İçindekiler. Robot Süpürge Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler. En İyi 7 Robot Süpürge Tavsiyesi. Xiaomi Mi Vacuum Cleaner. iRobot Roomba i7+. Anker Eufy Robovac 11s. Xiaomi Viomi V2 Pro. Xiaomi Mi Robot Vacuum Mop Pro. Roborock S5 Max.
Maalesef hiçbir kontrol yok! Sadece sağlık sektöründe değil pek çok meslek grubunda şarlatanlar ve showman’ler var. Danışmanlık sektöründe de var böyle tipler. Medya bunları
İnsanların görevin vazifesini güzelce yapması çok önemlidir. Burada anlatılmak istenen olay, görev bilincine sahip olmaktır. Yani sorumluluk sahibi olarak işlerinize gereken önemi vermektir. Yurdumuzda mesleği ne olursa olsun herkesin işini iyi yapıyor olması vatanımıza ne büyük katkılar sağlar değil mi?
Araştırmalar, insanın sevdiği işi yapmasının her şeyden daha önemli olduğunu; işini sevmeyen insanların mutsuz olduklarını söylüyor. Ben sıradışı bir müzik yeteneği olan ve çok iyi piyano çalan ama piyano çalmaktan hiç hoşlanmadığı için yaptığı işi hiç sevmeyen sanatçılar tanıdım.
Özetle, evrim sürecinde insanda hem iyi, hem de kötü yönlerinin geliştiğine dikkat çeken Edward O. Wilson, “Bir insanın kötü yönlerinden tümüyle arınması mümkün değil. Zaten evrimin itici gücü yalnızca erdem olsaydı, hepimiz melek şeklinde robotlar olurduk” diyor. CUMHURİYET BİLİM TEKNOLOJİ EKİ.
bCj3hRu. Bu yazıyı paylaş Başarılı olmak, bir şeyleri başarmak hemen herkesin ortak hedefi… Ancak kimileri için başarı kendiliğinden geliyormuşçasına kolayken kimileri için de bir türlü varılamayan yol olmak, bir şeyleri başarmak hemen herkesin ortak hedefi… Ancak kimileri için başarı kendiliğinden geliyormuşçasına kolayken kimileri için de bir türlü varılamayan yol gibidir. Peki, nerede hata yapıyor? Hangi adımları atlıyoruz? İşte, başarılı olmak ve başarıya ulaşmak için izlenmesi gereken 7 adım… Sorumluluk Alın Hemen her yaş grubunun alabileceği belirli sorumluluklar vardır. Kişisel gelişim ve başarılı birer birey olmak için sorumluluk almak, sorumluluk bilinci ile donanmak önemli adımlardan biridir. Sorumluluk almaktan kaçınan ya da sorumluluk verilmeyen bireyler zamanla hayatta karşılaştıkları zorlukların üstesinden gelemedikçe bu durumu çevrelerine mal etmeye başlıyorlar. Hayatın ilk evresinde başarılarına engel olarak anne-babayı suçlu gören birey hayatının gelişen evrelerinde amir, müdür, çalışma arkadaşları ve son olarak da eşlerini başarısızlıklarının mimarı olarak adlandırmaya başlıyorlar. Oysaki başarılı insanlar kendilerini her işten sorumlu hissederler. Üstelik bu olgunun mimarı da kişinin kendisinden başkası değildir. Başarısızlıkların nedenini başkalarına yüklemek yerine sorumluluk duygusunu geliştirmek ve sorumluluk almaya başlayarak ilk adımı atabilirsiniz. Yaşantımız içerisinde dünyada meydana gelen olaylar, geçmişimiz, doğum yerimiz, içine doğduğumuz aile ya da başka insanların davranışları gibi kontrol altına alamayacağımız veya müdahale edemeyeceğimiz bir dizi dış etken olduğu bir gerçek ama kendi irademizce gelişecek olayları, kendi hayatımızın kontrolünü, düşünce ve davranış biçimlerimizi kontrol altında tutabiliriz. Hayatta başarılı olmak için önce hayatınızın sorumluluğunu almayı öğrenmelisiniz. Plan Yapın Plansız program olmaz. Hayatınızı planlamak ve hayatınıza başarı katmak için plan yapmalısınız. Başarmak için programlı olmayı, programlı olmak için de planlamayı öğrenmeniz gerekiyor. Hedef ve hayallerinize ulaşmak için plan yapmadan hareket etmek demek tarifi olmadan yemek yapmak ya da hiç bilmediğiniz bir şehirde elinizde harita olmaksızın yön bulmaya çalışmaya benzer. Şunu hatırlatmamda fayda var; bugün bütün büyük zaferler üzerinde düşünülerek yani planlanarak elde edilmiştir. Siz de başarılı bir birey olmak için hayatınızı planlayın! Uzmanlaşın Her işi yaparım, her şeye yeteneğim var diyen pek çok insan ile tanıştım. Ama asıl başarının tek bir konu üzerinde odaklanan insanların olduğunu gördüm. Sizi asıl başarıya götürecek olan en iyi olduğunuz alanı belirleyerek o alanda tüm enerjinizi harcamaktır. Hatırlatmak isterim ki üstün körü elde edilen bilgi ile derinlemesine edinilmiş bilgi arasında mutlak fark vardır. Enerjinizi tek bir alana odaklamak demek tek bir şey öğrenmek demek değildir. Her alanın mutlaka alt alanları ve öğrenilmesi gereken bir dizi detayı vardır. Başarıya Ulaşmak İçin Ödemeniz Gereken Bedellerin Farkında Olun Hayatta her bir bireyin kriteri bir diğerinden farklıdır. Bu doğrultuda hedefler ve başarı kıstasları da değişkenlik gösterir. Kimi büyük bir eve sahip olmak isterken kimi lüks bir arabanın hayalini kurar, kimi için geniş bir aile olmak önemliyken kimisi dünyayı gezmeyi ister. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün ama buradaki önemli nokta bu hayallerin pek çok kişi için ortak hayaller olduğudur. Bu da demektir ki tüm atletler koşacak ancak ipi tek bir kişi göğüsleyecek. Başarılı insanlar hayatta hayallerine hedeflerine koşarken ödeyecekleri bedelin farkında olanlardır. Hedefinize ulaşacağınız yolda neleri feda edeceğinizi önceden bilmek size gerçekçi hedefler koymanız noktasında yardımcı olacaktır. Kararlı Olun ve Vazgeçmeyin Başarıya ulaşmak adına kat edeceğiniz yolda bir dizi engel de sizi bekliyor olacak. Bunlara kararlılık sınavı da diyebiliriz. Çabuk yorulan, ilk engelde yol değiştiren kişiler hedeflerine asla varamazlar dolayısıyla da hayatları boyu hayal edip de ulaşamadıkları şeyler hakkında sızlanıp dururlar. Hedefiniz ve hayaliniz ne ise onu yapmak için azmedin. Mutlu ve başarılı insan olmanın sırrı bunda saklıdır. İlk seferinde olmadıysa tekrar tekrar hatta tekrar deneyin. Hayalinize siz inanmazsanız size insanlar neden inansınlar? Hayatın Her Anının Kıymetini Bilin ve Ondan Keyif Alın Başarılı insanlar kendileri ve yaşadıkları hayatla barışık insanlardır. Başarıya giden yolda en büyük motivasyonu önce kendinizden sonra hayattan alırsınız. Ve hayat siz ona nasıl bakarsanız o şekilde size geri dönendir. Hayatınızı çimdiklemekten onu kanırtmaktan vazgeçin. Onu sevin ve benimseyin. Her anın tadını alın. Başarılı insanların geneline baktığınızda göreceğiniz şey onların yaşadıkları hayattan keyif alan yaptıkları işe yürekten inanan insanlar olduklarıdır. Onlar bu dünyaya yapmakta oldukları şeyi yapma amacı ile geldiklerini hissediyor ve hissettiriyorlar. Hayattaki önceliklerinizi ve hayatta olma amacınızı belirleyin. Ve bu amaca doğru ilerleyin. Hayatınızın çok daha keyifli olmaya başladığını göreceksiniz. Ertelemeyin Hayatınızdaki hiçbir şeyi ertelemeyin. Unutmayın ki zaman faniler için sonsuz değildir. Bu nedenle zamanın belirli bir limiti ve bu limitin herkes için farklı olduğunun farkına varın. Bunun dramatize edilecek bir yanı yok. Yapılması gereken bu bilinçten hareketle zamanı her daim lehte yaşamaya çaba göstermektir. Keşkelerle dolu bir hayat sadece yaşamınızı ertelediğinizi gösterir ki bu başarının önündeki en büyük engeldir. Hedeflerinize ve önceliklerinizi ertelemeyin. Kararlı olun ve emin adımlarla ilerleyin. “Bugünün işini yarına bırakma” demiş atalarımız, o gün için neyi yapmanız gerekiyor ise onu zamanında yapın. Başarıya ulaşan insanlar hayallerinin peşi sıra yürüyen kişilerdir. Kararlı ve emin adımlarla… Peki, ya siz neden bu kişilerden birisi olmayasınız? Kaynak 284955 kere okundu Etiketler başarı Bahar AybarMarmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Sinema Televizyon ve Fotoğraf bölümünden mezun oldu. Televizyon kanallarında çeşitli programlarda yönetmen, yönetmen yardımcısı, editör ve kameraman olarak çalıştı. Televizyon kariyerinin ardından Türkiye'nin önde gelen dergilerinin yazı işleri kadrosunda; editör, yazı işleri müdürü ve genel yayın yönetmenliği yaptı. Şimdilerde hayata dair pek çok konuda araştırmalarını sürdüren deneyimli yazar, aynı zamanda marka kültürü oluşturmaya yönelik kurumsal kimlik çalışmaları da yapıyor ve yazılarını günümüz gelişen trendi makale sitelerinde okuyucuları ile paylaşıyor. Kanal D haber merkezi ve Show Tv Program Bölümünde hayata geçirilen bir dizi projede yer aldı. House Beautiful, Mutfak Rehberi, Casa Blanca, Çay Kahve İçecek, Voyager, Varan Yol Boyunca, Home Showroom, Home Art dergileri başta olmak üzere, yazıları pek çok önemli Türk dergisinde yayınlandı. Özel ilgi alanları arasında fotoğrafçılık, kayak, müzik, sinema ve dekorasyon yer alıyor. yazarın diğer yazıları için tıklayınBu Kategorideki Diğer YazılarOfisiniz için bilgisayar sistemlerinin seçimiİşkolik Olmak, İşkolizm ve İşkolizmden Kurtulmanın YollarıOfiste ErgonomiEtkili Dinleme TeknikleriKağıtsız ofise geçiş Elektronik Doküman YönetimiLED Nedir, Ne Yarar Sağlar?Kendini Tanımak ve Kendini Geliştirmenin ÖnemiOfis aydınlatması nasıl olmalıdır?Zor İnsanlarla Nasıl Başa Çıkılır?Çalışanlarda Performans DüşüklüğüYeni Nesil OfislerBeden Dilinin Etkin KullanımıOfis çalışma verimliliğini etkileyen faktörlerTeknolojik değişim ve yeni ofis düzeniOfis ortamında bilgisayar ağı kurulumu BİLİŞİM VE TEKNOLOJİ DIŞ TİCARET Altın Taht Krallık Ülkesi Gana Gana ile ticaret yapmak ya da orada yatırım yapmak için bilmeniz gerekenler, Kültürel farklarımız, dikkat etmeniz gerekenler... Bölgede yıllardır iş geliştiren Didem Aydoğan yazdı. OFİS VE İNSAN İŞ DÜNYASI İş Hayatında Pozitif Düşünce Şimdiye kadar "pozitif düşünce" ve "polyannacılık" her şeyin iyi tarafını görmek üzerine bir çok söz söylendi, birçok makale ve kitap yazıldı. Peki pozitif düşünce nedir ve iş hayatında çalışanlara ne gibi yararlar sağlar? HUKUK / MUHASEBE Şirketlerin Verdiği Eğitim Bursları Gider Yazılır mı? Gelir Vergisi Kanunumuzda bu konuda yer alan düzenlemelere göre, verilen bursların gider olarak değerlendirilmesi için öncelikle bursun işle ilgili olması yani burs alan öğrencinin bursun bitiminde ilgili işletmede görev alması gerektiği yönündedir.
