DUA-CİN-BÜYÜ-TILSIM-SİHİR-NAZAR-MUSKA-YILDIZNAME-HALÜSÜNASYON-HURAFELER-BATIL İNANIŞLAR-DİNİMİZ İSLAM-ŞİFALI BİTKİLER-SAĞLIKLI YAŞAM-ASTROLOJİ-MİTOLOJİ-DOĞA RESİMLERİ-DEFİNE İŞARETLERİ-GİZEMLİ İLİMLER-İSLAMDA BÜYÜTILSIM-GİZEMLER HAKKINDA BİLGİLENDİRME SİTESİ BakaraSuresi, 102. ayet: Ve onlar, Süleyman’ın mülkü (nübüvveti) hakkında şeytanların anlattıklarına uydular. Süleyman inkar etmedi; ancak şeytanlar inkar etti. Onlar, insanlara sihri ve Babil’deki iki meleğe Harut’a ve Marut’a indirileni öğretiyorlardı. Oysa o ikisi: “Biz, yalnızca bir fitneyiz, sakın inkar etme Sihir Ve Büyü Bozma. uygulama yedi defa tekrar edilecek aşağıda yazılı olan ayetler temiz bir suya okunup nefes edilecek bu suyun bir kısmı içilip bir kısmıylada gusül edilecek. okunacak ayetler. Bismillâhirrahmânirrahîm. Kâle mûsâ mâ ci’tüm bihis sihru. innallâhe seyübtılühü innallâhe lâ yüslihu amelel müfsidîn. 26 Ekim 2012. #1. BÜYÜ ve ÇARPICI GERÇEKLERİ. Büyü Nasıl Teşhis Edilir? Sihir ancak alametlerinden anlaşılır ve ona göre tedavi edilir. Hasta sebepsiz yere baş ağrısı çeker, sebepsiz yere ağlar, sihir çözen ayetler okununca ağlar; bazen de görünür hiçbir alamet olmaz Uykuda Gözüken Rahatsızlıklar. Günümüzdeki manası ile fal, cahiliyet döneminde müşriklerin uyguladıkları oklarla nasibini tespit etmek ve gelecekle ilgili bilgiler aktarmaktır ki, bunu yapmak ve ona inanmak dinen caiz değildir. 9- Mezhepler niçin ortaya çıkmıştır? Bunlarsız olmaz mı? Mezhep; gidilecek yol, benimsenen metod, usuI ve görüş demektir. UbOm. Büyü, Sihir ile ilgili ayetler Ve tuttular şeytanların Süleyman’ın mülkü üzerine uydurdukları batıl yalanların peşine takıldılar. Süleyman kâfir olmadı fakat şeytanlar kâfir oldular. İnsanlara sihri ve Babil’deki iki meleğe, Harut ve Marut’a indirilen şeyleri öğretiyorlardı. “Biz ancak bir imtihanız/dinin için fitneyiz. Sakın küfre girme.” demeden kimseye onu öğretmiyorlardı. Onlardan kadınla kocanın arasını ayıracak sihri öğreniyorlardı. Allah’ın izni olmadan o sihirle kimseye zarar verecek değillerdir. Hakikatte onlara zarar verip faydası olmayan bir şey öğreniyorlardı. Andolsun ki o sihri satın alanın ahirette hiçbir nasibinin olmadığını çok iyi biliyorlardı. Nefislerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür. Keşke bilselerdi! 2/Bakara 102 ► O zaman Allah diyecek ki “Ey Meryem oğlu İsa! Senin ve annenin üzerindeki nimetlerimi hatırla. Hani seni Ruhu’l Kudüs Cibril ile desteklemiştim. Hem beşikte hem de yaşlılıkta insanlarla konuşuyordun. Hani sana Kitab’ı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğretmiştim. İznimle çamurdan kuş suretinde bir şey yapıyordun, sonra ona üflüyordun. O da benim izin vermemle canlı bir kuş oluyordu. İznimle kör ve alaca hastasını iyileştiriyordun. İznimle ölüleri kabirlerinden diri olarak çıkarıyordun. İsrailoğullarına apaçık delillerle geldiğinde, onlardan kâfir olanlar Bu apaçık bir sihirdir.’ demişlerdi de onları senden engelleyerek seni korumuştum.” 5/Mâide 110 ► Şayet sana kağıt üzerine yazılmış bir kitap indirsek ve ona elleriyle dokunacak olsalar yine de o kâfirler “Bu apaçık bir büyüden başkası değildir.” diyecekler. 6/En’âm 7 ► Ne ilginç! “İnsanları uyar ve iman edenleri Rableri katında değerli bir konumda olmakla müjdele” diye, içlerinden bir adama vahyedişimiz insanlara tuhaf mı geldi? Kâfirler dediler ki “Şüphesiz ki bu, apaçık bir sihirbazdır.” 10/Yûnus 2 ► Tarafımızdan onlara hak geldiği zaman “Şüphesiz ki bu, apaçık bir sihirdir.” demişlerdi. 10/Yûnus 76 ► Musa demişti ki “Hak size geldiğinde, bu sihir’ mi diyorsunuz? Hâlbuki sihirbazlar kurtuluşa eremezler.” 10/Yûnus 77 ► “Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan bizleri uzaklaştırmak ve yeryüzünde büyüklük/otorite siz ikinizin olsun diye mi bize geldin? Biz, ikinize de inanmayız.” demişlerdi. 10/Yûnus 78 Tevhid davetini çıkarcılıkla, ülkeyi bölmekle ve dini ifsad etmekle suçlamak, Firavun’ların ortak özelliğidir. Bk. 7/A’râf, 110, 123; 40/Mü’min, 26 ► Firavun “Bana bütün usta büyücüleri getirin.” demişti. 10/Yûnus 79 ► Sihirbazlar gelince Musa “Atın bakalım ne atacaksanız.” demişti. 