilmiştir. Bunu ancak akl-ı selim sahipleri düşünüp anlar. 272. İnsanları hidayete erdirmek senin üzerine borç değildir. Şu kadar var ki, Allah dilediği kimseye hidayet eder. HAYIR olarak harcadığınız her şey kendiniz içindir. Zaten siz yalnız Allah rızâsını kazanmak için infak edersiniz. Verdiğiniz her HAYIR, tam olarak size noksansız ödenir ve siz aslâ haksızlığa uğratılmış olmazsınız. 273. Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adayıp yeryüzünde dolaşmayan kapı kapı gezmeyen fakirlere verin ki; onlar yüzsuyu dökmediklerinden, durumlarını bilmeyen onları zengin sanır. Onları simâlarından tanırsın. Yüzsüzlük ederek insanlardan istemezler. HAYIRdan ne infak ederseniz, şüphesiz ki Allah onu bilir. 280. Eğer borçlu darlık içinde bulunuyorsa, eli genişleyinceye kadar ona mühlet verin. Eğer bilirseniz sadaka olarak bağışlamanız sizin için daha HAYIRlıdır. İmran 26. De ki “Ey mülkün sahibi Allah! Sen mülkü kime dilersen ona verirsin, kimden dilersen ondan alırsın. Kime dilersen ona izzet verirsin, yükseltirsin. Kime dilersen ona zillet verirsin, alçaltırsın. HAYIR senin elindedir. Sen her şeye kâdirsin.” İmran 104. İçinizde insanları hayra çağıran, iyilikleri emreden, kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun. İşte onlar gerçek kurtuluşa erenlerdir. İmran 110. Siz beşeriyet için meydana çıkartılmış en HAYIRlı bir ümmetsiniz. İyiliği emreder kötülükten vazgeçirmeye çalışırsınız ve Allah’a inanırsınız. Ehl-i kitap da inansaydı, elbette bu kendileri için daha HAYIRlı olurdu. İçlerinde iman edenler olmakla birlikte, çoğu yoldan çıkmış fâsıklardır. İmran 114. Onlar Allah’a ve ahiret gününe inanırlar. İyiliği emreder kötülükten men ederler. HAYIRlı işlere koşuşurlar. İşte bunlar sâlih kimselerdendirler. İmran 150. Halbuki sizin mevlânız Allah’tır ve O yardımcıların en HAYIRlısıdır. İmran 157. Andolsun ki Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, şunu iyi bilin ki Allah’ın bağışlaması ve rahmeti, onların dünyada topladıklarından çok daha HAYIRlıdır. İmran 178. Kâfirler kendilerine mühlet verişimizi sakın kendileri için HAYIRlı sanmasınlar. Biz onlara sırf günahları çoğalsın diye mühlet veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır. İmran 180. Allah’ın, kereminden kendilerine verdiği şeyde cimrilik edenler hiçbir zaman onu kendileri için HAYIRlı sanmasınlar. Bu onların zararınadır. Cimrilik ettikleri şeyler kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. İmran 198. Fakat Rablerinden korkanlar için, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler vardır. Allah tarafından ağırlanırlar. Ebrâr iyiler için Allah katındakiler ise daha HAYIRlıdır. 19. Ey iman edenler! Kadınlara zorla vâris olmanız size helâl değildir. Apaçık bir hayâsızlık yapmadıkça, onlara mehir olarak verdiğinizin bir kısmını geri almak için onları sıkıştırmayın. Kadınlarınızla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmazsanız, olabilir ki hoşunuza gitmeyen bir şeye Allah birçok HAYIRlar koymuş olabilir. 46. Yahudilerden öyleleri var ki, kelimeleri yerlerinden değiştirirler. “İşittik ve isyan ettik”, “Dinle, dinlemez olası” derler. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “Râinâ” derler. Eğer onlar “İşittik, itaat ettik, dinle, bizi gözet” deselerdi, kendileri için daha HAYIRlı ve daha doğru olurdu. Fakat inkârları yüzünden Allah onlara lânet etmiştir. Artık pek az inanırlar. 59. Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Herhangi bir şey hakkında anlaşmazlığa düşerseniz, onu hemen Allah’a ve Peygamber’e arzedin, eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız. Bu sizin için daha HAYIRlı ve netice itibariyle daha güzeldir. 66. Eğer biz onlara “Kendinizi öldürün veya yurtlarınızdan çıkın!” diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç bunu yapmazlardı. Kendilerine verilen öğütleri yerine getirselerdi, elbette onlar için daha HAYIRlı ve dinde sâbit kalmaları bakımından daha sağlam olurdu. 77. Kendilerine “Ellerinizi savaştan çekin, namazı kılın ve zekâtı verin.” denilen kimseleri görmedin mi? Üzerlerine savaş farz kılınınca içlerinden bir grup, insanlardan Allah’tan korkar gibi, hatta daha fazla korkmaya başladılar. “Rabbimiz! Bize savaşı niçin farz kıldın? Bizi yakın bir süreye kadar tehir etsen savaş emrini bir süre geciktirsen olmaz mıydı?” dediler. Onlara de ki “Dünyanın geçimliği azdır, Allah’tan korkanlar için ahiret daha HAYIRlıdır. Size zerre kadar zulmedilmez.” 114. Onların fısıldaşmalarının çoğunda HAYIR yoktur. Ancak sadaka vermeyi, iyilik yapmayı veya insanların arasını düzeltmeyi emredenlerin sözünde HAYIR vardır. Kim Allah’ın rızâsını kazanmak için bunları yaparsa biz ona çok büyük bir mükâfat vereceğiz. 127. Resulüm! Senden kadınlar hakkında fetvâ istiyorlar. De ki “Onlar hakkındaki fetvâyı size Allah veriyor Kendilerine yazılmış olanı mirası vermediğiniz ve nikâhlamak istediğiniz yetim kızlar, mağdur çocuklar ve yetimlere karşı âdil davranmanız hakkında Kitap’ta size okunan âyetler var.” Ne HAYIR yaparsanız, şüphesiz ki Allah onu bilir. 128. Eğer kadın kocasının ilgisizliğinden veya kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse, bazı fedakârlıklarla sulh olup aralarını düzeltmelerinde bir günah yoktur. Sulh ise daha HAYIRlıdır. Nefisler ise kıskançlığa meyyaldir. Eğer iyi geçinir ve Allah’tan korkarsanız, şüphesiz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır. 170. Ey insanlar! Peygamber size Rabbinizden hak ile gelmiştir. O halde kendi HAYIRınıza olarak hemen ona iman edin. Eğer kâfir olursanız, göklerde ve yerde ne varsa şüphesiz ki hepsi Allah’ındır. Allah bilendir, hikmet sahibidir. 171. Ey ehl-i kitap! Dininizde taşkınlık etmeyin. Allah hakkında ancak gerçeği söyleyin. Meryem oğlu İsâ Mesih, Allah’ın peygamberi, Meryem’e ulaştırdığı kelimesi ve O’ndan bir ruhtur. Allah’a ve peygamberlerine inanın, üçtür demeyin. Sizin için HAYIRlı olmak üzere bundan vazgeçin. Allah ancak bir tek ilâhtır. O, çocuk sahibi olmaktan münezzehtir. Göklerde ve yerde olanların hepsi O’nundur. Vekil olarak Allah yeter! 48. Resulüm! Sana da, kendinden önceki kitapları tasdik edip doğrulayıcı ve üzerlerine şâhit olarak bu Kitab’ı hak ile indirdik. Aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen hakkı bırakıp da onların hevâ ve heveslerine uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol tayin ettik. Eğer Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet yapardı. Fakat Allah size verdiği şeyde sizi denemek istedi. Öyleyse HAYIR işlerine koşun! Hepinizin dönüşü Allah’adır. Üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri O size haber verecektir. 