hiç dikkat ettiniz mi? kötü insanların arada yapmış olduklar iyilikler unutulmaz ve "hep kötülük de yapabilirdi, bak iyi tarafları da varmış" denilirken salt iyi gelmiş iyi giden insan için "kötü biri olmayı da seçebilirdi" diye bir şey denilmez. o sadece iyidir, odur onun bir adam olur, efendi olur ama eş bulamaz. beğenilmez. beğenilse bile aldatılır. keza aynısı kadın için de geçerlidir. iyi bir kadındır, eştir ama aldatılır ihanete uğrar. iyi olmak yetmez bir yerde çünkü. iyi birisi öldüğünde de "çok iyiydi" denilir geçilir ama bu kadardır. iyi olmak dünyanın ayarlarında varsayılan olarak atandığı için insanlar iyi değil de, kötü olduklarında fark edilirler. ve yine iyinin iyiliği zaten olması gerekenken, kötünün iyiliğine iyi bir insan için "kötü biri olmayı da seçebilirdi ama seçmedi o hep iyi oldu" demez ama kötü bir insan buğday tanesi kadar iyilik yapsa, o iyilik yıllarca konuşulur ve dahası "özünde hep iyi birisi olduğu inancı" ile daha çok insanın bir kez yaptığı kötülük, kötü birinin yaptığı bir iyilikle kıyaslanınca, kötü kazanır...belki buna daha somut örnekler verebiliriz. örneğin bülent ecevit mütevazı kişiliğiyle bilinirdi. malda parada pulda gözü yoktu. bir tane toros arabasıyla gider gelirdi meclise. ne oldu? arasıra bu özelliğiyle hatırlanır olsa da iyi birisi olması pek de fayda getirmedi ona. belki onyıllar sonra tarih kitaplarında iki satır söz edilecektir bir de sert görünümlü otoriter siyasetçilere bakalım. zihindeki yerleri kötüdür ama iyi bir şey yaptıklarında da "aslında özünde iyi" görüşüne iter insanları. öyle ki, insanlar, "bir gün beklemeye değecek kadar çok büyük bir iyilikleri dokunacak" beklentisiyle yaşarlar görüldüğü gibi iyi olmak çok da iyi bir şey değil. iyi olun ama beklentiniz olmasın...tanım yazar burada kendi iyiliğinden ve takdir görülmesinden bahsetmeyip başlıbaşına "iyi olmak" kavramını ele pragmatik beklentiler için yapılmaz. iyilik; tüm din kitaplarında, toplumsal normlarda, gelenek-göreneklerde insanlığın edinmesi gereken doğru bir vasfı olarak öğretilir. bu vasfa sahip olunduğunda da bu kadar kötülerin olduğu bir dünyada iyi olmak, iyi kalmak bir meziyettir ve bunu uygulayabilen kişiler aslında takdir görmelilerken böyle bir takdir yoktur. yani kimse yüceltmez iyi olan kişiyi ama sözkonusu kötü kişi olduğunda, o din kitaplarındakilerin, toplumsal normların, inanışların, adetlerin vaadettiklerinin tamamen tersinde ve üstelik büyük bir adaletsizlikle ödüllendirme sözkonusudur. bunu iyi birisi nedir? iyi birisi, kötü olabilme iradesi varken bu iradeyi kötü olmamak için kullanan iyi olmaktan dolayı bir ödül beklemek değil, iyinin iyiliğinin sonuçlarıyla, kötünün iyiliğin sonuçları arasında adil davranılmamasıdır buradaki okuduğumuzu anlıyor muyuz?iyi olmamak lazım, iyilikten hayır gelmiyor demiyorum. aksine iyi olunmalıdır. evren iyiler sayesinde ayaktadır. burada eleştirdiğim durum kötülere kazandırılması. kötü birinin bozuk saatin günde iki kez doğruyu göstermesi gibi yaptığı bir iyilik o kişinin tüm kötülüklerini örtmekle birlikte yüceltir. ben bunu vurguluyorum. kötü biri yüceltilmediği sürece iyi olmaya hiçbir ödül yetmeyince yeni bir entry yazmak farz oldubkz 70243788 ıyi olmal bir ise yaramadi o zamam hepinizin agzinizi opim yaptığınız iyiliğin insanlar tarafından hayvanları tenzih ederim ancak yaklaşık on beş dakika kadar hatırlanmasına yol açan durumdur. siz kendinizi sıkıntıya sokacak biçimde birisine yardım için uğraşsanız bile o kişi çok büyük oranla sıkıntısı ortadan kalktıktan sonra size dirsek çevirecek ve ilk fırsatta sizi sırtınızdan bıçaklamaktan çekinmeyecektir. bu durum okulda da, iş hayatında da, sosyal hayatta da böyledir. birisi o kişiye sizin ona yardım etmek için kendinizi bile sıkıntıya soktuğunuzu hatırlatsa bile ki bunu ancak iyi insanlar, başka iyi insanların iyilikleri karşısında nankörlük görmesine dayanamadığında yapar karşıdaki kişinin cevabı bellidir "bana ne, yapmasaydı o zaman". o alacağını almıştır nasılsa. aynı kişi yeniden iyiliğe ihtiyacı olduğunda yine size gelecek ve bu defa red cevabını aldığında da sizi çamura bulamaktan çekinmeyecektir. çünkü bu