10/Yûnus 80 ► Onlar ellerindekileri atınca, Musa demişti ki “Bu yaptığınız büyüdür. Şüphesiz ki Allah, onu iptal edecektir. Çünkü Allah, bozguncuların yaptığını ıslah etmez.” 10/Yûnus 81 ► Hanginizin daha güzel amel yaptığını denemek/ortaya çıkarmak için, gökleri ve yeri altı günde yaratan O’dur. Ve arşı, su üstündeydi. Şayet onlara “Hiç kuşkusuz ölümden sonra diriltileceksiniz.” desen, o kâfirler “Bu apaçık bir sihirdir.” derler. 11/Hûd 7 ► Hiç şüphesiz “Gözlerimiz perdelendi. Hayır, galiba bizler büyülenmiş bir toplumuz.” derler. 15/Hicr 15 ► Onlar gizlice seni dinlediklerinde neye kulak verdiklerini ve kendi aralarında fısıldaşırken zalimlerin “Siz yalnızca büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz.” dediklerini çok iyi biliyoruz. 17/İsrâ 47 ► Andolsun ki Musa’ya, dokuz apaçık ayet/mucize verdik. Sor İsrailoğullarına! Hani Musa onlara geldiğinde Firavun ona “Ey Musa! Ben, senin kesinlikle büyülenmiş biri olduğuna inanıyorum.” demişti. 17/İsrâ 101 ► Dedi ki “Yaptığın büyüyle bizleri yurtlarımızdan sürüp çıkarmak için mi geldin ey Musa?” 20/Tâhâ 57 ► “Kesinlikle biz de onun benzeri bir büyü ile sana geleceğiz. Bizimle senin aranda, bir buluşma yeri ve zamanı belirle. Ne biz ne de sen sözümüzden dönelim. Belirlediğin mekân hepimize eşit mesafede/düzlük bir alan olsun.” 20/Tâhâ 58 ► Dediler ki “Şüphesiz ki bu ikisi, sizleri yaptıkları büyüyle yurdunuzdan sürüp çıkarmaya ve bugüne kadar ciddi çabalar harcayarak kurduğunuz en ideal sistemi silip yok etmeye çalışan iki sihirbazdır.” 20/Tâhâ 63 ► Demişti ki “Hayır! Bilakis, önce siz atın!” Birde ne görsün ipleri ve asaları, yaptıkları büyü nedeniyle, gerçekten hareket ediyor gibi geldi ona. 20/Tâhâ 66 ► “At sağ elindekini! Onların yaptıklarını yutacaktır. Onların yaptığı yalnızca bir büyücü hilesidir. Ve büyücü ne yaparsa yapsın, kurtuluşa eremez/başarılı olamaz.” 20/Tâhâ 69 ► Yaşananlar üzerine sihirbazlar secdeye kapanmış “Harun’un ve Musa’nın Rabbine iman ettik.” demişlerdi. 20/Tâhâ 70 ► Firavun demişti ki “Size izin vermeden önce ona inandınız öyle mi? Şüphesiz ki o, size sihir öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ayaklarınızı çaprazlama kesecek ve sizi hurma kütüklerine asacağım. Hangimizin azabının daha çetin ve kalıcı olduğunu da bileceksiniz.” 20/Tâhâ 71 ► Demişlerdi ki “Seni, bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratan Allah’a tercih etmeyeceğiz. Ne hüküm vereceksen ver! Sen, ancak bu dünya hayatına hükmedebilirsin.” 20/Tâhâ 72 ► “Şüphesiz ki günahlarımızı/hatalarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihirbazlığı bağışlasın diye, Rabbimize iman ettik. Allah daha hayırlı ve daha kalıcıdır.” 20/Tâhâ 73 ► Kalpleri oyundadır… Zulmedenler aralarında gizlice fısıldaşırlar “Bu da sizin gibi bir insan değil midir? Göz göre göre büyülenmeye teslim mi olacaksınız?” 21/Enbiya 3 ► “Ya da onun üzerine bir hazine atılması veya kendisinden yediği bir bahçesi olması gerekmez miydi?” Zalimler dediler ki “Siz yalnızca büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz.” 25/Furkân 8 ► Çevresinde bulunan seçkinlere “Bu, bilgili/usta bir büyücüdür.” demişti. 26/Şuarâ 34 ► Büyücüler Firavun’a geldiler “Şayet biz Musa’ya üstün gelirsek herhâlde bize dolgun bir ücret verirsin artık, değil mi?” demişlerdi. 26/Şuarâ 41 ► Sihirbazlar secdeye kapandılar. 26/Şuarâ 46 ► “Size izin vermeden önce mi ona iman ettiniz? Şüphesiz ki o, size büyü öğreten büyüğünüzdür. Pek yakında yapacaklarımı bileceksiniz/anlayacaksınız. Şüphesiz ki ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kesip hepinizi asacağım.” demişti. 26/Şuarâ 49 ► Demişlerdi ki “Sen, ancak büyülenmişlerdensin.” 26/Şuarâ 153 ► Demişlerdi ki “Sen ancak büyülenenlerdensin.” 26/Şuarâ 185 ► Basiretli kılan ayetlerimiz kendilerine geldiğinde “Bu, apaçık bir büyüdür.” dediler. 27/Neml 13 ► Musa onlara apaçık ayetlerimizle gelince dediler ki “Bu, uydurulmuş büyüden başka bir şey değildir. Biz geçmiş atalarımızdan böyle bir şey işitmedik.” 