114. Meryem oğlu İsâ şöyle dedi “Ey Allah’ım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki, bizim hem öncekilerimiz hem sonrakilerimiz için bir bayram ve senden bir delil mucize olsun. Bizi rızıklandır, sen rızık verenlerin en HAYIRlısısın!” 17. Eğer Allah sana bir zarar isabet ettirecek olursa, onu kendisinden başka hiçbir kimse gideremez. Sana bir HAYIR isabet ettirirse, bunu da kimse geri alamaz. Şüphesiz ki O her şeye kâdirdir. 32. Dünya hayatı sadece oyun ve oyalanmadır. Ahiret yurdu ise Allah’tan korkanlar için elbette daha HAYIRlıdır. Düşünmüyor musunuz? 57. De ki “Şüphesiz ki ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerindeyim. Siz ise onu yalanladınız. Çabucak gelmesini istediğiniz azap benim elimde değildir. Hüküm ancak Allah’ındır. O hakkı haber verir ve O, ayırdedenlerin en HAYIRlısıdır.” 158. Onlar kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini veyahut Rabbinin bazı âyetlerinin mucizelerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin bazı âyetleri mucizeleri geldiği gün, kişi daha önce inanmamışsa veya imanında bir HAYIR kazanmamışsa, imanı ona hiç fayda sağlamaz. De ki “Bekleyin, şüphesiz ki biz de beklemekteyiz.” 12. Allah “Sana emrettiğim halde, seni secde etmekten alıkoyan nedir?” buyurdu. İblis “Ben ondan daha HAYIRlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın!” dedi. 26. Ey Âdemoğulları! Size utanç yerlerinizi örtecek bir elbise ve bir de süs elbisesi indirdik. Takvâ elbisesi ise bunlardan daha HAYIRlıdır. Bunlar Allah’ın âyetlerindendir. Belki düşünüp ibret alırlar. 85. Medyen halkına da kardeşleri Şuayb’ı gönderdik. Onlara dedi ki “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka ilâhınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil gelmiştir. Ölçüyü tartıyı tam yapın, insanların eşyalarını eksik vermeyin. Islah edildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Eğer inanıyorsanız böylesi sizin için daha HAYIRlıdır.” 87. “Eğer içinizden bir kısmı benimle gönderilene inanır bir kısmı da inanmazsa, o halde Allah aramızda hükmünü verinceye kadar sabredin. O hükmedenlerin en HAYIRlısıdır.” 89. “Allah bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra tekrar dininize dönersek, Allah’a karşı iftira etmiş oluruz. Rabbimiz Allah dilemedikten sonra geri dönmemiz bizim için olacak şey değil! Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz sadece Allah’a güvendik.” Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında adâletle hükmet! Sen hükmedenlerin en HAYIRlısısın. 155. Musa, tayin ettiğimiz vakit için kavminden yetmiş kişiyi seçti. Onları bir sarsıntı tutunca, dedi ki “Rabbim! Dileseydin bunları da beni de daha önce helâk ederdin. Aramızdaki beyinsizlerin yaptıklarından ötürü bizi helâk eder misin? Bu senin imtihanından başka bir şey değildir. Sen bu imtihanınla dilediğini dalâlete düşürür saptırırsın, dilediğini de hidayete götürür doğru yola iletirsin. Bizim dostumuz sensin. Bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bağışlayanların en HAYIRlısısın.” 169. Arkalarından onların yerine Kitab’a vâris olan bir takım kimseler geldiler. Şu aşağılık dünyanın geçici menfaatini alıyorlar ve “Biz nasıl olsa bağışlanacağız.” diyorlardı. Onlara buna benzer bir menfaat daha gelse onu da almaktan tereddüt etmezler. Allah’a karşı gerçekten başka bir şey söylemeyeceklerine dâir Kitap’ta onlardan söz alınmamış mıydı? Ve onun içindekileri ders olarak okumamışlar mıydı? Allah’tan korkanlar için ahiret yurdu elbette daha HAYIRlıdır. Hâlâ düşünmüyor musunuz? 