Covid-19 aşılarının gebeliğe zarar verdiği ve düşük yapmaya neden olduğuna dair asılsız ve yanlış iddialar tüm gerçek kanıtlara rağmen, hala internette dolaşmaya devam ediyor. Doktorlar, ilk başlarda hamilelik sırasında koronavirüs aşılarına karşı temkinli davrandılar ve aşıdan kaçınmayı tavsiye ettiler. Ancak Covid aşıları gebeliğe zarar verir mi, düşük yapmaya etkisi nedir? msn yaşam . web'de ara. gelişim durumundaki bir hamileliğe saldırmasına neden olabileceği tahmininde bulundu. Budurumda hamilelik gerçekleşebilir. Yani, vajinaya meni bulaşması hamileliğe neden olabilir. Erkek cinsel ilişki esnasında vajina içerisine boşalmasa bile vajina çevresindeki meninin bir şekilde rahim içerisine ulaşma ihtimaline karşı öncelikle meni ıslak bir mendil ile silinmeli ve daha sonra iyice yıkanmalıdır. ŞenortaklarBosch Car Servis, aracınızın ihtiyaç duyduğu sağlığı ve konforu sağlamak amacıyla hizmet hayatına başlayan ve ilk günden bu yana sunduğu başarılı hizmetler ile amacına ulaşan profesyonel bir firmadır. Mevcut başarılarının en somut göstergesi, dünya genelinde 15.000’den fazla hizmet noktası olan Bosch Buanahtar kelimelerde çıkan diğer web siteleri günlük 100 içerik giriyor ise siz de benzer sayıda içerik girdiğinizde sorun olmayacaktır ancak. Trafik aldığınız kelimelerde diğer web siteleri hiç içerik girmiyor veya çok az sayıda giriyor ise siz 100 içerik girdiğinizde Google bir anormallik olduğunu anlayacaktır. İyi RVjv. Etkin madde Diklofenak potasyum 50 mg Yardımcı maddeler Sodyum nişasta glikolat mg Şeker mg Yardımcı maddeler için Bölüm bakınız. 3. FARMASÖTİK FORM Draje. Kırmızı renkte, yuvarlak, parlak düzgün drajeler. 4. KLİNİK ÖZELLİKLER Terapötik endikasyonlar DOLOREX, Osteoartrit, romatoid artrit ve ankilozan spondilit belirti ve bulgularının tedavisi ile akut gut artriti, akut kas-iskelet sistemi ağrıları, postoperatif ağrı ve dismenore tedavisinde endikedir. Pozoloji ve uygulama şekli Pozoloji Genel bir öneri olarak, doz kişiye göre ayarlanmalıdır. İstenmeyen etkiler, semptomları kontrol altına almak için önerilen en düşük dozun en kısa sürede kullanılmasıyla azaltılabilir. Uygulama sıklığı ve süresi Tavsiye edilen başlangıç dozu günde 100-150 mg’dır. Daha hafif vakalarda, günde 75-100 mg genellikle yeterlidir. Günlük toplam doz genellikle 2-3 bölünmüş doz olarak verilmelidir. Primer dismenorede günlük doz kişiye göre ayarlanmalıdır ve genellikle 50-150 mg’dır. Başlangıçta 50 – 100 mg dozda verilmeli ve gerekirse, birkaç menstrüel siklus içinde günde en fazla 150 mg’a yükseltilmelidir. Tedaviye ilk semptomlar görülünce başlanmalı ve semptomatolojiye bağlı olarak birkaç gün devam edilmelidir. Uygulama şekli Ağızdan kullanım içindir. Drajeler bir miktar sıvıyla birlikte, tercihen yemekten önce yutulmalı ve bölünmemeli ya da çiğnenmemelidir. 2 / 16 Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler Böbrek yetmezliği DOLOREX böbrek yetmezliği olan hastalarda kontrendikedir bakz., bölüm Böbrek yetmezliği olan hastalarda spesifik çalışmalar yürütülmediğinden, spesifik doz ayarlamasına ilişkin önerilerde bulunulamaz. Hafif ila orta şiddette böbrek yetmezliği olan hastalara DOLOREX uygulanırken dikkar edilmelidir bkz., bölüm Karaciğer yetmezliği DOLOREX karaciğer yetmezliği olan hastalarda kontrendikedir bkz., bölüm Karaciğer yetmezliği olan hastalarda spesifik çalışmalar yürütülmediğinden, spesifik doz ayarlamasına ilişkin önerilerde bulunulamaz. Hafif ila orta şiddette karaciğer yetmezliği olan hastalara DOLOREX uygulanırken dikkat gösterilmelidir bkz., bölüm Pediyatrik popülasyon DOLOREX drajelerin çocuklarda ve 14 yaşından küçük ergenlerde kullanılması önerilmez. 14 yaş ve üzerindeki ergenlerde günde 75 – 100 mg alınması, genellikle yeterlidir. Günlük toplam doz genellikle, 2-3 doza bölünmelidir. Maksimum günlük doz 150 mg, aşılmamalıdır. Geriyatrik popülasyon 65 yaş ve üzeri DOLOREX’in farmakokinetiği yaşlı hastalarda klinik olarak anlamlı düzeyde bozulmamasına rağmen non-steroidal antienflamatuar ilaçlar genel olarak, istenmeyen etkilere daha eğilimli olan bu gibi hastalarda dikkatli kullanılmalıdır. Özellikle hassas veya vücut ağırlığı düşük olan yaşlı hastalarda en düşük etkili dozun kullanılması ve hastanın NSAİ ilaç tedavisi boyunca gastro-intestinal kanama olasılığına karşı takip edilmesi önerilmektedir bkz., bölüm Bilinen kardiyovasküler hastalık ya da önemli kardiyovasküler risk faktörleri DOLOREX ile tedavi, bilinen kardiyovasküler hastalığı ya da kontrol edilmeyen hipertansiyonu olan hastalarda önerilmez. Gerekirse, bilinen kardiyovasküler hastalığı, kontrol edilmeyen hipertansiyonu veya kardiyovasküler hastalık için önemli risk faktörleri olan hastalar DOLOREX ile sadece dikkatli değerlendirme sonrasında ve 4 haftadan uzun süreli tedavi halinde yalnızca ≤100 mg’lık günlük dozlarda tedavi edilmelidir bkz., bölüm Kontrendikasyonlar Etkin madde diklofenak potasyuma ya da yardımcı maddelerinden herhangi birisine karşı aşırı duyarlılığı olan kişilerde kullanılmamalıdır. Aktif mide veya barsak ülseri, kanama veya perforasyon varlığında bkz. bölüm ve Gebeliğin son trimesterinde bkz. bölüm Karaciğer yetmezliğinde, Böbrek yetmezliğinde İskemik kalp hastalığı, periferal arter hastalığı, serebrovasküler hastalık ve konjestif kalp yetmezliği NHYA sınıflandırması II-IV durumlarında Daha önceden diğer nonsteroidal antiinflamatuvar ilaçlar NSAİİ gibi, DOLOREX de asetilsalisilik asit veya diğer NSAİİ’lerin kullanımı sonucu astım, ürtiker veya akut rinit atağı tetiklenen hastalarda kontrendikedir bkz. bölüm ve Bu hastalarda NSAİİ’lere şiddetli, nadiren ölümcül reaksiyonlar oluşturduğu bildirilmiştir. Koroner arter bypass greft CABG cerrahisinde peri-operatif ağrı tedavisinde kontrendikedir UYARILAR bölümüne bakınız. NSAİİ tedavisi ile ilişkili gastrointestinal kanama veya perforasyon öyküsü 3 / 16 Aktif veya tekrarlayan peptik ülser/kanama öyküsü Özel kullanım uyarıları ve önlemleri Genel Semptomları kontrol altına almak için gereken en düşük etkili doz, en kısa süre boyunca kullanılarak istenmeyen etkiler minimize edilebilir bkz. Bölüm Sinerjistik faydaları olduğuna dair