28/Kasas 36 ► Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğunda “Bu, sizi babalarınızın ibadet ettiği ilahlarınızdan alıkoymaya çalışan bir adamdan başkası değildir.” dediler. Ve dediler ki “Bu, yalnızca uydurulmuş bir iftiradır.” Kâfirler, hak kendilerine geldiğinde “Bu, apaçık bir büyüden başkası değildir.” dediler. 34/Sebe’ 43 ► Ve derler ki “Bu, apaçık bir sihirden başkası değildir.” 37/Saffât 15 ► Firavun’a, Haman’a ve Karun’a… Dediler ki “Çok yalancı bir büyücüdür.” 40/Mü’minĞafir 24 ► Hak kendilerine geldiği zaman “Bu, sihirdir ve biz, bunu inkâr edenleriz.” dediler. 43/Zuhruf 30 ► Dediler ki “Ey büyücü! Rabbinin senin yanındaki duanı kabul edeceğine dair ahdiyle bizim için dua et. Azabı giderirse hiç şüphesiz biz, hidayet ehli oluruz.” 43/Zuhruf 49 ► Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğunda, kâfirler kendilerine gelen hakka “Bu apaçık bir büyüdür.” dediler. 46/Ahkâf 7 ► Tüm gücüyle yüz çevirdi ve “Büyücü yahut deli.” dedi. 51/Zâriyat 39 ► Onlardan öncekiler de, kendilerine gelen her resûle aynı bunların yaptığı gibi “Sihirbaz ya da delidir.” dediler. 51/Zâriyat 52 ► “Bu da büyü olabilir mi? Yoksa siz mi görmüyorsunuz?” 52/Tûr 15 ► Şayet bir ayet/mucize görseler yüz çevirir ve “Yoluna devam eden/yok olup gitmeye mahkûm bir sihirdir” derler. 54/Kamer 2 ► Hani Meryem oğlu İsa da “Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ki ben, Allah’ın size gönderdiği resûlüyüm. Benden önceki Tevrat’ı doğrulayan ve benden sonra gelecek, ismi Ahmed olan Resûl’ü de müjdeleyenim.” demişti. Apaçık deliller onlara geldiğinde “Bu, apaçık bir büyüdür.” dediler. 61/Saff 6 ► Ve dedi ki “Bu, sihirbazlardan aktarılan bir büyüden başkası değildir.” 74/Müddessir 24 ► De ki “Sabahın Rabbine sığınırım.” 113/Felak 1 ► “Yarattığı şeylerin şerrinden.” 113/Felak 2 ► “Karardığı zaman gecenin şerrinden.” 113/Felak 3 ► “Düğümlere üfüren büyücü kadınların şerrinden.” 113/Felak 4 Büyünün İçyüzüBüyünün İçyüzüBüyü sözcüğü Türkçedir. Kur'ân-ı Kerim'de bu anlamı veren ?Sihir?'den çok söz edilmiştir. Batı literatüründe ise ?Magi = Maji?, ?Magic = Mãcik? olarak -gizemli sanılan- ilkel bir çözüm arayışıdır. Bu kısa tanımdan da anlaşılacağı üzere büyünün temelinde üç şey vardır a Gizemlilik iddiası,b İlkellik c Çözüm arayışıBunlardan birincisinin açıklaması şöyledirBüyünün gizemli olduğu sanılır. Yani büyünün, herkes tarafından an­laşılamayan, herkes tarafından bilinemeyen ve yapılamayan birta­kım esra­rengiz ilişkilerden ve bu ilişkilere dayanan formüllerden oluş­tuğu sanılır. Bu sanı, birçok kimselerde kesin bir inanış ve kanaat ola­rak var­dır. Ancak büyü, çeşitli şarlatanlıkların bazı şekilleridir. Çünkü büyünün gerçek oldu­ğunu kanıtlayan bir kimseye rastlanmamıştır. Ayrıca büyü­nün bir aldat­maca olduğunu Kur'ân-ı Kerim açık şekilde ortaya koymak­tadır. Tâhâ Sûresi'nin 57-72 âyetlerinde Hz. Musa ile Mısır Firavun'u ara­sında olup bi­ten bir mûcize-büyü mücadelesi can­landırılmıştır. Bunlardan özellikle 66. 67. 68. ve 69 uncu âyetlerde bü­yünün içyüzü bü­tün çıplaklığıyla ortaya se­rilmiştir. Bu âyet-i kerime­lerde özet olarak şöyle bir açıklama vardır Firavun'un büyücüleri Hz. Musa'ya, önce hangi tarafın gösteriye baş­la­masını sorunca Hz. Musa "Hayır, siz atın." yani elinizdeki sicim­leri ve değnekleri atarak büyü gösterisine önce siz başlayın dediği kay­dedilmek­te­dir. 66. ve 67 inci âyetler gösteriyi ve onu şaşkınlık içinde seyreden Hz. Musa'nın ruh halini anlatmaktadır. Bu âyetlerin meâli şöyledir?Bir de ne görsün, -büyücülerin- şarlatanlığından ötürü, sicimleri­nin ve değneklerinin yürüdüğü onun hayalinde canlandırılıyordu.? ?Bu yüzden Musa, içinde bir ürperti duydu.?66 ıncı Âyet-i Kerime, bu olaydaki büyünün bir dereceye kadar içyü­zünü ortaya koymakta, en azından bu işlemin hayalde canlandırılan asıl­sız birta­kım kımıldayışlar olduğunu ifade etmektedir. Sicimlerin ve değneklerin, Hz. Musa'nın hayalinde hareket eder gibi göründüklerini kay­deden bu âyet­lerden iki farklı anlam çıkarmak Büyüde kullanılan bu araçların gerçekte hareket ettikleri­ ise, hareket eder gibi göründükleridir. Bilindiği üzere iplik ve sopa gibi cansız şeylerin -hele büyü gibi