ülkede vefa yalnızca bir semttir. yardıma ihtiyaç duyduğunuzda çevrenizde kendiniz gibi birini bulmanız dileğiyle....yıllar sonra gelen edit anlatmak istediğim yanlış anlaşılmış. burada "bakın ben ne kadar iyiyim ama takdir görmüyorum" demedim. benim için iyiliğin göstergelerinden biri yardım edebileceğiniz birine ihtiyacı durumunda yardım etmektir, hatta bazen kendinizi bir kenara atıp önce onu düşünmektir. yoksa kuru kuru iyi insan olmak ve kötülükten kaçınmak pasif iyiliktir, yardım ve paylaşma ise aktif iyiliktir benim gözümde. evet, hayatım boyunca iyi bir insan olmaya çalışan ben her ne kadar şu ana kadar bir çok kazık yemiş olsam da bunu kendi öz mutluluğum ve vicdanım dolayısıyla yaptığım için önemli hissetmediğim gün hakettiğini bulacaktır bu insanlarumarım.. iyi insan kötü insan yoktur. iyi davranış kötü davranış vardır. ve her canlı birgün iyi davranışı da kötü davranışı da tadacaktır. iyi davranış kimseyi mutlak iyi, kötü davranış kimseyi mutlak kötü yapmamıştır, yapmayacaktır. kanımca doğrusu "iyi bir insan olmanın kötü şeyler yaşamanıza engel olmaması" adil değildir ama insanın vicdanının rahat olması iyi olun. money money money,must be funny,in a rich mans bank. yanlış önermedir. zira iyi insanlar dünyaya güzellik katar, ki dünya da zaten o iyi insanların hatırına hala katlanılabilir yerdir. o iyi insanlar var ya, iyi ki varlar. doğru bir tespit olduğunu düşünüyorum. çünkü doğada iyi veya kötü yoktur, eylem vardır. daha aktif olan, daha fazla eylemde bulunan, dolayısıyla eylemleriyle daha çok dikkat çeken de her zaman ön planda olur. iyilik kavramı zekileşen insanların etrafındaki riskleri azaltmak amacıyla geliştirdiği bir taktiktir aslında. insanın temel ihtiyaçlarından önemli bir kısmı da kötülük bugünün bakış açısıyla tabii yaparak karşılanabilir ancak. örneğin, beslenmek için öldürüyoruz. ya da bizim daha geniş yaşam ve özgürlük alanlarına sahip olmamız bir başkasının yaşam alanının mutlaka daralması anlamına geliyor. aslında hayatın her alanında hayvanlar gibi, ilk insanlar gibi hala savaş veriyoruz. ve bu savaşta her zaman kazananlar dikkat çekiyor. iyiler ise bu savaşı reddedenler oluyor. ama bu savaş biz ister kabul edelim ister etmeyelim, başka örnek, birden fazla partnerle aynı anda ilişki yaşayanlara, kadın olsun erkek olsun "kötü" gözle bakılır. doğa kanunlarına göre baktığımızda ise amacına ulaşan aslında onlardır. ve bu tip insanlar bir şekilde toplumda daha fazla dikkat çeker ve onlar hakkında yapılan konuşmalar daha sakin cinsel hayatı olanlara göre çok daha fazladır.
Görüşmelere, toplantılara, randevularına geç gelmek sadece kaba bir davranış değil, aynı zamanda kariyer ve ilişkilerini de olumsuz yönde etkiler. Günümüzde moda, geç kalmamaktır. Siz de sürekli bir yerlere geç kalıyorsanız, o zaman yaşam tarzınızı değiştirme vakti geldi. Son derece dakik insanların yedi alışkanlığını uzmanlar belirledi. Okuyun ve hemen uygulamaya başlayın. 1. Gerçekçi planlama yaparlar Kronik geç kalan insanların mazeretleri hep aynıdır. GNe giyeceğimi bulamadım, duş aldım gibi. Dakik insanlar zaman hakkında gerçekçidir. Sık sık yapacaklarını düşünüp, zaman ayarlaması yaparlar. Gerçekçi planlama yapmak istiyorsanız, neyi ne kadar sürede yaptığınızı yazın. Örneğin sabahları rutin olarak neleri yapıyorsunuz ve ne kadar sürüyor. Buna göre evden geç çıkmamak için zamanı ayarlayabilirsiniz. 2. Beklenmedik gecikmeler için hazır olurlar Dakik insanlar 10 dakikalık bir mesafeye bile gidecek olurlarsa, araya aksilikler için ekstra zaman koyarlar. evde bir şey unutmaları, kaybolmaları, trafik sıkışıklığı gibi etkenleri de gözönüne alarak 20-25 dakika önce hareket ederler. Bu kişiler randevularına her zaman biraz erken giderler. 3. Onlar erken gitmekten memnun olur Dakik insanlar kendilerini zaman vererek, randevularına biraz erken giderler. Böylece birkaç dakika da olsa, rahatlama fırsatı bulurlar. Onlar bu süre içinde e postalarını kontrol eder veya kitap okurlar. Böylece bu boş vakti de değerlendirirler. Ancak, kronik geç kalan insanlar rahatlamak bir yana geç kaldıkları için sürekli tedirgindir. Eğer biriyle buluşacaksanız rahat olmalısınız. 