kanıt olmadığı ve ilave istenmeyen etki potansiyeli nedeniyle; DOLOREX, siklooksijenaz-2 selektif inhibitörleri gibi sistemik NSAİ ilaçlarla eşzamanlı kullanılmamalıdır bkz. Bölüm Temel tıbbi gerekçelerden dolayı yaşlılarda dikkatli kullanılmalıdır. Özellikle, hassas veya düşük vücut ağırlığına sahip yaşlılarda en düşük etkili dozun kullanılması önerilmektedir bkz. Bölüm Diklofenak dahil olmak üzere diğer NSAİ ilaçlarda olduğu gibi, ilaca daha önce maruziyet olmaksızın anafilaktik/anafilaktoid reaksiyonlar dahil alerjik reaksiyonlar meydana gelebilir bkz. Bölüm İstenmeyen etkiler. Diğer NSAİ ilaçlarda olduğu gibi diklofenak, farmakodinamik özellikleri nedeniyle enfeksiyon belirti ve semptomlarını gizleyebilir. Gastrointestinal Etkiler Ölümcül olabilen gastrointestinal kanama, ülserasyon veya perforasyon diklofenak dahil tüm NSAİİ’de bildirilmiştir ve tedavi sırasında herhangi bir zamanda, uyarıcı bir belirti ya da ciddi gastrointestinal olay hikayesi olsun veya olmasın görülebilir. Bunlar genellikle yaşlılarda daha ciddi sonuçlar doğurur. DOLOREX kullanmakta olan hastalarda gastrointestinal kanama veya ülserasyon geliştiği takdirde ilaç kesilmelidir. NSAİİ tedavisi gören hastalarda GI kanama riskini artıran diğer faktörler arasında oral kortikosteroid veya antikoagülan kullanımı , NSAİİ tedavisinin uzaması, sigara kullanımı, alkol kullanımı, ileri yaş ve genel sağlık durumunun kötü olması bulunmaktadır. Ölümcül GI olaylar hakkındaki spontan bildirimlerin çoğu yaşlı ve zayıf bünyeli hastalarla ilgili olduğundan, böyle hastaların tedavisinde özel dikkat gösterilmelidir. Bütün NSAİİ’ler gibi DOLOREX de; gastrointestinal GI hastalık düşündüren semptomları olan veya mide veya barsak ülseri, kanama ya da perforasyon düşündüren anamnez veren hastalarda ihtiyatla reçete edilmeli ve bu hastalar, tedavi sırasında yakından izlenmelidir bkz. bölüm Gastrointestinal kanama riski, NSAİİ dozu yükseldikçe, özellikle kanama veya Kardiyovasküler KV Risk NSAİ ilaçlar ölümcül olabilecek KV trombotik olaylar, miyokard infarktüsü ve inme riskinde artışa neden olabilir. Bu risk kullanım süresine bağlı olarak artabilir. KV hastalığı olan veya KV hastalık risk faktörlerini taşıyan hastalarda risk daha yüksek olabilir. DOLOREX koroner arter bypass greft CABG cerrahisinde peri-operatif ağrı tedavisinde kontrendikedir. Gastrointestinal GI Risk NSAİ ilaçlar kanama, ülserasyon, mide veya bağırsak perforasyonu gibi ölümcül olabilecek ciddi GI istenmeyen etki riskinde artışa yol açarlar. Bu istenmeyen etkiler herhangi bir zamanda, önceden uyarıcı bir semptom vererek veya vermeksizin ortaya çıkabilirler. Yaşlı hastalar ciddi GI etkiler bakımından daha yüksek risk taşımaktadırlar. 4 / 16 perforasyon şeklinde bir komplikasyonun geliştiği ülser anamnezi veren hastalarda ve yaşlılarda olmak üzere artar. Özellikle kanama veya perforasyon gibi komplikasyonların eşlik ettiği vakalarda olmak üzere ülser anamnezi veren hastalardaki ve yaşlılardaki gastrointestinal toksisite riskinin azaltılması için tedaviye, etkili en düşük dozla başlanmalı ve devam edilmelidir. Bu hastalarda, ayrıca düşük doz asetilsalisilik asit ASA veya gastrointestinal riski artırma olasılığı bulunan diğer tıbbi ürünlerin de kullanılması gereken hastalarda, proton pompası inhibitörleri veya mizoprostol gibi koruyucu ilaçlarla oluşturulacak kombinasyonların kullanılması düşünülmelidir. Gastrointestinal toksisite anamnezi veren hastalar ve özellikle de ileri yaştakiler; alışılmadık herhangi bir abdominal semptomu özellikle gastrointestinal kanamayı mutlaka bildirmelidir. Sistemik kortikosteroidler, antikoagülanlar, anti-trombosit ilaçlar veya selektif serotonin geri-alım inhibitörleri gibi, ülserasyon veya kanama riskini artıran ilaçlar kullanan hastalarda dikkatli olunması önerilir bkz. bölüm Ülseratif kolit veya Crohn hastalığı vakalarında da, mevcut hastalığın alevlenme olasılığı nedeniyle dikkatli olunması ve yakın tıbbi gözetim gerekir bkz. bölüm Hepatik etkiler Karaciğer fonksiyon bozukluğu olan hastalarda da DOLOREX verilirken, mevcut hastalığın alevlenme olasılığı nedeniyle yakın tıbbi gözetime ihtiyaç vardır. Diklofenak dahil diğer NSAİİ’lerde olduğu gibi, bir veya birden fazla karaciğer enzim değerleri yükselebilir. Laboratuvar anormallikleri ilerleyebilir, değişmeden kalabilir veya tedavinin devam etmesiyle geçici olabilir. NSAİİ’le gerçekleştirilen klinik çalışmalarda hastaların yaklaşık %1’inde ALT ve AST seviyelerinde dikkate değer artışlar normal düzeyin üst limitinin üç katı veya daha fazla bildirilmiştir. Ayrıca, seyrek olarak, ikter ve ölümcül fulminan hepatit, karaciğer nekrozu ve karaciğer yetmezliği gibi, bazıları ölümle sonuçlanmış şiddetli hepatik reaksiyon vakaları da bildirilmiştir. Uzun süreli DOLOREX tedavisinde bir önlem olarak karaciğer fonksiyonlarının düzenli takibi önerilmektedir. Anormal karaciğer fonksiyonları devam eder veya kötüye giderse, karaciğer hastalığı geliştiğine işaret eden klinik bulgu ve belirtiler bulunursa veya eozinofili, döküntü diğer durumlar ortaya çıkarsa DOLOREX tedavisine son verilmelidir. Diklofenak kullanımıyla herhangi bir ön belirti olmaksızın hepatit gelişebilir. DOLOREX, hepatik porfirisi olan hastalarda, atak başlatabileceğinden dikkatli kullanılmalıdır. Renal Etkiler Uzun süreli NSAİİ kullanımı renal papiler nekroz ve diğer renal hasarlara yol açmaktadır. Ayrıca, renal prostaglandinlerin renal perfüzyonun idamesinde kompanse edici bir rol oynadığı hastalarda renal toksisite de görülmüştür. Böyle hastalarda nonsteroidal antiinflamatuar ilaç uygulanması prostaglandin formasyonunda ve ikincil olarak da renal kan akışında doza bağlı bir azalmaya sebep olabilmekte, bu da aşikâr renal dekompansasyonu hızlandırabilmektedir. Böyle bir reaksiyon verme riski en yüksek olan hastalar böbrek fonksiyonlarında bozulma, kalp yetmezliği, karaciğer disfonksiyonu olanlar, diüretik ve ACE 5 / 16 inhibitörü kullananlar ve yaşlılardır. NSAİİ tedavisinin durdurulmasının ardından genellikle tedavi öncesi duruma geri dönülmektedir. Diklofenak dahil NSAİİ tedavisiyle sıvı retansiyonu ve ödem bildirildiğinden; kardiyak