asıl­sız bir işlemde- kendi kendine hareket etmesi olanak dışıdır. Ama bunu il­lüz­yonistlerin yaptığı gibi bazı hilelere baş vurarak yapmak el­betteki müm­kündür. Özellikle ilahlık iddiasında bulunmuş mağrur ve çağının en kud­retli hükümdarı olarak Firavun'un, sahip bulunduğu güç ve im­kanlarla devrin profesyonel ve en mahir büyücülerini bularak bu hileleri yaptırması zor değildi. Kur'ân-ı Kerim, büyünün bir gözbağ­cılık, bir şa­şırtma ve duyu­ları spekülatif yöntemlerle aldatma olduğunu yine bu olayı anlatan A'râf Sûresi'nin 116 ıncı Âyet-i Kerime'sinde açıklamakta­ Musa tarafından, büyücülerden hünerlerini göstermeleri iste­nince onların, seyirciler üzerinde nasıl psikolojik bir etki uyandırdıkla­rını Allah Teâlâ aynen şöyle ifade buyurmaktadır?Musa "Siz atın." dedi. Onlar da hünerlerini ortaya atınca insan­la­rın gözlerini büyülediler. Onları ürperttiler ve muazzam bir büyü or­taya getir­diler.? Âyet-i kerime'deki ?İnsanların gözlerini büyülediler.? ifadesi çok açık­tır ve bu olaydaki büyünün, gerçek değil, bilakis psikolojik bir etki yaptığını ortaya koymak bakımından da en büyük kanıttır. Bu ilâhî açık­lamadan kolayca anlıyoruz ki büyünün birtakım hileler olarak izahı var­dır. Bununla birlikte hiç bir gizemli yanı da yoktur. Çünkü Kur'ân-ı Kerim'de sicim diye geçen şeylerin -söylentilere göre- içleri birtakım kim­yasal maddelerle doldu­rulmuş hayvan bağırsakları ol­duğu ve gösteri sıra­sında bu maddelerin reak­siyona girerek bağırsakla­rın hareket etmesine neden oldukları ihtimalı bu­lunduğu gibi, büyücü­ler benzer bazı speküla­tif işler de yapılmış olabilir­ler. İpliklerin ve sicimlerin gerçekte değil, fakat Hz. Musa'nın haya­linde ha­reket eder gibi görünmüş olabileceği ihtimali de vardır. Şöyle kiHz. Musa, Firavun'un ve avenelerinin yanı sıra, kalabalık seyirci kar­şı­sında ve belki de tek başına bulunmak gibi -peygamber bile olsa- insan mo­ralini olumsuz etkileyen bir konumda idi. Allah Teâlâ'ya açıkça kafa tutacak kadar küstahlaşan Firavun'un, bu şedid ve kanlı diktatörün karşı­sında bu­lunmuş olmak ve hele moral verecek bir taraf­tar kitlesinden yoksun olmak gibi etkenler hesap edilirse Hz. Musa'nın bu olayda ne ka­dar zor dakikalar yaşadığını tahmin etmek güç değildir. Aslında bu ihti­mali araştırmak yer­sizdir. çünkü Kur'ân-ı Kerim, bu gerçeği de çok berrak şekilde ortaya koy­makta ve Tâhâ Sûresi'nin, 67. ve 68 inci Âyet-i Kerime'­lerinde şunları kaydetmektedir"Bu yüzden Musa, içinde bir ürperti duydu." "Biz O'na, korkma dedik, asıl üstün gelecek olan sensin sen!" İşte gizemli sanılan büyünün özet olarak aslı esası budur. Onun için büyü tamamen bir hile ve safsatadır. Büyünün ikinci niteliği, onun hem amaç, hem de araç bakımından il­kelliğidir. Evet büyü, hem kaynakları, hem de yapılış ve uygulaması ba­kı­mından ne vahye, ne de akla dayanır. Bilakis vahyi ve aklı hiçe sa­yan rezil bir düşünce ürünüdür. Bu gerçeği anlayabilmek için hiç bir in­cele­meye ve araştırmaya bile gerek yoktur. Sadece bir tek büyücü gör­mek bile büyünün her bakımdan ne olduğunu anlamak için yeterlidir. Bu sefil in­sanlar her türlü faziletten yoksun oldukları gibi onlara ina­nan ya da tu­zaklarına düşen zavallılarda da sağlıklı bir moral yapı ve güçlü bir iman yoktur. Allah Teâlâ, Tâhâ Sûresi'nin 69 uncu Âyet-i Kerime'sinde"Çünkü onların yaptığı bir büyü hilesidir. Büyücü ise nereye varsa asla başarıya ulaşamaz!"buyurmaktadır. Büyünün, etki yapmak ba­kı­mından bir "hiç" olduğunun, bundan daha büyük bir kanıtı olamaz. Büyü, amaç bakımından ilkel ve zararlıdır. Çünküa Akılcı bir yol değildir. Bilakis büyü, aklı küçümsemekte, hatta onu inkâr etmektedir. Birçok saf ve cahil insan, gerçekleri anlayabilecek bilgi ve basirete sahip bulunmadıkları için, onların basit düşünce yapı­ları bü­yücüler tarafından kullanılmaktadır. Bu ise insan aklının kü­çümsenmesi demektir. b Büyü, akla dayanmadığı gibi vahye de dayanmamaktadır. Bilakis va­hiy, sihri"küfür" olarak mahkûm etmekte ve sihirbazı kâfir ol­makla suç­lamaktadır. Büyü yapan insanın, İslam Hukuku'nda cezası pek Büyü, insanların aldatılmasına ve kötü