188. De ki “Ben kendime Allah’ın dilediğinden başka ne bir fayda ne de bir zarar vermeye sahip değilim. Eğer gaybı bilseydim, elbette daha çok HAYIR yapmak isterdim ve bana hiçbir kötülük dokunmazdı. Ben sadece iman eden bir topluluk için uyarıcı ve müjdeciyim.” 23. Eğer Allah onlarda bir HAYIR görseydi, elbette onlara işittirirdi. Fakat işittirseydi bile, onlar yine yüz çevirerek dönerlerdi. 30. Hani o inkâr edenler, bir zamanlar seni bağlayıp bir yere kapamak veya öldürmek ya da sürmek için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarlarken Allah da tuzaklarını bozuyordu. Allah tuzak kuranlara karşılık verenlerin en HAYIRlısıdır. 70. Ey Peygamber! Elinizde bulunan esirlere de ki “Eğer Allah kalplerinizde bir iyilik bulursa, sizden alınan fidyeden daha HAYIRlısını size verir ve sizi bağışlar. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.” 3. Ayrıca Hacc-ı ekber gününde Allah ve Resul’ünden insanlara bir ilândır. Allah ve Resul’ü müşriklerden uzaktır. Eğer hemen tevbe ederseniz, bu sizin için daha HAYIRlıdır. Ve eğer yüz çevirirseniz, iyi bilin ki siz Allah’ı âciz bırakacak değilsiniz. O kâfirlere acıklı bir azabı müjdele! 41. Gerek hafif gerek ağırlıklı olarak hepiniz elbirlik savaşa çıkın! Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla cihad edin! Eğer bilirseniz bu sizin için çok daha HAYIRlıdır. 61. Onların içinde öyleleri vardır ki, Peygamber’i incitirler. “O her söyleneni dinleyen bir kulaktır.” derler. Resulüm! De ki “O sizin için bir HAYIR kulağıdır. Allah’a inanır, müminlere inanır ve içinizden iman edenler için bir rahmettir.” Allah’ın Peygamber’ini incitip üzenlere acıklı bir azap vardır. 74. Onlar, kötü bir şey söylemediklerine dâir Allah’a yemin ederler. Onlar o küfür kelimesini kesinlikle söylediler. İslâm’dan sonra küfre saptılar. Ve o başaramadıkları cinayeti tasarladılar. Halbuki intikam almaya yeltenmeleri için Allah’ın ve Resul’ünün onları lütfundan zenginleştirmiş olmasından başka bir sebep yoktu. Eğer tevbe ederlerse haklarında HAYIRlı olur. Şayet yanaşmazlarsa Allah onları dünyada da, ahirette de acıklı bir azaba uğratır. Yeryüzünde onları koruyacak veya onlara yardım edecek bir kimse de bulunmaz. 88. Fakat o Peygamber ve onun maiyyetinde bulunan müminler, mallarıyla canlarıyla cihad ettiler. İşte bütün HAYIRlar onlarındır. Saâdete erişenler de onlardır. 109. Binasını Allah korkusu ve rızâsı üzerine kuran kimse mi HAYIRlıdır, yoksa binasını çökecek bir yar kıyısına kurup da onunla birlikte kendisi de cehennem ateşine yuvarlanıp giden kimse mi HAYIRlıdır? Allah zâlimler gürûhunu hidayete erdirmez. 11. Eğer Allah, insanlara hayrı çarçabuk istedikleri gibi şerri de acele verseydi, süreleri hemen bitmiş olurdu. Fakat biz, bize kavuşmayı ummayanları, azgınlıkları içinde şaşkın bir halde bırakırız. 58. De ki “Ancak lütfu ve rahmetiyle, evet işte asıl bunlarla sevinsinler. Bu, onların toplayıp biriktirdiklerinden daha HAYIRlıdır.” 107. Eğer Allah sana bir zarar bir sıkıntı verirse, onu senden kaldıracak O’dur. Eğer sana bir HAYIR ve iyilik dilerse, lütfuna kimse mâni olamaz. O bunu kullarından dilediğine eriştirir. O çok bağışlayan, çok merhamet edendir. 