veya renal fonksiyon bozukluğu olan, hipertansiyon anamnezi veren, ileri yaşta olan, aynı zamanda diüretik veya böbrek fonksiyonunu anlamlı ölçüde etkileyen tıbbi ürünler kullanan ve herhangi bir nedenle örneğin majör cerrahi öncesi ve sonrası gelişebilen önemli ekstraselüler hacim eksikliği olan hastalarda özel dikkat gereklidir. Bu nedenle DOLOREX kullanırken bir önlem olarak böbrek fonksiyonlarının takibi önerilmektedir. İlaç kesildikten sonra genelllikle tedavi öncesi duruma dönülür. İlerlemiş Böbrek Hastalıkları DOLOREX’in ilerlemiş böbrek hastalığı olan hastalarda kullanımına ilişkin kontrollü çalışmalarda elde edilmiş bir bilgi bulunmamaktadır. Bu nedenle, ilerlemiş böbrek hastalığı olan hastalarda DOLOREX tedavisi önerilmemektedir. Eğer DOLOREX tedavisi başlatılmışsa hastanın renal fonksiyonlarının yakından takip edilmesi önerilir. Deri Reaksiyonları Eksfoliyatif dermatit, Stevens-Johnson sendromu ve toksik epidermal nekroliz gibi; bazıları ölümcül ciddi deri reaksiyonlarının, DOLOREX dahil NSAİİ kullanımına nadiren eşlik ettiği bildirilmiştir bkz. bölüm Bu reaksiyonların gelişme riskinin en fazla olduğu dönem, tedavinin başlangıç dönemi olarak gözükmekte ve söz konusu komplikasyonlar vakaların büyük bölümünde, tedavinin birinci ayı içerisinde ortaya çıkmaktadır. Tedavi sırasında deri döküntüsü, mukoza lezyonları veya diğer herhangi bir aşırı duyarlılık belirtisi ortaya çıkarsa; DOLOREX kullanılmasına son verilmelidir. SLE ve Bağ Dokusu Hastalığı Sistemik lupus eritematozusu SLE ve karışık bağ dokusu hastalıkları olan hastalarda, aseptik menenjit riski artabilir. Kardiyovasküler ve Serebrovasküler Etkiler Diklofenak tedavisine, kardiyovasküler olaylar için önemli risk faktörlerini örneğin, hipertansiyon, hiperlipidemi, diyabetes mellitus, sigara gibi taşıyan hastalarda, ancak dikkatli bir değerlendirme sonrasında başlanmalıdır. Özellikle yüksek dozda kullanımında günlük 150 mg ve uzun süreli tedavilerde bu riskin arttığı görülmüştür. Bu yüzden, diklofenak tedavisinde mümkün olan en kısa tedavi süresi ve en düşük etkili doz tercih edilmelidir. Sağlık mesleği mensuplarının hastaların diklofenak tedavisine devam etme gerekliliğini düzenli olarak tekrar değerlendirmelidir. Çok sayıda selektif ve non-selektif COX-2 inhibitörü ile yapılan, 3 yıla varan klinik çalışmalarda ölümcül olabilen, ciddi kardiyovasküler CV trombotik olay,miyokard infarktüsü ve inme riskinde artma gösterilmiştir. COX-2 selektif ve non-selektif tüm NSAİİ’lar benzer risk taşıyabilir. Kardiyovasküler hastalığı olduğu veya kardiyovasküler hastalık riski taşıdığı bilinen hastalar daha yüksek bir risk altında olabilir. Önceden görülmüş bir kardiyovasküler semptom olmasa bile hekim ve hasta böyle olay gelişimlerine karşı tetikte olmalıdır. Hasta, ciddi kardiyovasküler olayların semptom ve/veya belirtileri ile bunların görülmesi halinde yapması gerekenler konusunda bilgilendirilmelidir. 6 / 16 Eş zamanlı olarak aspirin kullanımının, NSAİİ kullanımına bağlı artmış ciddi kardiyovasküler trombotik olay riskini azalttığı yönünde tutarlı bir kanıt bulunmamaktadır. NSAİİ’nin aspirinle eş zamanlı olarak kullanımı ciddi GI olay görülme riskini artırmaktadır. CABG ameliyatını takip eden ilk 10-14 günlük dönemde ağrı tedavisi için verilen COX-2 selektif bir NSAİİ üzerinde gerçekleştirilen iki büyük, kontrollü klinik çalışmada miyokard infarktüsü ve inme insidansında artış görülmüştür Kontrendikasyonlar bölümüne bakınız. Diklofenakın da dahil olduğu NSAİİ’ler ile özellikle yüksek dozda ve uzun süreli tedavi, ciddi kardiyovasküler trombotik olaylarda miyokard infarktüsü ve inme dahil küçük bir artış ile ilişkili olabilir. Hastalar uyarı vermeksizin görülebilecek ciddi arteriyotrombotik olayların belirti ve semptomları örn., göğüs ağrısı, nefes darlığı, güçsüzlük, geveleyerek konuşma açısından tetikte olmalıdır. Hastalara bu tip bir olay durumunda derhal hekime başvurmaları söylenmelidir. Hematolojik etkiler DOLOREX de dahil NSAİİ kullanan hastalarda zaman zaman anemi görülebilmektedir. Bu durum sıvı tutulumu, gizli veya gross GI kan kaybı veya eritropoez sonrası etkinin tam olarak tanımlanmamasına bağlı olabilir. DOLOREX’in, yalnızca kısa süreli tedavi için kullanılması önerilir. Ancak daha uzun süre kullanılacaksa, diğer NSAİİ’lerde olduğu gibi kan sayımı takibi önerilmektedir. Diğer NSAİİ’ler gibi, DOLOREX trombosit agregasyonunu geçici olarak inhibe edebilir. Aspirinin aksine trombosit fonksiyonu üzerindeki etkileri miktar bakımından daha az, daha kısa süreli ve geri çevrilebilir niteliktedir Hemostaz kusuru olan hastalar dikkatle izlenmelidir. Önceden varolan astım Astımı, mevsimsel alerjik riniti, burun mukozası şişliği örneğin burup polipleri, kronik obstrüktif akciğer hastalığı veya solunum yollarının kronik enfeksiyonları özellikle alerjik rinit-benzeri semptomlarla bağlantılı olanlar olan hastalarda NSAİ ilaçlarla astım alevlenmeleri gibi reaksiyonlar analjezik intoleransı/analjezik-astımı olarak da adlandırılır , Quincke ödemi veya ürtiker, diğer hastalara kıyasla daha sık geliştiğinden; bu hastalarda özel önlemler acil müdaheleye hazırlıklı olmak gibi önerilir. Bu öneri, diğer maddelere karşı alerjisi olan; örneğin deri reaksiyonları, kaşıntı veya ürtiker geliştiği bilinen hastalar için de geçerlidir. Astımlı hastalarda aspirine duyarlı astım söz konusu olabilir. Aspirine duyarlı astımı olan hastalarda aspirin kullanımı, ölümle sonuçlanabilen şiddetli bronkospazmla ilişkilendirilmiştir. Aspirin duyarlılığı olan bu hastalarda aspirin ile diğer nonsteroidal antiinflamatuar ilaçlar arasında bronkospazm da dahil olmak üzere çapraz reaksiyon bildirildiğinden, aspirin duyarlılığının bu formunun söz konusu olduğu hastalara DOLOREX verilmemeli ve önceden astımı olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır. Anafilaktoid Reaksiyonlar Diğer NSAİİ’lerde olduğu gibi, anafilaktik/anafilaktoid reaksiyonlar da dahil olmak üzere alerjik reaksiyonlar, diklofenakı daha önce kullanmaksızın da ender olarak ortaya çıkabilir. DOLOREX aspirin triadı olan hastalara verilmemelidir. Bu semptom kompleksi, tipik olarak, 7 / 