yönlendirilmelerine ne­den olmaktadır. İnsanları karşılıksız, hatta günah karşılığında zarara uğrat­mak­tadır. Büyü, araç bakımından da ilkel ve zararlıdırTürüne göre büyüde kullanılan araçlar son derece iğrençtir. Katır toyna­ğından, karga beynine, kıldan dışkıya kadar, büyüde en pis ve en necis mad­deler kullanılır. Ne yazık ki bunların bir kısmı da insanlara şu veya bu şekilde yedirilir! Bu ilkelliğin bir örneği de kutsal değerlere karşı bilinçli saygısızlık­tır. Çünkü bazı büyü türlerinde -özellikle harap olması istenen mekân­lar ve za­rar görmesi istenen insanlar için yapılan büyülerde- Allah'ın yüce ad­ları ve âyet-i kerimeler pis sıvılarla yazılmakta ve ayakkabı to­puklarına, eşiklerin altına ve benzeri yakışıksız yerlere gizli şekilde yer­leştirilmekte­ üçüncü niteliği ise onun, talihsiz bir çözüm arayışı olma­sı­dır. Çünkü büyü ile derdine derman arayan insan, eğer sorunun çö­zümü için akılcı ve legal bir yol varsa bu yola inanmayacak ya da gü­venmeyecek kadar rüşdünü yitirmiş biridir. Eğer tamamen çaresizlik içinde ise bunu, ikinci bir çaresizlikle birleştirecek kadar Allah'ın feyiz ve nurundan uzak, bilakis da­lalet karanlığına saplanmış biridir. Bazı akâid yazarları tarafından, "Sihir haktır. " şeklinde kullanılmış olan sözden amaç şudur Sihir yahi büyü Kur'ân-ı Kerim'de sözü edil­miş ve işlenmiş bir konu olarak vardır. Elbette ki büyü tarih bo­yunca in­sanları meşgul etmiş bir hadisedir. En uygar sanılan toplumlar içinde bile sihir ya­pan ve sihre inanan insanlar bulunmuştur. Onun için sihrin bir toplum gerçeği olarak var olduğunu inkâr etmek imkan­sızdır. İlginçtir ki bazı yazarlar da "Sihir haktır. " sözüne, farklı bir yorum ge­tirmiş ve büyünün gerçek anlamda etki yaptığına inanmışlardır. Eğer bü­yü­nün gerçek anlamda etkisi olsaydı, büyücülerin açamadıkları kapı, çözümleyemedikleri sorun kalmayacaktı. Tarihte büyücülerden ve şar­latan­lardan medet uman nice krallar olmuştur ki bunların hepsi de so­nunda hayal kı­rıklığına ve hüsrana uğramışlardır. Büyünün bir tek kere dahi başa­rıya ulaş­tığı kanıtlanamamıştır. Kaldıki büyücülere meydan okuyan in­sanlar hiç bir zaman onların büyü yoluyla tertip ettikleri bir kötülüğe uğramamış­lardır! Bu bile büyünün ne büyük bir yalan olduğunu or­taya koyan başlı­başına bir kanıttır. Bazı kimseler eğer Kur'ân-ı Kerim'in 113 üncü Sûresi olan Felak Sûresi'nin 4'üncü Âyet-i Kerime'sini göstererek büyünün şerri hak­kında bir kanaat ortaya koymak istemişlerse, hemen ifade etmek gere­kir ki bu Âyet-i kerime'de şerrinden söz edilen büyü değil, tam tersine ?Düğümlere üfleyip tüküren? büyücü kadınlardır. Binaenaleyh bu kimseler, büyü ile bü­yücüyü birbirine karıştırmışlardır! Hiç kuşku yok ki her devirde bu gibi nameşrû işlere kendini vererek duygusal insanların psi­kolojisini olumsuz yönde etkileyen kadınlar bu­lunmuştur. Genelde cahil topluluklar arasında faaliyet gösteren bu kadınlar, iplik düğüm­lemek, bu düğümlere üflemek, muska ve tütsü yapmak, kur­şun dökmek ve kehanetlerde bulunmak gibi batıl şeylerle bir yandan geçin­meye çalışır­ken bir kısım insanların iç dünyaları üzerinde etkili ola­bilmek­tedirler. Aslında bunlardan yararlanmak isteyenler, onların şer­rine daha çok uğra­yanlardır. Çünkü büyücüye inan­mak küfürdür. Yani İslam Dini'nden çıkmak için yeterli bir sebeptir. Bu ise şer ve kötülü­ğün en tehli­kelisidir. Ayrıca büyücüye, yapmış olduğu büyü karşılı­ğında ücret vermek, hem iş­lediği bu ağır günaha karşılık onu ödül­lendirmek, hem zararlı bir fa­ali­yete değer biçmiş olmak, hem de böyle bir faaliyeti cesaretlendirmek ba­kımından elbette ki bu yapılanların hepsi şer­dir, kötüdür. Rabb'imiz işte bü­tün bu kötülükleri işleyen kadınların şerrin­den kendisine sığınmamızı is­ hiç bir reşit toplum içinde legal bir meslek niteliğini kaza­na­ma­mış, vicdanlarda mahkum olduğu için hep gizli yapılmış ve büyü ya­panla­rın da yaptıranların da sonu daima pişmanlık olmuştur.