109. Sana vahyedilene uy. Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O hüküm verenlerin en HAYIRlısıdır. 31. “Ben size Allah’ın hazineleri benim yanımdadır.’ demiyorum, gaybı da bilmem. Ben bir meleğim.’ de demiyorum. Gözlerinizin hor ve hakir gördüğü mümin kimseler için Allah onlara hiçbir HAYIR vermeyecektir.’ diyemem. Özlerinde olanı daha iyi bilen Allah’tır. Bunu söylediğim takdirde mutlaka ben de zâlimlerden olurum.” 86. “Eğer inanıyorsanız Allah’ın helâl olarak bıraktığı kâr sizin için daha HAYIRlıdır. Ben sizin üzerinize bekçi değilim.” 39. “Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı birçok ilâhlar mı HAYIRlıdır, yoksa Kahhar olan bir tek Allah mı?” 57. Ahiret mükâfatı ise, iman edip takvâ üzere bulunanlar, Allah’tan saygı ile korkup fenâlıklardan sakınanlar için elbette daha HAYIRlıdır. 59. Yüklerini hazırlayınca dedi ki “Baba bir kardeşinizi de bana getirin. Sizlere ölçüyü bol tuttuğumu ve benim misafirperverlerin en HAYIRlısı olduğumu görmüyor musunuz?” 64. Babaları dedi ki “Daha önce kardeşi hakkında size ne kadar güvendiysem, bunun hakkında da ancak o kadar güvenirim. Allah en HAYIRlı koruyucudur ve O merhametlilerin en merhametlisidir.” 80. Ondan ümitlerini kesince, aralarında görüşmek üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki “Babanızın sizden Allah adına kesin söz aldığını, daha önce Yusuf meselesinde de işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Babam bana izin verinceye veya Allah hakkımda hüküm verinceye kadar bu yerden ayrılmayacağım. O hükmedenlerin en HAYIRlısıdır.” 109. Resulüm! Biz senden önce de, şehirler halkından kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını peygamber göndermedik. Yeryüzünde hiç dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görsünler! Allah’tan korkup sakınan muttakiler için âhiret yurdu elbette daha HAYIRlıdır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız? 30. Allah’tan korkanlara da “Rabbiniz ne indirdi?” denildiği zaman “HAYIR indirdi.” derler. Bu dünyada güzel işler yapanlara güzellik vardır, ahiret yurdu ise onlar için daha HAYIRlıdır. Takvâ sahiplerinin yurdu ne güzeldir! 76. Allah iki kişiyi misal olarak verir. Birisi dilsizdir, hiçbir şey beceremez, efendisinin üzerine bir yüktür, onu nereye gönderse bir HAYIR getirmez. Şimdi bu adamla, doğru yolda yürüyerek adaleti emreden kimse bir olabilir mi? 95. Allah’ın ahdini verdiğiniz sözü az bir karşılığa satmayın. Eğer bilirseniz, Allah katında olan sizin için daha HAYIRlıdır. 126. Eğer ceza verecek olursanız, size verilen cezanın misli ile ceza verin. Sabrederseniz, elbette bu sabredenler için daha HAYIRlıdır. 11. İnsan HAYIR istiyormuşcasına şer ister ve insan çok acelecidir. 35. Bir şeyi ölçtüğünüz zaman ölçüyü tam tutun, doğru terazi ile tartın. Bu daha iyidir, sonu da daha güzeldir. 36. “Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Şayet Rabbime döndürülürsem, hiç şüphem yok ki, orada bundan daha HAYIRlı bir âkibet bulurum.” 40. “Rabbim bana senin bağından daha iyisini verebilir ve seninkinin üzerine ise gökten yıldırımlar gönderir de bağın kupkuru bir toprak haline gelir.” 44. İşte bu durumda yardım ve dostluk, hak olan Allah’a mahsustur. O’nun vereceği sevap da daha HAYIRlıdır, âkibet de daha HAYIRlıdır. 46. Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür. Bâki kalacak olan sâlih ameller ise, Rabbinin katında hem sevapça daha HAYIRlıdır, hem de ümit etmeye daha lâyıktır. 95. Dedi ki “Rabbimin beni içinde bulundurduğu kuvvet ve makam sizin vereceğinizden daha HAYIRlıdır. Siz bana kuvvetle yardım edin de sizinle onlar arasına aşılmaz sağlam bir sed yapayım.” 73. Âyetlerimiz kendilerine açık açık okunduğu zaman kâfirler iman edenlere “Bu iki topluluktan hangisinin mevki ve makamı daha HAYIRlı, meclis ve topluluğu daha güzeldir?” dediler. 76. Allah hidayette bulunanların hidayetini artırır. Bâki kalacak sâlih ameller, Rabbinin katında hem sevap olarak daha iyidir, hem de netice olarak daha HAYIRlıdır. 73. “Doğrusu biz hatalarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri bağışlaması için Rabbimize iman ettik. Allah daha HAYIRlı ve O’nun vereceği mükâfat ve ceza daha devamlıdır.” 131. Sakın kendilerini denemek için, onlardan bazılarına bol bol verdiğimiz dünya hayatının süsüne gözlerini dikme! Rabbinin rızkı hem daha HAYIRlı hem de daha süreklidir. 35. Her insan ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak HAYIR ile de şer ile de deniyoruz. Sonra bize döndürüleceksiniz. 73. Onları emrimizle doğru yolu gösteren rehberler kıldık. Onlara HAYIRlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar bize hep kulluk eden kimselerdi. 89. Zekeriyâ’yı da an! Hani Rabbine niyaz etmişti “Ey Rabbim! Beni yalnız bırakma! Sen vârislerin en HAYIRlısısın.” 90. Biz de onun duâsını kabul ederek, kendisine Yahyâ’yı bağışladık. Eşini de doğum yapacak hâle getirdik. Bütün bu peygamberler HAYIR işlerinde yarışırlar, umarak ve korkarak bize duâ ederlerdi. Onlar bize karşı çok itaatkârlardı, bizim için derin saygı gösterenlerdi. 11. İnsanlardan kimi de, Allah’a bir yar kenarındaymış gibi kulluk eder. Eğer kendisine bir HAYIR dokunursa buna pek memnun olur. Başına bir belâ gelirse yüzüstü döner. Dünyayı da ahireti de kaybeder. İşte apaçık kayıp budur. 30. İşte böyle. Her kim Allah’ın yasaklarına tâzim ederse bu, Rabbinin katında kendisi için daha HAYIRlıdır. Haram olduğu size okunanların dışında kalan hayvanlar size helâl kılındı. O halde murdar olan putlardan kaçının ve yalan sözden çekinin. 36. Biz kurbanlık develeri sizin için Allah’ın nişanelerinden kıldık. Onlarda sizin için HAYIR vardır. Ön ayakları bağlı olduğu halde keserken Allah’ın adını anın. Yanları üstüne düştüklerinde ise onlardan yiyin. Kanaat edip istemeyene de, isteyene de yedirin. Şükredersiniz diye onları böylece sizin emrinize musahhar kıldık. 58. Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülen veya ölenlere Allah elbette güzel bir rızık verecektir. Hiç şüphesiz ki Allah, rızık verenlerin en HAYIRlısıdır. 29. “Ve de ki Ey Rabbim! Beni bereketli bir yere indir. Sen indirenlerin en HAYIRlısısın.” 56. Onların iyiliklerine koşuyoruz? HAYIR onlar işin farkında değiller. 61. İşte onlar HAYIR işlerine koşuşurlar ve onlar HAYIR için önde giderler. 72. Resulüm! Yoksa sen onlardan bir ücret mi istiyorsun? Rabbinin vereceği ücret daha HAYIRlıdır. O, rızık verenlerin en HAYIRlısıdır. 109. Kullarımdan bir zümre “Ey Rabbimiz! İnandık, bizi bağışla, bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en HAYIRlısısın.” diyorlardı. 