16 nazal polipli veya polipsiz riniti olan veya aspirin ya da NSAİİ kullanmalarının ardından şiddetli ve ölümcül olabilen bronkospazm gösteren astımlı hastalarda oluşmaktadır Kontrendikasyonlar ve Önlemler – Astım bölümlerine bakınız. Anafilaktoid reaksiyon görüldüğünde acil servise başvurulmalıdır. Enfeksiyon belirtilerini maskeleme Diğer NSAİİ’ler gibi, DOLOREX de farmakodinamik özelliklerinden dolayı enfeksiyon belirtilerini ve bulgularını maskeleyebilir. Kadınlarda fertilite DOLOREX kullanımı, kadın fertilitesini olumsuz etkiler ve hamile kalmaya çalışan kadınlarda kullanılması önerilmemektedir. Hamile kalmada zorlanan veya kısırlık incelemesinden geçmekte olan kadınlarda DOLOREX kullanımının durdurulması düşünülmelidir. Geriyatrik hastalar Yaşlılarda temel tıbbi esaslara dikkat edilmelidir. Özellikle çelimsiz/güçsüz veya vücut ağırlığı düşük olan yaşlı hastalarda etkili en düşük dozun kullanılması önerilmektedir. DOLOREX drajeleri sukroz içerdiğinden, fruktoz intoleransı, glikoz-galaktoz malabsorpsiyonu veya sukraz-izomaltaz yetersizliği gibi ender görülen, kalıtsal sorunları olan hastalarda önerilmez. DOLOREX’in kortikosteroid yerine geçmesi veya kortikosteroid eksikliğini tedavi etmesi beklenmemelidir. Kortikosterodin aniden kesilmesi hastalığın alevlenmesine sebep olabilir. Uzun süredir kortikosteroid kullanmakta olan hastalarda bu tedavinin durdurulmasına karar verilirse, tedavi yavaş ve kademeli olarak azaltmalıdır. DOLOREX’in [ateş ve] enflamasyonu azaltıcı farmakolojik aktivitesi, enfeksiyoz olmadığı düşünülen ağrılı durumların komplikasyonlarının tanınmasında önemli olan bu belirtilerin sağlayacağı faydayı azaltabilir. Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri DOLOREX draje veya diklofenak’ın diğer farmasötik formları kullanılırken aşağıdaki etkileşimler gözlemlenmiştir Göz önünde bulundurulması gereken gözlenmiş etkileşimler Güçlü CYP2C9 inhibitörleri Diklofenak metabolizmasının inhibisyonu nedeniyle doruk plazma konsantrasyonunda ve diklofenak maruziyetinde önemli bir artışla sonuçlanabileceğinden diklofenak güçlü CYP2C9 inhibitörleri vorikonazol gibi ile birlikte reçete edildiğinde dikkat edilmesi önerilir. Lityum NSAİİ’ler plazma lityum düzeylerinde artışa ve renal lityum klirensinde azalmaya yol açmaktadır. Ortalama minimum lityum konsantrasyonu %15 artmış ve renal klirens yaklaşık %20 azalmıştır. Bu etkiler renal prostaglandin sentezinin NSAİİ tarafından inhibe edilmesine bağlanmaktadır. Dolayısıyla, NSAİİ’ler ve lityum eş zamanlı olarak verildiğinde hasta lityum toksisitesi yönünden dikkatle izlenmelidir. Birlikte kullanılan diklofenak, lityumun plazma konsantrasyonlarını yükseltebilir. Serum lityum düzeylerinin izlenmesi önerilir. 8 / 16 Digoksin Birlikte kullanılan diklofenak, digoksinin plazma konsantrasyonlarını yükseltebilir. Serum digoksin düzeylerinin izlenmesi önerilir. Diüretikler ve antihipertansif ajanlar Diğer NSAİİ’ler gibi, diklofenakın diüretiklerle ya da antihipertansif ilaçlarla [örn. beta-blokörler, ACE inhibitörleri anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri] birlikte kullanılması, bunların antihipertansif etkisini azaltabilir. Bu nedenle söz konusu kombinasyonlar dikkatle kullanılmalı ve özellikle ileri yaştakiler olmak üzere hastaların kan basıncı, belli aralıklarla izlenmelidir. Hastalar yeterince hidrate durumda olmalı ve nefrotoksisite riskinin artması nedeniyle böbrek fonksiyonunun, özellikle diüretiklerin veya ACE inhibitörlerinin diklofenakla birlikte kullanılmaya başlanmasının ardından ve ve sonrasında periyodik olarak izlenmesi düşünülmelidir. bkz. Bölüm Furosemid Klinik çalışmalar ve pazarlama sonrası gözlemler, DOLOREX kullanımının bazı hastalarda furosemid ve tiyazidlerin natriüretik etkisini azaltabildiğini göstermektedir. Bu yanıt, renal prostaglandin sentezinin inhibe edilmesine bağlanmaktadır. NSAİİ’lerle eş zamanlı olarak tedavi uygulandığında hasta, böbrek yetmezliği belirtileri yönünden Önlemler, Renal Etkileri bölümüne bakınız ve diüretik etkililiğinden emin olmak için yakından izlenmelidir. Varfarin Varfarin ve NSAİİ’lerın GI kanamaları üzerindeki etkisi sinerjistik özelliktedir; yani bu iki ilacı birlikte kullanan hastaların ciddi GI kanaması geçirme riski bu iki ilacı tek başlarına kullanan hastalara göre daha yüksektir. Aspirin DOLOREX aspirinle birlikte verildiğinde, serbest DOLOREX klirensi değişmese de protein bağlama oranı azalmaktadır. Bu etkileşimin klinik açıdan önemi bilinmiyor olmakla birlikte,] diğer NSAİİ’lerde olduğu gibi, diklofenak ve aspirinin eş zamanlı olarak verilmesi, advers etki görülme olasılığını artırdığından, genellikle önerilmemektedir. Siklosporin Diğer NSAİİ’lerde olduğu gibi, diklofenak böbrek prostaglandinleri üzerindeki etkileri nedeniyle siklosporin nefrotoksisitesini artırabilir. Bu nedenle, siklosporin kullanmakta olan hastalara, bu ilacı kullanmayan hastalara kıyasla daha düşük dozda verilmelidir. Hiperkalemiye neden olduğu bilinen ilaçlar Potasyum tutucu diüretikler, siklosporin, takrolimus ve trimetoprim ile eş zamanlı tedavi serum potasyum düzeylerinin artması ile ilişkili olabilir. Bu nedenle, serum potasyum düzeyleri düzenli olarak kontrol edilmelidir bkz. Bölüm Kinolon türevi antibakteriyal ilaçlar NSAİİ’lerle kinolonların birlikte kullanılmalarından dolayı çok ender olarak konvülsiyonlar bildirilmiştir. Göz önünde bulundurulması gereken öngörülen etkileşimler Diğer NSAİİ’ler ve kortikosteroidler Diklofenak ve diğer sistemik NSAİİ’lerle veya kortikosteroidlerle birlikte kullanılması, gastrointestinal yan etkilerin sıklığını artırabilir bkz. Bölüm 9 / 16 Antikoagülanlar ve anti-trombosit ilaçlar Diklofenakın antikoagülanlarla veya anti-trombosit ilaçlarla birlikte kullanılması kanama riskini artıracağından, dikkatli olunması önerilir Özel kullanım uyarıları ve önlemleri Klinik çalışmalarda diklofenakın antikoagülanların etkisi üzerinde bir tesiri olduğuna dair bir işaret olmamasına rağmen, diklofenak ve antikoagülanları birlikte alan hastalarda, kanama riskinin arttığına ilişkin izole bildirimler bulunmaktadır. Bu nedenle böyle hastaların yakından