4. Onlar her şeyi planlarlar Son derece dakik insanlar sadece zamanında bir yere gitmeyi değil, hayatlarındaki her şeyi de planlarlar. Bu onların yaşam tarzıdır. Günlük rutin işlerini, gece yapacaklarını hafta sonları da planlarlar. Ayrıca bu kişilerin eşyaları da düzenlidir. Bunun için sabahları bir şey aramak için vakit kaybetmezler. Her zaman telefon ve cüzdanlarını birarada tutarlar. 5. Onlar her şeyi vaktinde yapar Dakik insanlar her şeyi vaktinde yapmak ister. Kendilerine son dakika yapılan tekliflerden pek hoşlanmazlar. Bunun için bir değişiklik veya yeni bir program yapılacaksa mümkün olduğunca erken bu kişilere haber verilmesi gerekir. Aksi takdirde, hazırlıksız olmaları halinde programa dahil olamayabilirler. 6. Onlar erken yatar Birçok insan neden hep geç kalır? Bir projeyi bitirmek için son günü bekler? Dakik insanlar geç kalmamak için genellikle erken işini bitermeye çalışır. Bu insanlar için geç kalmak yoktur. Bunun için erken yatarlar. Sabahları iyi uyumuş ve zinde kalkmayı hedeflerler. 7. Onlar sabah insanları Dakik insanlar çalar saatin erteleme düğmesine basmazlar. Çünkü onlar kendilerini programlamıştır. Erken yatıp, erken kalkacaklar. Bundan dolayı bu kişilerin uyanamamak gibi bir sorunları yoktur.
YAZI MEHTAP DEMİR BENİ İŞE ALAN İLK KİŞİ Benim iki iş hayatım var. Birincisi akademi, diğeri de bankacılık. Ancak üniversite hayatım çok kısa oldu, 37 yılımı bankacılığa verdim. Bankacılığa 1984 yılında girdim. İlk işe alan ise Citibank’ın o dönemin ülke yöneticisi yani CCO’su Chief Country Officer olan John Burson idi. Ort a Doğu’da uzun yıllar bulunmuş, bu yörenin insanlarını iyi tanıyan ve insancıl tarafları çok güçlü olan bir yöneticiydi. O dönemde Türkiye’de en iyi kadroyu kuruyorlardı. Kendinden daha iyisini olmasa da, eğitim ve kişilik açısından ülkenin en iyilerini almaya çalışıyordu. Aldıkları kişiler içinde çok değerli arkadaşlar vardı. Öyle ki benimle aynı dönemde işe giren, aynı platformda, aynı salonda oturup yan yana çalıştığımız arkadaşların hepsi, sonraki yıllarda neredeyse istisnasız banka genel müdürü oldular. Aslında, iyi insanları alıp almadığınız, ilerleyen dönemlerde, orada gelişip yetiştikten sonra geldiği noktaya bakınca ortaya çıkar. Bugün bakınca, görünen o ki o dönem hakikaten iyi bir kadro oluşturmuşlar, iyi insanları işe almışlar. “İYİYİ ALMAK” NEDEN ÖNEMLİ? Liderin yetkinlikleri işe alımda bir üst sınır oluşturmamalı. Ekibinin başarısı, liderin yöneticilik yetkinliğinin en büyük kanıtıdır. Bu nedenle kendine güvenen yöneticiler, kendinden iyisini işe alır. Fakat, Türkiye’de kendisinden iyisini hiç tavizsiz işe alan lider sayısının oldukça az olduğunu düşünüyorum. Oysa bu çok önemli bir konudur. Çünkü, şirket yönetiminin özünde “insan faktörü” var ve bir işletmede bu faktör kesinlikle birinci planda olmalı. Özellikle bu çağda insan unsuru daha da önem kazanıyor. Zira dijitalleşeme ile robotlar ve makinelerin birtakım işleri yapar hale gelmesiyle, “nitelikli insan gücü” çok daha fazla ön plana çıkıyor. Bu nedenle, en iyileri işe almak, şirketleri başarıya taşımada kilit rol oynayacaktır. Bir başka konu daha var. “Sektörün beğenilen ve peşinde koşulan elemanlarını yetiştiren kurumlar iyileri işe alır” diye düşünüyorum. Çalışanlarına olan talep, o şirketin sektör ve ülkedeki saygınlığını da gösterir. Sektörlerin önde gelen şirketlerinin üst yönetimlerine bakın, hangi şirket/banka daha çok üst yönetici yetiştirmiş? Kendi sektörüne ya da diğer sektörlere en fazla üst düzey yönetici yetiştiren şirketler, aynı zamanda en iyi kadroları da kuranlardır. Şirketleri, yetiştirdikleri üst düzey yönetici sayısına göre sıralarsanız, hangisinin en iyileri işe aldığını ve iyi yetiştirdiğini hemen görürsünüz. 