118. De ki “Ey Rabbim! Bağışla, merhamet et, sen merhamet edenlerin en HAYIRlısısın.” 11. O uydurma haberi getirip ortaya atanlar, içinizden belirli bir zümredir. Siz onu, kendiniz için bir şer sanmayın. Bilakis o, sizin için HAYIRdır. Onlardan her kişiye, kazandığı günahın cezası vardır. Onlardan o yalanın en büyüğüne elebaşılık yapana da büyük bir azap vardır. 27. Ey iman edenler! Kendi ev ve odalarınızdan başka evlere, sahipleri ile alışkanlık temin edip, izin almadan ve selâm vermeden girmeyin. Bu sizin için daha HAYIRlıdır. Olur ki iyice düşünür hikmetini anlarsınız. 60. Evlenme ümidi kalmayan yaşlı kadınların, zinetlerini açığa vurmamak şartıyla dış örtülerini çıkarmalarında kendilerine bir günah yoktur. Yine de iffetli olmaları kendileri için daha HAYIRlıdır. Allah işitendir, bilendir. 10. Şânı ne yücedir o Allah’ın ki, eğer dilerse sana onların söylediklerinden daha HAYIRlısını, altından ırmaklar akan cennetler verir ve senin için köşkler ihsan eder. 15. De ki “Bu mu daha HAYIRlıdır, yoksa muttakilere vaad olunan Huld cenneti mi?” Orası onlar için bir mükâfattır ve bir varış yeridir. 36. Elçiler hediyelerle Süleyman’a gelince dedi ki “Siz bana mal ile yardım mı etmek istiyorsunuz? Allah’ın bana verdiği, size verdiğinden daha HAYIRlıdır. Hediyenizle ancak siz sevinirsiniz!” 59. De ki “Hamd olsun Allah’a, selâm olsun O’nun beğenip seçtiği kullarına. Allah mı daha HAYIRlı, yoksa O’na koştukları ortaklar mı?” 24. Bunun üzerine koyunlarını sulayıverdi. Sonra gölgeye çekildi ve “Rabbim! Doğrusu bana indireceğin hayra muhtacım.” dedi. 26. O iki kızdan biri “Babacığım! Onu ücretle tut. Çünkü ücretle tuttuklarının en HAYIRlısı budur, güçlü ve güvenilir bir adamdır.” dedi. 60. Size verilen her şey dünya hayatının bir geçimliği ve ziynetidir. Allah katında olanlar ise daha HAYIRlı ve daha devamlıdır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız? 80. Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise “Yazıklar olsun size!” dediler. Allah’ın mükâfâtı, iman edip sâlih amel işleyenler için daha HAYIRlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir. 16. İbrahim’i de gönderdik. O kavmine şöyle demişti “Allah’a kulluk edin, O’ndan korkun. Eğer bilmiş olsanız bu sizin için daha HAYIRlıdır.” 38. Akrabaya, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver. Allah’ın rızâsını dileyenler için bu daha HAYIRlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir. 25. Allah o kâfirleri öfke ve kinleriyle geri çevirdi. Onlar hiç hayra eremediler. Allah savaşta müminlere yetti. Allah kuvvetlidir, Azîz’dir. "39. De ki “Rabbim kullarından dilediğinin rızkını genişletir, dilediğine darlaştırır. İnfak ettiğiniz herhangi bir şeyin yerine daha iyisini verir. Çünkü O, rızık verenlerin en HAYIRlısıdır.”" 32. Sonra biz o Kitab'ı kullarımızdan beğenip seçtiklerimize miras bıraktık. Onlardan kimi nefsine zulmedendir. Kimi mutedildir Orta yoldadır. Onlardan bir kısmı da Allah'ın izniyle HAYIR yarışlarında öncü olanlardır. İşte bu, büyük bir fazl-u keremin tâ kendisidir. 62. Böyle bir nimete konmak mı daha HAYIRlıdır, yoksa zakkum ağacı mı? "76. İblis “Ben ondan daha HAYIRlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.” dedi." 40. Âyetlerimiz hakkında doğruluktan ayrılıp sapıklığa düşenler bizden gizli kalmazlar. O halde ateşin içine atılan mı daha HAYIRlıdır, yoksa kıyamet gününde emin olarak gelen mi daha HAYIRlıdır? Dilediğinizi yapın! Çünkü O, yaptıklarınızı görmektedir. 