izlenmesi tavsiye edilir. Selektif serotonin geri-alım inhibitörleri SSRI Diklofenak dahil sistemik NSAİİ’lerin ve selektif serotonin geri-alım inhibitörlerinin birlikte kullanılması, gastrointestinal kanama riskini artırabilir bkz. Bölüm Antidiyabetikler Klinik çalışmalar diklofenakın oral antidiyabetik ilaçlarla birlikte, onların klinik etkilerini etkilemeksizin verilebileceğini göstermiştir. Ancak, diklofenak tedavisi sırasında antidiyabetik ilaçların dozunu ayarlamayı gerektirecek hipoglisemik ve hiperglisemik etkiler görülebildiği izole olarak bildirilmiştir. Bu sebeple, diklofenakın antidiyabetik ilaçlarla birlikte kullanılması sırasında tedbir olarak kan glikoz düzeyinin izlenmesi önerilir. Fenitoin Diklofenak ile eş zamanlı fenitoin kullanımında, fenitoine maruziyette artış beklendiğinden, fenitoin plazma konsantrasyonu takip edilmelidir. Metotreksat Metotreksatın kan konsantrasyonları yükselebileceğinden ve bu ilaca ait toksisite artabileceğinden, metotreksat tedavisinden önceki veya sonraki 24 saat içerisinde diklofenak dahil NSAİİ’ler kullanılırken dikkatli olunması önerilir. Kolestipol ve kolestiramin Bu ajanlar diklofenak emilimini geciktirebilir veya azaltabilir. Dolayısıyla, diklofenak uygulamasının kolestipol/kolestiramin uygulamasından en az bir saat önce veya 4 ila 6 saat sonra gerçekleştirilmesi önerilmektedir. Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler mevcut değildir. Pediyatrik popülasyon Pediyatrik popülasyona ilişkin ek bilgiler mevcut değildir. Gebelik ve laktasyon Genel tavsiye Gebelik kategorisi C/D Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar/Doğum kontrolü Kontrasepsiyon Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar için herhangi bir öneride bulunulmasını destekleyen veri bulunmamaktadır. 10 / 16 Gebelik dönemi Diklofenakın gebe kadınlarda kullanılmasına ilişkin yeterli veri bulunmamaktadır. DOLOREX, gerekli olmadıkça gebelik döneminde kullanılmamalıdır. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar, gebelik/ve-veya/ embriyonal/fetal gelişim /ve-veya/ doğum /ve-veya/ doğum sonrası gelişim üzerindeki etkiler bakımından yetersizdir bkz. bölüm İnsanlara yönelik potansiyel risk bilinmemektedir. Bu nedenle DOLOREX, annede sağlanabilecek beklenen faydalar, fetusun karşı karşıya kalabileceği risklerden açıkça daha fazla olmadığı sürece, gebeliğin birinci ve ikinci üç aylık döneminde kullanılmamalıdır. Diklofenakın gebeliğin son 3 ayı içerisinde kullanılması, diğer NSAİİ’lerde olduğu gibi, doğum esnasında etkili uterus kasılmalarının meydana gelmeme tehlikesi ve/veya ductus arteriosusun erken kapanma olasılığı nedeniyle kontrendikedir bkz. bölüm Laktasyon dönemi Diklofenak, diğer NSAİİ’ler gibi anne sütüne az miktarda geçer. DOLOREX bu nedenle, bebekte istenmeyen etkilerin ortaya çıkmasına yol açmamak emziren annelerde kullanılmamalıdır. Üreme yeteneği / Fertilite Diğer NSAİİ’ler gibi DOLOREX kullanılması da kadınlarda fertiliteyi olumsuz etkileyebileceğinden, gebe kalmak isteyen kadınlarda önerilmez. Gebe kalmakta zorluk çeken ya da kısırlık açısından tetkik edilen kadınlarda DOLOREX tedavisinin durdurulması düşünülmelidir. bkz. bölüm Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler DOLOREX kullanırken görme bozuklukları, baş dönmesi, vertigo, uyku hali ya da diğer merkez sinir sistemi bozuklukları yaşayan hastalar, araç veya makine kullanmamalıdırlar. İstenmeyen etkiler Klinik çalışmalardan ve/veya spontan bildirimlerden ve literatürden elde edilen advers ilaç reaksiyonları MeDRA sistem organ sınıfına göre listelenmiştir. Her bir sistem organ sınıfında advers ilaç reaksiyonları en sık olan önce gelecek şekilde sıklıklarına göre sıralanmıştır. Her bir sıklık grubunda, advers ilaç reaksiyonları azalan ciddiyet sırasına göre verilmiştir. Ayrıca, her advers ilaç reaksiyonu için uygun sıklık kategorisi aşağıdaki şekildedir CIOMS III Çok yaygın ≥1/10; yaygın ≥1/100 ila <1/10; yaygın olmayan ≥1/ ila <1/100; seyrek ≥1/ <1/ çok seyrek <1/ bilinmiyor eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor. Aşağıdaki istenmeyen etkiler DOLOREX drajenin ve/veya diklofenakın diğer farmasötik formlarının kısa ya da uzun süre kullanılması sırasında bildirilmiştir. Kan ve lenf sistem hastalıkları Çok seyrek Trombositopeni, lökopeni, anemi hemolitik ve aplastik anemi dahil, agranülositoz. 11 / 16 Bağışıklık sistemi hastalıkları Seyrek Aşırı duyarlılık, anafilaktik ve anafilaktoid reaksiyonlar hipotansiyon ve şok dahil. Çok seyrek Anjiyoödem yüz ödemi dahil Psikiyatrik hastalıklar Çok seyrek Dezoryantasyon, depresyon, uykusuzluk, kabus görme, irritabilite, psikotik bozukluk. Sinir sistemi hastalıkları Yaygın Baş ağrısı, baş dönmesi. Seyrek Uyku hali. Çok seyrek Parestezi, hafıza bozukluğu, konvülsiyon, anksiyete, titreme, aseptik menenjit, disgözi, serebrovasküler olay. Bilinmiyor Konfüzyon, halüsinasyon, duygu bozukluğu, halsizlik. Göz hastalıkları Çok seyrek Görme bozukluğu, bulanık görme, çift görme. Bilinmiyor Optik nörit Kulak ve iç kulak hastalıkları Yaygın Vertigo. Çok seyrek Kulak çınlaması, işitmede zayıflama. Kardiyak hastalıklar Çok seyrek Miyokard infarktüsü, kalp yetersizliği, palpitasyonlar, göğüs ağrısı. Vasküler hastalıklar Çok seyrek Hipertansiyon, vaskülit. Solunum, göğüs mediastinal hastalıklar Seyrek Astım dispne dahil. Çok seyrek Pnömonit. Gastrointestinal hastalıklar Yaygın Bulantı, kusma, diyare, dispepsi, abdominal ağrı, gaz, anoreksi. Seyrek Gastrit, gastrointestinal kanama, hematemez, kanlı diyare, melena, gastrointestinal ülser kanamalı veya kanamasız – perforasyon ile veya perforasyon olmaksızın. Çok seyrek Kolit hemorajik kolit ve ülseratif kolit veya Crohn hastalığının alevlenmesi dahil, kabızlık, stomatit, glossit, özofagus bozukluğu, intestinal diyafram hastalığı, pankreatit. Hepato-bilier hastalıklar Yaygın Transaminazlarda artış. Seyrek Hepatit, sarılık, karaciğer bozukluğu. Çok seyrek Fulminan hepatit, hepatik nekroz, karaciğer yetmezliği. Deri ve deri altı doku hastalıkları Yaygın Döküntü. Seyrek Ürtiker. 