1 KİŞİNİN YERİNE 3 KİŞİ “Bizim banka olarak gücümüz, üst düzey yönetime aday, genel müdür yardımcılığı hatta genel müdürlük, direktörlük pozisyonlarına aday en az 2-3 kişi olmasıdır. Yani biri gitse yerine gelebilecek en az 3 kişi vardır.” DAHA “İYİ” NASIL TANINIR? Bir yönetici, kendinden iyi birini işe almak istiyorsa, bence birkaç faktöre dikkat etmeli. İlk sırada çalışanın teknik özellikleri, yani CV’sinde paylaştığı bilgiler yer alır. Hangi okuldan mezun oldu, branşı nedir, not ortalaması nedir, hangi dilleri biliyor, hangi bilgisayar bilgisi ve benzeri teknik yetkinlikleri var, bunlarla bir fikriniz oluşuyor. İlk değerlendirmeyi CV’ye göre yapıyoruz. Sonra, CV’lerde yazmayan özellikler var. Bunlar da aslında yöneticileri/genç çalışanları, diğerlerinden ayrıştıran özellikler oluyor. Neticede, “iyi” demek illa “daha iyi bir üniversiteden daha iyi bir not ortalaması ile mezun olmuş” demek değildir. Bence bu noktada kişisel özellikleri çok daha önemlidir. Kişisel özelliklerden kastım, bir insan mesela içe mi, dışa mı dönük? Samimi bir insan mı? Güvenilir mi? İyi bir üniversiteden mezun olabilir ama çalışkan değildir. Bu gibi özellikler bence çok önemlidir. 3 KRİTİK MÜLAKAT SORUM Benim iyileri tanımak için yaptığım mülakatlar biraz farklıdır. Yönetici adaylarından farklı bilgiler almaya çalışırım. Benim için ilk sırada aile vardır. Ağırlıklı olarak aile hayatını sorarım. 37 yıllık deneyimim, bu konunun son derece önemli olduğunu gösteriyor. Huzurlu bir aile hayatı olan, iş ortamında da huzurlu çalışır. Kafasında sorunları olanlar, işini aksatabilir ya da iyi performans göstermeyebilir. Aile hayatını anlamak için bazı sorularım olur “Aile durumun nedir”, “Eşin çalışıyor mu”, “Çocukların ne yapıyor”, “Onlara ne kadar zaman ayırıyorsun?” Cevaplarından zaten birçok fikrim oluşur. Ben, mutlu ailede yaşayan bireyler ile iş hayatında başarı arasında bir korelasyon olduğuna inanıyorum. Bu benim teorim, bu konunun hiçbir akademik temeli yok. Bu konuda iyi örneklerden biri de rahmetli Vehbi Koç’tur. Çok güzel bir aile hayatı vardı ve yöneticilerinde de bunu arardı. Kitabında da bu konuya yer vermişti. Mülakatlarda ikinci sorumun hedefinde “analitik düşünce” yeteneğini anlamak vardır. İçinde bulunduğumuz dönemde bu yeteneği olan gençlerin çok daha başarılı olduğuna inanıyorum. Bunun için de vakalar ve olaylar verip, bu konulara yaklaşımına bakarım. Analitik düşüncenin ötesinde daha zor bir konu da işin duygusal tarafı… Artık “düşünceli yönetim” çağında yaşıyoruz. İnsanların birbiriyle daha fazla paylaştığı, birbirine destek olmaya çalıştığı farklı bir yaklaşım var. Bunu da anlamaya çalışmak gerekir diye düşünüyorum. “İYİ” OLMANIN 3 KOŞULU Benim bir kişiye “iyi” diyebilmem için karşılaması gereken üç koşul vardır. “Kendi kendine öğrenmek”, çok önemlidir. Bilginin elektronik olduğu bir dönemde bu öne çıkarmamız gereken bir kavramdır. Ben gençlere sık sık “En son kendi kendine ne öğrendin?” diye soruyorum. Sonsuz seçenek var. Şu anda istediğin kursu, istediğin dersi, hatta yemek tarifini bile kendi kendine öğrenebiliyorsun. Eskiden Amerika’ya gittiğiniz zaman ancak o üniversitenin kütüphanesine girebiliyordunuz şimdi, tüm MIT’nin dersleri elinizde. Bir diğer önemli koşulumun, “öz motivasyon” olduğunu söylemek isterim. Biz buna “içten yanmalı” da diyoruz. Kendi kendini “gaza getiren”, kendini motive edebilen, kendini geliştirebilen çalışan olarak tanımlıyorum. Ben bunu bizim bankadaki yöneticilere de söylüyorum; “Buraya girdiniz, yönetici oldunuz ama işiniz tamamen bitmedi. Kendinizi geliştirmeye bundan sonra da devam edeceksiniz.” Banka da eğitimler verecek, destekleyecek ama senin içinde o güdünün olması lazım… Tüm bunları kapsayan, şemsiye niteliğindeki ve bu nedenle benim birinci sıraya koyduğum başarı faktörü ise “çalışkanlık”. Çalışkan olmak, basit bir kavram değil, çok önemli bir kavram. Bu, en iyi üniversiteden mezun olmak anlamına gelmez. Benim tanıdığım, çok iyi üniversitelerden, iyi notlarla mezun olmuş, ancak hayatta tembel olan insanlar var. Motivasyonu olmayan, çalışmaktan keyif almayan yöneticilerden söz ediyorum. İYİLERİ TUTMANIN YOLU En iyileri tutmanın yollarından en önemlisi ise çalışanlara iyi bir kariyer yolu, olanağı sunmaktır. Bunun için şirkette “adil terfi” politikası olmalıdır. Bunun altında “meritokrasi”, yani “liyakat” kavramı vardır. Nasıl ki, futbolda teknik direktör son dakikada sahaya çıkacak 11 futbolcuya karar veriyor, en formda olanları sahaya sürüyorsa, iş dünyasında da bu yolu izlemek gerekiyor. Liyakat terfi