[1][1]Ferit Aydın, İslam'da İnanç Sistemi, Kahraman Yayınları 311-317. Toplumda Yaygın Olan Bazı Batıl İnançlar ve hurafeler nelerdir? Hurafe, gerçekte aslı esası olmayan ve dinde varmış gibi kabul edilen inançlardır. Ayrıca dinin aslından olmayan bir şeyi ibadet diye yapmak, ondan sevap beklemek de hurafe sayılır. Batıl inanç ise hak din olan İslam’a sonradan ilave edilen, yalan, yanlış, akıl dışı söylentilere inanmak ve buna uygun davranmaktır. İsmail Lütfi Çakan, Hurafeler ve Batıl İnanışlar, s. 31, 51, 63-65; Batıl inançların çoğu bilgisizlikten ve dinî konuların yanlış anlaşılıp yorumlanmasından kaynaklanır. Hurafeler ve batıl inançlar daha çok sağlık, din ve gelecek kaygısıyla ilgilidir. Özellikle insanların, gelecek hakkında bilgi edinme merakı ve gizemli olan şeylere ilgisi, batıl inançlara yönelmenin başlıca sebeplerindendir. Ayrıca dinî eğitimin yetersiz olmasının da bu tür inanışların yaygınlaşmasında önemli etkisi vardır. Bütün bunlara bir de başka din ve kültürlerin efsaneleri eklenince toplumda birçok batıl inanç yaygınlaşmaya başlamıştır. Toplumda yaygın batıl inanışlar nelerdir? Ev süpürülürken süpürge birine dokunursa o kişi uyuz olur. Falcılık yoluyla gelecekten haber vermek. Gece tırnak kesilirse ömür kısalır. İki bayram arasında nikâh kıymak uğursuzluktur. Ruh çağırmak. Sihir ve büyü yaparak bir şey elde etmeye çalışmak. Türbelere çaput bağlandığında dilekler gerçekleşir. Kara kedi uğursuzluk mudur? Toplumumuzda yaygın olan kara kedinin uğursuz olduğu’ inancı batıl inançlardan biridir. kara kedi “Sözlerin en güzeli Allah’ın kitabı; yolların en doğrusu Hz. Muhammed’in yoludur. İşlerin en kötü ve zararlısı, dinden olmadığı hâlde sonradan uydurulup dine eklenenlerdir. Böyle uydurulmuş her şey batıldır, her batıl inanç ise kişiyi doğru yoldan çıkarır.” Buharî, İ’tisam, 2; Edeb, 70. Nazar boncuğu batıl inanç mıdır? Nazar boncuğu takmak toplumda en yaygın batıl inançlardır. Nazar boncuğu Bazı insanlar, ölen kişilerin ruhlarıyla iletişim kurulabileceğini iddia ederler veya onlarla iletişim kurduklarını söylerler. Bu iletişim yollarından biri olarak da ruh çağırma gibi batıl inançlara başvururlar. İslam inancına göre ölmüş bir insanın ruhunun insanlarla bağlantı kurması mümkün değildir. Kur’an-ı Kerim’de öldükten sonra ruhların bir daha bu dünyaya dönemeyecekleri şöyle ifade edilmiştir “Nihayet onlardan birine ölüm geldiği zaman der ki Rabb’im! beni geri gönder, belki terk ettiğim dünyada yararlı bir iş yaparım.’ Hayır, bu, onun söylediği boş bir sözdür. Önlerinde dirilecekleri güne kadar dönmelerine engel olan bir perde vardır.” Mü’minûn suresi, 99,100. ayetler. Bu ayete göre öldükten sonra yeniden dirilme ancak ahirette gerçekleşecektir. İnsanlar bilinmeyene karşı ilgi duyar ve bilinmeyenleri merak eder. Bu ilgi ve merak, falcılık, büyücülük gibi uğraşların toplumda yaygınlaşmasına neden olmuştur. Falcılar, görünmez varlıklarla iletişim kurduklarını ve herkesin bilemeyeceği bazı bilgilere sahip olduklarını ileri sürmektedirler. Böylece insanların ilgi ve meraklarını istismar ederek haksız kazanç elde etmektedirler. Falcıların söyledikleri doğru mu? Bir gün Peygamberimize falcıların söylediklerinin bazılarının doğru çıktığı söylenince Peygamberimiz şöyle cevap vermiştir “Onların haberleri güvenilecek haberler değildir. Geçmişteki olaylara ilişkin sözleri, geleceğe de uyarlayarak yüzlerce yalanla aktarırlar.” Müslim, Selam, 123. Fal ve falcılık dinimizce hoş görülmemiştir. Kur’an-ı Kerim’de bu durum şöyle ifade edilmiştir “Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar putlar ve fal okları, şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.” Mâide suresi, 90. ayet. Falcılık yoluyla geleceği bildiğini iddia etmek kadar fal baktırmak veya fala inanmak da dinimizce yasaklanmıştır. Sihir ve büyü, tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek için çeşitli yöntemler kullanarak insanları aldatmaktır. Sihir ve büyünün gerçek dışı olduğu Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifade edilmiştir “…Yaptıkları, sadece bir büyücü hilesidir. Büyücü, hangi amacı güderse gütsün, asla başarıya ulaşamaz.” Tâ-Hâ suresi, 69. ayet. Sihir ve büyü ile uğraşanlar, insanları aldatarak haksız kazanç elde etmekte ve böylelikle onları