12 / 16 Çok seyrek Büllöz dermatit, egzema, eritem, eritema multiforme, Stevens-Johnson sendromu, toksik epidermal nekroliz Lyell sendromu, eksfolyatif dermatit, alopesi, ışığa duyarlılık reaksiyonu, purpura, Henoch-Schonlein purpura, kaşıntı. Böbrek ve idrar yolu hastalıkları Çok seyrek Akut böbrek yetmezliği, hematüri, proteinüri, nefrotik sendrom, tubulointerstisyel nefrit, renal papiller nekroz. Üreme sistemi ve meme hastalıkları Çok seyrek İmpotans Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar Seyrek Ödem. *Sıklık yüksek bir dozla 150 mg/gün uzun dönem tedavi verilerini yansıtır. Seçili advers ilaç reaksiyonlarının açıklanması Arteriyotrombotik olaylar Meta-analiz ve farmakoepidemiyolojik veriler, özellikle yüksek dozda günlük 150 mg ve uzun dönem tedavi sırasında diklofenak kullanımı ile ilişkili olarak arteriyotrombotik olaylar riskinde örneğin miyokard enfarktüsü küçük bir artışa işaret etmektedir bkz., bölüm Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması Ruhsatlandırma sonrası şüpheli ilaç advers reaksiyonların raporlanması büyük önem taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar/risk dengesinin sürekli olarak izlenmesine olanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers reaksiyonu Türkiye Farmakovijilans Merkezi TÜFAM’ne bildirmeleri gerekmektedir e-postatufam tel0 800 314 00 08; faks 0 312 218 35 99 Doz aşımı ve tedavisi Semptomlar Diklofenak doz aşımının neden olduğu, tipik bir klinik tablo yoktur. Doz aşımında kusma, gastrointestinal kanama, ishal, göz kararması, kulak çınlaması veya konvülsiyon görülebilir. Ciddi zehirlenmelerde, akut böbrek yetersizliğinin ve karaciğer hasarının gelişmesi mümkündür. Terapötik önlemler Diklofenak dahil NSAİİ’lerle akut zehirlenmelerin tedavisi temel olarak destek önlemlerinin alınması ve semptomatik tedavi uygulanması şeklindedir. Hipotansiyon, böbrek yetmezliği, konvülsiyon, gastrointestinal bozukluk ve solunum depresyonu gibi komplikasyonlar gelişirse, destek önlemleri alınmalı ve semptomatik tedavi uygulanmalıdır. Zorlu diürez, diyaliz veya hemoperfüzyon gibi özel önlemler; NSAİİ’lerin plazma proteinlerine yüksek oranda bağlanması ve yüksek oranda biyotransformasyona uğraması yüzünden, diklofenak dahil NSAİİ’lerin atılımına muhtemelen yardımcı değildir. 13 / 16 Toksik olabilecek doz aşımından sonra aktif kömür kullanılması ve yaşamı tehlikeye sokacak boyutlardaki doz aşımından sonra mide dekontaminasyonu kusturma, midenin yıkanması düşünülebilir. 5. FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER Farmakodinamik özellikler Farmakoterapötik grup Antiinflamatuvar ve antiromatizmal ürünler, nonsteroidler, asetik asit türevleri ve ilişkili maddeler. ATC kodu M01A B05. Etki mekanizması DOLOREX; belirgin antiromatik, analjezik, antiinflamatuvar ve antipiretik özelliklere sahip bir nonsteroidal bileşik olan diklofenakın potasyum tuzunu içerir. Deneylerle gösterilmiş olan prostaglandin biyosentezinin inhibisyonu, etki mekanizmasının temeli olarak kabul edilmektedir. Prostaglandinler enflamasyon, ağrı ve ateş meydana gelmesinde büyük rol oynarlar. Etkilerinin çabuk başlaması nedeniyle DOLOREX, akut ağrılı ve enflamatuvar durumların tedavisinde özellikle uygundur. Diklofenak potasyum in vitro olarak, insanlarda ulaşılana eşdeğer konsantrasyonlarda, kıkırdaktaki proteoglikan biyosentezini baskılamaz. Farmakodinamik etkiler DOLOREX’in orta ve ileri derecede şiddetli ağrıda belirgin analjezik etki gösterdiği bulunmuştur. Örneğin travmaya veya cerrahi girişimlere bağlı enflamasyon varlığında hem spontan, hem de hareket sırasındaki ağrıyı hızla iyileştirir; enflamatuvar şişliği ve yaradaki ödemi azaltır. Klinik çalışmalar etkin maddenin primer dismenorede ağrının giderilmesini ve kanamayı azalttığını da göstermiştir. Farmakokinetik özellikler Genel özellikler Emilim Diklofenak, diklofenak potasyum drajelerden hızla ve tamamen emilir. Emilim, ilacın alımından hemen sonra başlar ve eşdeğer dozdaki mide asidine dayanıklı diklofenak sodyum tabletlerindeki miktar kadar emilir. 50 mg’lık bir drajenin alınmasından 20-60 dakika sonra plazmadaki ortalama doruk konsantrasyonu olan mikromol/l’ye ulaşılır. Yemeklerle birlikte alınması, emilen diklofenak miktarını etkilemez, yalnızca emilim başlangıcını ve hızını hafifçe geciktirebilir. Diklofenakın yaklaşık yarısı karaciğerden geçerken metabolize olduğundan “ilk geçiş” etkisi, oral veya rektal kullanım sonrasındaki plazma konsantrasyonu-zaman eğrisinin altındaki alan EAA değeri, eşdeğer dozun parenteral yoldan verilmesinden sonraki EAA değerinin yarısı kadardır. 14 / 16 Farmakokinetik özellikler, tekrarlanan uygulamalardan sonra değişmez. Önerilen dozaj sınırları arasında kalındığında hiçbir birikim oluşmaz. Dağılım Diklofenak başta albümin % olmak üzere serum proteinlerine % oranında bağlanır. Hesaplanan görünen dağılım hacmi, l/kg’dır. Diklofenak, sinovyal sıvıya geçer ve burada, plazmada doruk seviyelerine eriştikten 2-4 saat sonra maksimal konsantrasyonlara ulaşır. Sinovyal sıvıdaki görünen eliminasyon yarı-ömrü 3-6 saattir. Plazmadaki doruk seviyelere ulaşılmasından 2 saat sonra sinoviyal sıvıdaki aktif madde konsantrasyonları, plazmadakinden yüksektir ve 12 saate kadar yüksek değerde kalır. Emziren bir annenin sütünde düşük konsantrasyonda 100 ng/ml diklofenak saptanmıştır. Anne sütü alan bir bebeğin midesine giren tahmini miktar 0,03 mg/kg/gün dozuna eşdeğerdir. Biyotransformasyon Diklofenak biyotransformasyonu kısmen intakt molekülün glukuronidasyonu ile, fakat esas olarak tek ve çoğul hidroksilasyonu ve metoksilasyonu ile oluşur ve çoğu glukuronid konjügasyon ürünlerine dönüşen, birçok fenolik metabolit 3’-hidroksi-, 4’-hidroksi-,5-hidroksi-,4’,5-dihidroksi- ve 3’-hidroksi-4’ -metoksi-diklofenak meydana gelir. Bu fenolik metabolitlerin ikisi, diklofenaka kıyasla daha az olmakla birlikte biyolojik aktiviteye sahiptir. Eliminasyon Plazmadaki terminal yarı-ömrü 1-2 saattir. İkisi aktif olan 4 metabolitin plazmadaki yarı-ömürleri de kısa olup 1-3 saat kadardır. 