49. İnsan HAYIR istemekten usanmaz. Dâima nimetinin ve servetinin artmasını diler. İstediği eline geçmeyip kendisine bir kötülük dokunduğu zaman da ümitsizliğe düşer, ye'se kapılır. 36. Size verilen herhangi bir şey, dünya hayatının kısa süreli bir geçimidir. Allah'ın yanında bulunanlar ise, daha HAYIRlı ve daha devamlıdır. Bu mükâfat iman edenler ve Rablerine tevekkül edip güvenenler içindir. 32. Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Dünya hayatında onların maişetlerini geçimliklerini kendi aralarında biz taksim ettik. Kimini kimine derece derece üstün kıldık ki, bir kısmı bir kısmını iş adamı edinsin, böylece kaynaşsınlar. Rabbinin rahmeti onların biriktirdikleri şeylerden daha HAYIRlıdır. "58. “Bizim ilâhlarımız mı iyidir, yoksa o mu?” dediler. Sırf seninle tartışmak için bu misâli getirdiler. HAYIR! Doğrusu onlar kavgacı bir topluluktur." 37. Bunlar mı daha HAYIRlı, yoksa Tubba' kavmi ve onlardan öncekiler mi? Biz onları da helâk ettik, çünkü onlar günahkâr idiler. "11. İnkâr edenler iman edenler için “Eğer bu din bir HAYIR olsaydı, onlar bizi geçemezlerdi.” dediler. Fakat onlar bununla hidayete ermek arzusunda olmadıkları için “Bu eski bir uydurmadır.” diyeceklerdir." 21. Oysa onlara itaat etmek ve uygun olanı söylemek yaraşırdı. İş ciddiye bindiği zaman Allah'a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha HAYIRlı olurdu. 5. Eğer onlar sen yanlarına çıkıncaya kadar bekleselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. 11. Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Alay edilenler belki de Allah katında kendilerinden daha HAYIRlıdır. Kadınlar da başka kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lâkapla çağırmayın. İnandıktan sonra yoldan çıkmış olmak ne kötü addır! Kim de tevbe etmezse, işte onlar zâlimlerdir. “Hayra, iyiliklere bütün hızıyla engel olan azgın zalim şüpheciyi!”" 43. Sizin kâfirleriniz onlardan daha mı HAYIRlıdır? Yoksa kitaplarda sizin için bir kurtuluş belgesi mi var? 70. İçlerinde güzel yüzlü kadınlar vardır. 12. Ey iman edenler! Peygamber'e hususi bir şey arzedip konuşmak istediğiniz zaman bu konuşmanızdan önce fakirlere sadaka veriniz. Bu sizin için daha HAYIRlı ve daha temizdir. Şayet sadaka verecek bir şey bulamazsanız üzülmeyiniz. Şüphe yok ki Allah çok bağışlayan ve çok merhamet edendir. 11. Allah'a ve Resul'üne imanda sebat eder, Allah yolunda mallarınızla canlarınızla cihad edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok daha HAYIRlıdır. 09Cuma 9. Ey iman edenler! Cuma günü namaz için ezan okunduğu zaman hemen Allah'ı zikretmeye koşun. Alış-verişi işi-gücü bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha HAYIRlıdır. 011Cuma 11. Onlar bir ticaret veya bir oyun eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp oraya yönelirler ve seni ayakta bırakırlar. De ki Allah'ın nezdinde bulunan, eğlenceden de ticaretten de HAYIRlıdır. Allah rızık verenlerin en HAYIRlısıdır. 17. Halbuki ahiret hayatı daha HAYIRlı ve daha süreklidir. 04Duha 4. Andolsun ki senin için ahiret dünyadan daha HAYIRlıdır. 03Kadir 3. Kadir gecesi bin aydan daha HAYIRlıdır.

hayır ve şer ile ilgili ayetler