konusunda en önemli kriter olmalı. Eş, dost ya da akraba gibi kriterlerle bu konuyu yönetemezsiniz. İkincisi, performansın adil şekilde değerlendirildiğinin, şirket çalışanlarına gösterilmesidir. Bunun için terfiye yönelik bir sistem kurmanız lazım. İyi yönetilen şirketlerde “terfi etmeniz gereken” belirli süreler vardır. Örneğin, bankada, müdürlüğe gelmek için 3-4 yıl beklemeniz gerekir. Olmazsa, bu olumsuz bir mesajdır. Daha erken olursanız, olumlu algılamak gerekir, çalışanı motive eder. Aynı zamanda şirket içindeki herkese, “Bu arkadaş bizden önce terfi etti. Demek ki bunda bir cevher var” diye düşündürür. Dolayısıyla, terfilerin ve pozisyonların süreleri önemlidir. Bu konuda kafanıza göre yol alamazsınız. Önem verdiğim bir başka konu da “içeriden terfi” oranıdır. Şube müdürünü başka bankadan mı transfer ediyorsun, kendi içinden mi çıkarıyorsun? Bizde içeriden terfi oranı yüzde 90 gibi çok önemli bir düzeydedir. YÖNETİCİ KENDİNDEN İYİSİNİ NEDEN İŞE ALMAZ? İŞİNİ KAYBETME KORKUSU “Benden iyisini işe alırsam, bunu gören patron beni gönderir ve o kişiyle yoluna devam eder” endişesi ile birçok insan kendisine rakip olabilecek kişileri işe almak istemez. Bir “iç rekabet” söz konusudur. Dolayısıyla, bugünkü bütün patronlar iyileri işe almak istese de CEO’lar için aynı kanaatte değilim. CEO biraz da kendi koltuğunu korumaya çalışır. İKNA EDEMEMEK Kendinden daha iyi birini ikna etmek kolay değildir, sizden daha yetenekli biri sizin astınız olarak çalışmak istemeyebilir. İYİLERİN YAPTIĞI 3 HATA KONFOR ALANINDAN ÇIKMAMAK Birinci ve çok önemli bir hatayı, “konfor alanından çıkmamak” olarak görüyorum. Örneğin, bazı gençler, “Ben pazarlamacıyım, pazarlamada çalışırım” diye konuşur. İnsan kaynakları bölümünde çalışmayı önerdiğinizde, rahatını bozmak istemez, dikeyde ilerleyeyim diye düşünür. Bu bence büyük bir kariyer hatasıdır. Mutlaka “en iyi” olsanız bile, yetkinliklerinizi genişletmeniz lazım. KİŞİSEL GELİŞİMİ İHMAL ETMEK Bazı gençler ve yönetici adayları, işlerine çok yoğunlaşıp, çok öncelik verip, “kişisel gelişimlerini” ihmal ediyorlar. Üst düzey yönetici olmak için sadece yaptığınız işi çok iyi yapmanız gerekmiyor, insan ilişkilerden tutun birtakım psikolojik yaklaşımlara, birçok konuda kendinizi geliştirmeniz, buna zaman ayırmanız gerekiyor. Tek işe odaklı olup, geniş bir yelpazeyi dikkate almadığınızda, bir üst düzey yönetici pozisyonu için gündeme geldiğinizde, “Bu arkadaş kendi işini iyi yapıyor. Bu kadar insanı yönetemeyebilir” düşüncesi ağır basabilir. GERİBİLDİRİM Bizim kültürümüzde maalesef bu konuyu yönetmek çok zordur. Biz, insanların yüzüne “Bak 6 ay geçti, şu eksiklerin var” diyemiyoruz. Fakat geribildirimi, alınma ve darılma olmadan, belli ölçüde yapmaya çalışmak lazım. Kendini geliştirmek için bir araç olarak bakmak lazım. Geribildirim mekanizmasını iyi çalıştıran, bunu iyi yapan kişiler, alan tarafta da veren tarafta da olsa daha iyi liderler haline gelirler. TERFİ EDENLER İÇİN YENİ DÖNEMİN GERÇEKLERİ Şirketlerin terfi edenlere mutlaka zam yapması gerekir. Zamsız terfi olmaz. Bunun öncelikle psikolojik bir etkisi vardır. Çalışan, terfi konusunu bu şekilde değerlendirir. Zam oranı ise terfinin tipine göre değişir. Örneğin, başlangıç kademelerinde, enflasyon yüzde 10 düzeyinde ve şirket yüzde 15 zam yapıyorsa, terfi alan arkadaşa yüzde 25 uygulanır. Yüksek pozisyonlarda aradaki fark 15-25 puana kadar çıkabilir. Bankalar çok kurumsallaşmış yapılar olduğu için, hem unvanlar hem unvanlara karşılık gelen ücretler, minimum-maksimum şekilde tanımlanmıştır. Bizde terfi edenlere yüzde 25-30 arası ücret zammı yapılır. BU KİŞİYLE ASLA ÇALIŞMAM Başkalarını küçük gören insanlarla asla çalışmam. Bu tip çok sayıda yönetici olduğunu biliyorum. Onların bazılarıyla çalışmak zorunda kaldım, ancak bir süre sonra yollarımı ayırdım. Bir yönetici hakikaten çok iyi olabilir. Ancak, kendisini çok akıllı görüp, diğerlerini küçük görmek, çok yanlış bir yaklaşımdır. Herkesin aynı düzeyde yetenekli, iyi olmasını bekleyemeyiz. Bu gibi durumlarda doğru olan, ekibi motive edip, herkesi bulunduğu seviyeden daha yukarılara çekip, onlarla birlikte çalışmaktır.