3’-hidroksi-4’-metoksi-diklofenak metabolitinin plazmadaki yarı-ömrü çok daha uzundur ama bu metabolit, hemen hemen inaktiftir. Verilen dozun %60 kadarı intakt molekülün glukuronid konjügasyon ürünü ve hemen hepsi glukuronid konjügasyon ürünlerine dönüşen metabolitler şeklinde idrarla atılır. Dozun %1’ den daha düşük bir bölümü değişmeden idrarla atılır. Dozun geri kalanı, yine metabolitler şeklinde olmak üzere safra yoluyla dışkı ile vücuttan atılır. Doğrusallık/Doğrusal olmayan durum Diklofenak, doğrusal farmakokinetik sergiler. Emilen miktar, dozun miktarı ile doğrusal orantıdadır. Hastalardaki karakteristik özellikler Böbrek yetmezliği Tek-doz kinetiğiyle ilgili bilgiler, böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda, genellikle uygulanan dozaj programı dahilinde değişmemiş aktif maddenin birikmediği izlenimini vermektedir. Dakikada 10 ml’den daha düşük kreatinin klirensi değerlerinde, hidroksi metabolitlerinin hesaplanan kararlı durum plazma düzeyleri, normal kişilerinkinin 4 katı kadardır. Ancak bu metabolitler, sonunda safra yoluyla vücuttan atılır. Karaciğer yetmezliği Kronik hepatit veya kompanse sirozu olan hastalarda diklofenakın kinetiği ve metabolizması, karaciğer hastalığı olmayan hastalardaki ile aynıdır. 15 / 16 Pediyatrik popülasyon DOLOREX drajelerin çocuklarda ve 14 yaşından küçük ergenlerde kullanılması önerilmez bkz. bölüm Geriyatrik popülasyon İlacın emiliminde, metabolizmasında veya vücuttan uzaklaştırılmasında yaşa bağlı herhangi bir fark gözlenmemiştir. Klinik çalışmalar DOLOREX, uzun zamandır kullanılmakta olan, klinik verileri iyi bilinen bir üründür. Klinik öncesi güvenlilik verileri Akut ve tekrarlanan doz toksisite çalışmalarından elde edilen klinik-öncesi veriler; ayrıca diklofenakla yapılan genotoksisite, mutajenite ve karsinojenite çalışmaları; amaçlanan terapötik dozlarda insanlar için spesifik bir tehlike olmadığını göstermiştir. Standart preklinik hayvan çalışmalarında diklofenakın farelerde, sıçanlarda veya tavşanlarda teratojen etkiye sahip olduğunu gösteren herhangi bir kanıt yoktur. Diklofenak sıçanlarda, anne-baba fertilitesi üzerinde etki göstermemiştir. Maternal toksik dozlarda minimal fetal etkileri dışında yavruların doğum öncesi, sırası ve sonrası gelişmeleri, diklofenaktan etkilenmemiştir. NSAİİ verilmesi diklofenak dahil, tavşanlarda ovulasyonu ve sıçanlarda implantasyon ve plasentasyonu inhibe etmiş, hamile sıçanlarda duktus arteriosusun erken kapanmasına sebep olmuştur. Sıçanlarda diklonefakın maternal toksik dozları distosi, uzamış gestasyon, fetal sağkalımda düşüş ve intrauterin büyüme geriliği ile ilişkili bulunmuştur Diklofenakın hem üreme parametreleri ve doğum hem de rahim içindeyken duktus arteriosusun daralması üzerindeki zayıf etkileri prostaglandin sentez inhibitörleri sınıfının farmakolojik sonuçlarıdır bkz. Bölüm ve 6. FARMASÖTİK ÖZELLİKLER Yardımcı maddelerin listesi Çekirdek Tribazik kalsiyum fosfat Nişasta PVK K 30 Sodyum nişasta glikolat Kolloidal silikondioksit 200 Magnezyum stearat Kaplama Oleat gliserol Hidroksipropil metil selüloz Şeker Talk Polietilen glikol Demir oksit kırmızısı Titan dioksit Jelatin 160 bloom 16 / 16 Geçimsizlikler Bilinen geçimsizliği yoktur. Raf ömrü 24 ay Saklamaya yönelik özel tedbirler 25°C’nin altındaki oda sıcaklığında saklayınız. Ambalajın niteliği ve içeriği 10 veya 20 draje içeren PVC/Al blister ambalajda. Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler Kullanılmamış olan ürünler ya da atık materyaller “Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği” ve “Ambalaj ve Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği”ne uygun olarak imha edilmelidir. 7. RUHSAT SAHİBİ Abdi İbrahim İlaç San. ve Tic. Reşitpaşa Mah. Eski Büyükdere Cad. No4 34467 Maslak / Sarıyer/ İSTANBUL Tel 0212 366 84 00 Faks 0212 276 20 20 8. RUHSAT NUMARASI 172/11 9. İLK RUHSAT TARİHİ/ RUHSAT YENİLEME TARİHİ İlk Ruhsat Tarihi Ruhsat Yenileme Tarihi 10. KÜB’ÜN YENİLENME TARİHİ Merhaba; Nonsteroid antiinflamatuar denilen bu grup ağrı kesiciler gebelikte kullanılmaz. Zararlıdır. Üstelik hassas bir dönemde kullanmışsınız. Hiç bir ilaç için kesin zarar vermiştir veya kesinlikle bir şey olmaz denemez. Ama riske girmek istemiyorsanız, 10 haftaya kadar kendi isteğinizle kürtaj olabilirsiniz. 10 haftadan sonra ise ultrason ile bebekte ciddi özür saptanmadığı sürece gebelik bu ilaç nedeniyle sonlandırılamaz. Gebelikte ilaç kullanımı konusunda detaylı bilgi almak için; adresini ziyaret etmenizi öneririm. Sağlıklı günler dilerim. 23 Haftalık hamileyim. Hamilelik oncesi de panik atak ve depresyon icin ilac iciyordum ancak hamilelik sebebiyle kestim. Simdi hastalıgım nuksetmeye basladı. Psikiyatristim Atarax 25 mg ilac onerdi ancak bebege zarar verir korkusuyla icemiyorum. Sizlerden hamileligi sirasında antidepresan ilac icen oldu mu? Bebeginiz saglıklı dunyaya geldi mi? Gelisiminde sorun oldu mu? Tecrubelerinizi paylasabilirseniz cok sevinirim. Tesekkur ederim. Bu soruya cevap verir misin? Anneler deneyimlerinden faydalanmak istiyor! CEVAP YAZ Hayır. Küçük çocuğunuz hamilelikte yaşadığınız yorgunluktan etkilenmez. Yorgunluk sadece vücudunuzda olanların sonucudur. Ayrıca, endişelenmek ciddi bir sorun değildir. Ancak, yorgun ve herhangi bir rutin aktivite yapamıyorsanız, doktorunuza danışmak daha iyidir. Senin Görüşün veya Deneyimin Nedir?Aşağıda yer alan yorum bölümünden sen de ister kendi deneyimlerini anlat, ister hamileliğe dair merak ettiğin sorularını diğer okuyucularla paylaş. - 1145 Güncelleme - 1145 Bebeğe etkisi ne olur? Op. Dr. Altuğ Semiz, “Gebelikte cinsel yaşam “hakkında bilgi verdi. Gebelik dönemi kadın hayatının en karmaşık dönemlerinden biridir. Psikolojik ve bedensel çok sayıda değişimin izlendiği bu dönemde kadının bir takım alışkanlıklarının da değişmesi ve yeni bir yaşam biçimini benimsemesi doğal bir adaptasyon şeklidir. Bununla beraber yaşanan bu sürece uyum adına yapılanların, yanlış bilgilenmeler yüzünden, henüz var olmakta olan bebeği korumak adına takıntı halini alması doğru ve açık bilgilendirme ile engellenebilir. Burada hekim-hasta ilişkisinin net ve anlaşılır kurulması gebe ve eşini rahatlatmakla beraber; gelişmekte olan bebek için her koşulda en doğrunun yapılabilmesine olanak sağlamaktadır. Özellikle cinsellik konusunda bilgilenme-bilgilendirme