sömürmektedirler. Peygamberimiz sihir ve büyücülükle uğraşmayı büyük günahlar arasında saymıştır. Buharî, Vesaya, 23. Kur’an-ı Kerim’de ise sihir yapanların ve büyücülerin ahirette cezalandırılacağı bildirilmiştir. Bakara suresi, 102. ayet. Toplumumuzda ruh çağırma, falcılık, sihir ve büyü gibi pek çok batıl inanış yer almaktadır. Bu tür inanışlar, her yönüyle dinimizin temel inanç esaslarına aykırıdır. Hurafelerden kurtulmak için neler yapabiliriz? * Öncelikle hurafe ve batıl inançlar, İslam’ın tevhit inancına aykırıdır. Çünkü bu yöntemlerin temelinde Allah’tan başka varlıklardan yardım bekleme eğilimi vardır. Hâlbuki İslam inancına göre insanın görevi, kendi gücü alanında yapabileceği her türlü gayreti göstermektir. Bunun ötesinde, yardımı hiçbir aracı olmaksızın yalnızca Allah’tan beklemektir. Fâtiha suresi, 5. ayet. * Dinimize göre geleceği sadece Allah bilir. Onun dışında hiçbir varlık gaybı ve geleceği bilemez. En’âm suresi, 59. ayet. * Her şeyi tam olarak bilen ve gören sadece Allah’tır İnsanların ve diğer varlıkların ise görme ve bilme yetenekleri sınırlıdır. * Dinimiz hastalıkların tıbbi yollarla tedavi edilmesini öğütlemiştir. Peygamberimiz bu konuyla ilgili şöyle buyurmuştur “Ey Allah’ın kulları, tedavi olu nuz; çünkü Allah, yarattığı her hastalık için mutlaka bir çare ve şifa da yaratmıştır.” Buharî, Tıb, 1; Müslim, Tıb, 2; Ebu Davut, Tıb, 1. * Bu tür batıl inanışlarla insanların iyi niyetleri ve gizemli varlıklara karşı olan ilgisi istismar edilmekte ve duyguları sömürülmektedir. * Hurafelerle insanlar aldatılarak bu yolla haksız kazanç elde edilmektedir. * İnsanlar hayallerle aldatılarak gerçeklerden uzaklaştırılmaktadır. Böylelikle asılsız üzüntülere, karamsarlıklara ve insanlar arasında düşmanlığa sebep olunmaktadır. Sihir ve büyü ile uğraşmak niçin büyük günahlardan sayılmıştır? Bizler gaybı ve geleceği ancak Allah’ın bileceğini unutmamalıyız. Sadece Allah’tan yardım istemeliyiz. Gücümüzü aşan tehlikelerden ve kötülüklerden Allah’a sığınmalıyız. Nâs suresi, 1-6. ayetler. Her işimize Allah’ın adıyla başlamalıyız. Yaşamımızda temizliğimize özen göstererek dua ve ibadetlerimize devam etmeliyiz. Yüce Allah’ın bizlere verdiği sağlık nimetini özenle korumalıyız. Hastalandığımız zaman mutlaka doktora başvurmalıyız. Cahil insanların, fal, sihir ve büyü gibi işlerle uğraşanların tuzağına düşmekten sakınmalıyız. Bu tür batıl inançlarla zamanımızı boşa harcamamalıyız. Geleceğimizi şansa ve kötü niyetli insanların eline bırakmamalıyız. Geleceğimizi, öğrenerek, düşünerek, araştırarak ve çalışarak hazırlamalıyız. Dinimizi temel kaynaklarından doğru bir şekilde öğrenmeye çalışmalıyız. Sual Sevgi, muhabbet için veya yapılan büyüleri çözmek için de olsa büyü yapmak veya yaptırmak yine günah olur mu? Cevap Konu ile ilgili olarak İbni Âbidînde deniyor ki “Öğrenmesi haram olan bilgilerden biri sihir, büyü ve kehanettir. Sihir, ilme, fenne uymayan gizli sebepler kullanarak, garip işler yapmayı sağlayan ilimdir. Sihri öğrenmek de, öğretmek de haramdır. Müslümanları zarardan korumak için ve hayırlı işler yapmak için öğrenmek de ki, yapılmış büyüyü çözüp yok etmek, karı, koca arasında muhabbet, sevgi hasıl etmek ve harpte düşmanı mağlup etmek gibi faydalı işler için de sihir yapmak büyük günahtır. Hayırlı iş yapmak için, bu büyük günahı işlemenin caiz olmayacağı Hadîkada zevcesini sevmesi için Tivele denilen sihri yapmak, hadîs-i şerif ile nehiy edilmiş, yasaklanmıştır. Bunun haram olduğu Hâniye fetvasında da yazılıdır. Sihirde âyetlerden, dualardan başka şeyler yazılıdır. Sihirbazın ve zındıkın tevbeleri kabul edilmez. Ben her istediğimi yaparım şeklinde küfre sebep olan itikadı olmasa dahi, fitne ve fesada çalıştığı için, sahirin, büyücünün hakim tarafından cezalandırılması lazımdır. Sihirde imanı gideren bir şey de yaparsa, kafir ileride olacak şeyleri haber vermektir. Arraf, falcı demektir. Çalınan şeylerin yerlerini, çalanları ve sihir yapanları haber verir. Tecrübe ile, hesap ile değil, tahmin ile, zan ile konuşurlar. Yahut cinden öğreniyoruz derler.” Sual Kâhinlik, falcılık, büyücülük