Burak Karadaş Yayın Tarihi Temmuz 28, 2022 Günümüzde hem ülkemizde hem de dünyada birçok yerde eğitim sektörleşmiş ve önemli bir iş kolu halini almıştır. İnsanlar devlet okulları yerine daha iyi eğitim veren özellikle de yabancı dil eğitimi olan özel okulları tercih etmektedir. Bu nedenle özel okul talebi arttıkça her geçen gün sektöre yeni firmalar girmektedir. Eğitim sektörü, kendi işini yapmak isteyenler için fırsat. Zorunlu eğitim dışında da çeşitli meslek edindirme okulları eğitim sektöründe yer almaktadır. Bu nedenle eğitim sektöründe hizmet vermek isteyen kişiler için farklı birçok iş fikri bulmak mümkündür. Kendi işini yapmak isteyen kişilerin hangi sektöre daha ilgili olduğu, sermayesi ve birikimleri doğrultusunda bu iş fikirlerinden kendisine uygun olan üzerine yatırım yapması mümkündür. Eğitim sektörü için iş fikirleri arasında, oyunculuk okulu, yatılı okul, aşçılık okulu, dans okulu, bilgisayar kursu, çizim kursu, grafik ve web tasarım kursu, fotoğrafçılık kursu, müzik kursu, dil okulu ve futbol okulu gibi seçenekler bulunmaktadır. Son dönemde rağbet görüp, artış gösteren kurslar aşağıdaki gibidir. Oyunculuk Okulları Belirli bir sermayesi olan yatırımcı için iyi bir seçenek olan oyunculuk okulu, hem dünyada hem de Türkiye’de en karlı eğitim yatırımları arasındadır. Ancak böyle bir yatırım yapacak kişinin yapacağı harcamaları da iyi bilmesi gerekmektedir. Bu eğitimi verecek kişinin tanınmış bir oyuncu olması okula olan talebi arttıracağından, hem oyuncuyu bulmak hem de oyuncu ile ücrette anlaşabilmek önemli olacaktır. Eğer İstanbul dışında küçük bir yerde bu okulu açarsanız rekabet daha az olduğundan işiniz daha kolay olabilir. Oyunculuk okulları için minimum sermayenin TL civarında olması gerekir. Tabi ki okulun açıldığı yer bu tutarın artmasına sebep olabilir. Aşçılık Okulları Hem dünyada hem de Türkiye’de her geçen gün talebi artan diğer bir eğitim sektörü de aşçılık okullarıdır. Her geçen gün iyi şeflere ihtiyaç artmaktadır. Bu sektöre ilgisi olan kişiler ise aşçılık okullarında eğitim görüp kısa zamanda sektöre girmek istemektedirler. Talebin bu kadar çok olması sebebi ile getirisi çok yüksek olan bir yatırım olmaktadır. Aşçılık okulları için minimum TL sermayenin bulunması gereklidir. Eğitim veren kişilerin iyi seçilmesi ve önemli şeflerden oluşması hem kazancın artmasına hem de aylık giderin artmasına sebep olabilir. Dans Okulları Son yıllarda talebin artması ile %60 oranında büyüyen bir eğitim sektörü haline gelen dans okulları iş fikri olarak düşünülebilecek diğer bir eğitim kurumudur. En çok verilen dans türleri arasında salsa, tango, vals, bachata ve rumba yer almaktadır. Dans okullarında tüm modern dansları iyi bilen kadın ve erkek eğitimciye ihtiyaç vardır. Bunun için minimum sermaye ise TL civarındadır. Fotoğrafçılık Kursları Fotoğraf çekimine son yıllarda verilen önem git gide artmıştır. Sosyal medyanın yaygın kullanımı ile hemen herkes profesyonel olmasa da fotoğraf çekimi yapmaktadır. Günümüzde hem hobi olarak hem de profesyonel olarak bu işi yapmak isteyenler olduğu için fotoğrafçılık kursuna talepler de büyük artış olmuştur. Fotoğrafçılık kursu için minimum olarak TL gibi bir sermaye yatırmak mümkündür. Bu kursu açmak isteyen kişilerin kursiyerlerini sürekli olarak gezilere çıkarması gerektiğinden her ay oluşabilecek maliyetlerde değişecektir. Grafik ve Web Tasarım Kursları Son yıllarda grafik ve web tasarıma iş alanlarında büyük önem verildiğinden bu alanda kurslarda büyük önem teşkil etmektedir. Bu nedenle yatırımcılar için en çok tercih edilen eğitim kurumlarından biri de grafik ve web tasarım kurslarıdır. Grafik ve web tasarım kurslarında aylık ödenen tutarlar standart bilgisayar kursuna göre çok daha yüksek olduğu için daha kazançlı bir sektör olmuştur. Kendi işini yapmak üzere Grafik ve web tasarım kursu için minimum TL ile az maliyetli olarak yatırım yapma şansı mevcuttur. Dil Okulları Günümüzde en çok ihtiyaç duyulan eğitim kurumlarının başında dil okulları gelmektedir. Dile olan ihtiyaç her zaman devam etmekte sadece İngilizce değil, Rusça, Çince, Arapça ve Fransızca da tercih edilen diğer dilleri oluşturmaktadır. Eğitim sektörü içinde dil okullarının maliyeti diğer okullara göre daha yüksektir. Çünkü birçok dil okulu öğrencilerini eğitim sonrası yurt dışına belirli süreliğine göndermektedir. Masraflar yüksek olmakla birlikte öğrencilerden alınan okul ücreti de o oranda yüksek olmaktadır. Okullarda eğitim veren kişilerin önemi de çok büyüktür. Birkaç dili bilen fazlaca eğitimciye ihtiyaç bulunmaktadır. Kendi işini yapmak üzere dil okulu açmak isteyen yatırımcıların TL civarında bir sermayeye ihtiyaçları olmaktadır. Bu yazı da ilginizi çekebilir Depresyonda Olan İnsanlar Farklı Bir Dil Kullanıyor Post Views Yazar Burak Karadaş bir saniye.. yazıyorum. Sıcak Gündem Bunları Okudunuz mu?
insanların işini iyi yapıyor olması niçin önemlidir