alışkanlığından yoksun yani bizimki gibi toplumlarda gebelikle beraber cinselliği konuşmak daha da zor bir hal almakta ve bu da bilginin, yerini yanlış inanış ve gereksiz korkulara bırakmasına neden olmaktadır. Nedir doğrusu? Gebelikle beraber cinsellik sona ermeli mi, yoksa cinsel hayatın devamı aynen mümkün müdür? Hamileliliğin ilk dönemlerinde başka bir nedene dayanan düşük tehdidi söz konusu değilse cinsel ilişkinin düşüğe yol açması söz konusu değildir! Hamilelik, embriyonun ana rahmine düşüp tutunması ile başlar. Bu dönem kadının henüz gebe olduğunu bilmediği ancak aslında sürecin başladığı bir dönemdir. Gebelik teşhisine kadar geçen sürede – ki bu 2-3 hafta kadar bir zamanı içerir- kadınlar hamile oldukları bilgisinden bağımsız, normal hayat rutinlerine devam etmektedir. Haliyle cinsel hayatları da her zamanki şeklindedir. Bu esnada yaşanan cinsel ilişkiler aslında gebelik adına en riskli dönem olmasına rağmen gebeliğin başlaması adına bile bir risk teşkil etmezler. Hamilelik teşhisi konulduktan sonra da cinsel ilişkiye devam etmemek bu nedenle de gereksiz bir tedbir sayılabilir. Embriyonun oturduğu rahim boşluğu ile ilişkiye girilen vajina aynı organ değildir. Vajina kubbesi ile rahim boşluğu arasında anatomik ve kimyasal bariyerler mevcuttur. Bu nedenle cinsel ilişki sırasında bebeğe zarar vermek söz konusu olamaz. Ancak ilişkinin gerek travmatik gerekse kimyasal açıdan ilk üç ay içerisinde düşüğe yol açıp açmaması yine de bilimsel açıdan da bir merak konusu olmuş ve bu konu üzerine bilimsel çalışmalar da yapılmıştır. Yapılan çalışmalarda başka nedenlere bağlı olarak düşük tehdidi olmayan kadınların cinsel ilişkiye girmesinin düşük olasılığını artırmadığı kanıtlanmıştır. Bu nedenle de eğer gebeliğinizde başka bir nedene dayanan düşük tehdidi söz konusu değilse cinsel ilişkinin düşüğe yol açması söz konusu değildir. Gerektiğinde psikolojik destek yardımı almaktan çekinmeyin Gebeliğin ilk üç ayında anne adayında genel olarak bir halsizlik, uyku hali, mide bulantısı mevcuttur. Bu agresif değişimler anne adayının cinsellikten uzaklaşmasına ve isteksizliğine neden olabilmektedir. Bu çok doğal ve aynı zamanda geçici bir süreçtir. Anne adaylarının çok az bir kısmında bu isteksizlik altta yatan başka nedenlere bağlı olarak devam edebilir. Bu durumlarda çiftlerin birbirine açık, yardımcı ve anlayışlı olması sürecin daha kolay geçirilebilmesini sağlamaktadır. Çiftin zorlandığı durumlarda psikolojik destek alınması ilişkinin geleceğinde sorunun devam etmesini engelleyebilir. Gebeliğin İlerleyen Dönemlerinde İlişki Sayısında Bir Sınırlama Yoktur Gebelik ilerledikçe anne adayının hormonal dengesinde de değişiklikler olmaktadır. İlk 12- 14 hafta hamileliğin en zor geçirilen dönemiyken sonrasında anne adayı çok belirgin rahatlayacaktır. Vücudunda hissettiği genel halsizlik, bulantı gibi şikayetler biter. Dahası değişen hormon dengeleri ile çok daha enerjik, mutlu ve heyecanlı bir hal alır. Bu dönemler kadınların gebelik döneminde libidosunun en yüksek olduğu dönemlerdir. Genital bölgedeki kanlanma artışı sayesinde daha kolay uyarılır ve daha kolay orgazma ulaşabilir. Bu libido artışı tamamen normaldir. Ve cinsel ilişkiye girmenin bu dönemde de herhangi bir zararı olmadığı gibi ilişki sayısında bir sınırlamada yoktur. Çiftler, birbirinin ihtiyaç ve talepleri konusunda anlayışlı ve sabırlı davranarak, istediklerini yaşayabilirler. Orgazm Anne ve Bebek İçin Risk Oluşturmuyor Bu konuda yanlış bilgilenmelerden biri de orgazm olmanın bebek ya da anne sağlığı açısından bir risk teşkil edebileceği düşüncesidir. Orgazmın kadın vücudunda nelere sebep olduğu uzun yıllardır bilinen bir gerçek. Bununla beraber, yine uzun zamandır gebe kadınların orgazm yaşamaları sırasında ve sonrasında bedeninde oluşan değişiklikler bilimsel açıdan bilinmektedir. Gebe kadının orgazm olmasının bebeğe ya da kendine hiçbir zararı yoktur. Orgazm sonrası genel bir rahatlamadan sorumlu olan endorfin salgısının, bebeğin de yararına olduğu da bir gerçektir. Bu nedenle cinselliği hem en istekli hem de en rahat yaşayabileceğiniz ikinci üç aylarda bu konuda çok rahat olabilirsiniz. Ayrıca gebeliğin bu ayları kendinizi en çekici hissettiğiniz döneminiz olduğundan partnerinizle olan cinsel hayatınız için çok renkli ve değişik deneyimler de söz konusu olabilir. Gebeliğin Son Dönemlerinde Cinsel İlişki, Halk Arasındaki Yaygın Kanının Aksine, Erken Doğuma Neden Olmaz Hamileliğin son dönemlerinde anne adaylarını en çok yoran şey karnında giderek büyüyen bir ağırlık taşımak ve beraberinde gelen ödemin yıpratıcı etkileridir. Bu dönemde ve özellikle doğuma yakın zamanlarda anne adayları kendilerini daha hareketsiz kılar ve kötü hissetmeye başlarlar. Çoğu kez gebelerin aklına cinsellik gelmemektedir. Üstüne üstlük bu dönemlerde cinsel ilişkinin erken doğuma neden olabileceği de sıkça karşılaşılan bir düşüncedir. Ancak genel kanının aksine cinsel ilişki varlığı ya da sayısının erken doğumla bir ilişkisi saptanmamıştır. Gebeliğin doğuma yakın zamanlarında da cinsel ilişkiye girilebilir. Burada en başta yaşanan sorunlardan biri bebeğin varlığından kaynaklanan cinsel birleşmede teknik yetersizlik olabilir. Bu sorunu cinsel birleşme pozisyonunda farklılık yaparak aşmak mümkündür ve bebeğe herhangi bir zarar verme olasılığı yoktur. Gebelik, hayatınızı devam ettirebileceğiniz ve kadın olarak yaşayabileceğiniz en güzel ve özgün deneyimdir Sonuçta hamilelikte cinsel ilişkinin bebeğe ya da anne adayına en ufak bir zararı bulunmamaktadır. Eğer anne adayının bu duruma engel bir problemi varsa ya da yüksek riskli bir gebelik mevcutsa bu durum hekiminiz tarafından size bildirilecektir. Bütün bunlardan önemlisi gebenin kendi durumu hakkında hekimden bilgi alması ve gebelikte yapabileceklerini kendine özgü belirlemesidir. Herhangi bir tıbbi probleminiz bulunmadığı koşullarda cinsellik yaşamaktan çekinmenize hiçbir neden bulunmamaktadır. Gebelik, hayatınızı devam ettirebileceğiniz ve kadın olarak yaşayabileceğiniz en güzel ve özgün deneyimdir. Bu muhteşem döneminizde cinselliğinizi de sınırlamanız gerekmeyecektir.

dolorex hamileliğe zarar verir mi