nedir? Bunlara inanmanın hükmü nedir? CEVAP Kâhinlik, cinden bir arkadaş edinip, olmuş şeyleri ona sorup, ondan öğrenmek ve bunları başkalarına bildirmektir. Cin ile tanışan falcılar, Yıldıznameye bakıp, sorulan her şeye cevap verenler böyledir. Bunlara ve büyücülere gidip, söylediklerine, yaptıklarına inanmak, bazen doğru çıksa bile, Allah’tan başkasının her şeyi bildiğine ve her dilediğini yapacağına inanmak olup, küfürdür. Hadika Hadis-i şerifte buyuruldu ki Uğursuzluğa inanan, kâhinlik yapan, kâhine giden, büyü yapan ve yaptıran ve bunlara inanan bizden değildir, Kur'an-ı kerime inanmamış olur. [Bezzar] İbni Ebi Zeyd hazretleri diyor ki Cinci tarikatçıya inanmak, insanı cinden kurtardığına inanarak, ona ücret vermek caiz değildir. Büyü çözene de para vermek caiz değildir. Birgivi Vasiyetnamesinde, Bir kimse, ben çalınanları, kaybolanları bilirim dese, diyen de, buna inanan da kâfir olur. “Bana cin haber veriyor, onun için biliyorum” derse, yine kâfir olur. Çünkü cin de gaybı bilmez. Gaybı yalnız Allah bilir buyuruluyor. Gaybı cin de bilmez Kadızade, burayı şöyle açıklıyor Gaybı, Allahü teâlânın vahy ve ilham ettikleri de bilir. Cin gaybı bilmez. Fakat cin, ben evliyadan duydum ki şöyle imiş derse, küfür olmaz. Ancak cinler yalan söyledikleri için onlar biz duyduk deseler de inanmamalıdır. Allahü teâlâ vahy yolu ile Peygamberlere gaybı bildirdiği gibi, ilham yolu ile de evliyaya ve müminlere de bildirir. İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki Büyü; ilme, fenne uymayan, gizli sebepler kullanarak, garip işler yapmayı sağlayan ilimdir. Büyü öğrenmek de, öğretmek de haramdır. Müslümanları zarardan korumak için öğrenmek de haramdır. [Redd-ül-muhtar] Hayırlı iş yapmak için de haram işlemek [büyü çözmek için büyü yapmak] caiz değildir. Hadika İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki Büyü yapmak, küfre en yakın olan, en kötü haramdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki Müslüman büyü yapmaz. Allah saklasın, imanı gittikten sonra büyü tesir eder. [ İmam-ı Nevevi hazretleri buyuruyor ki Büyü yaparken, küfre sebep olan kelime ve iş olursa, küfürdür. Böyle bir kelime ve iş olmazsa, büyük günahtır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki Helake sürükleyen yedi şeyden biri büyüdür. [Buhari] İpe üfleyip düğüm atan kimse, büyü yapmış olur. Büyü yapan da Allah’a şirk koşmuş olur. [Nesai] Falcıya, büyücüye, kâhine giderek, onların söylediklerine inanan, Kur'an-ı kerime inanmamış olur. [Taberani] Büyücüye inanan kimse, Cennete giremez. [İ. Hibban] Gaibden haber vermek maksadı ile yıldız ilmi ile uğraşan kimse, büyücü gibi günaha girer. [İbni Mace] Falcıya fal baktıran, onun sözüne inanmasa bile, kırk gün kıldığı namaz kabul olmaz. [Müslim] Fal bakmak, yazı ve çizgi ile gelecekten haber vermek, puta tapmak gibidir. [Ebu Davud] Karı-kocayı birbirine düşüren Allahü teâlânın lanetine uğrar. [El-Envar] Ana ile evladın, kardeşle kardeşin arasını açana lanet olsun. [İbni Mace] Kâhinlik yaparak alınan para haramdır. [Buhari] İnsanı helâke sürükleyen şu yedi şeyden sakının 1- Allah’a şirk koşmak, 2- Sihir yani büyü yapmak, 3- Katillik, 4- Faiz yemek, 5- Yetim malı yemek, 6- Cihadda savaştan kaçmak, 7- Evli ve namuslu bir kadına, zina etti diye iftira etmek. [Buhari, Müslim] Büyü, insanları hasta eder. Sevgi veya nefrete sebep olur. Yani cesede ve ruha tesir eder. Büyü, kadınlara ve çocuklara daha çok etki eder. Büyünün tesiri kesin değildir. İlacın tesiri gibi olup, Allahü teâlâ dilerse tesirini yaratır. Dilerse tesirini yaratmaz. Şu halde, Büyücü, büyü ile istediğini şüphesiz yapar, büyü muhakkak tesir eder diyen ve inanan kâfir olur. Allahü teâlâ takdir etmişse, büyü tesir edebilir demelidir! Sual Büyü, sihir etki etmez diye inanıyorum. Doğru mu? CEVAP Yanlış. Büyü etki edebilir, mutlaka etki eder demek yanlıştır. Büyü ilaç gibidir. Bazen etki edebilir, insanı hastalandırır. Her ilaç da her zaman etkisini göstermez, göstermediği de olur. Yani ilaca da büyüye de tesir kuvvetini veren Allahü teâlâdır. Vermezse, ilaç da, büyü de tesir etmez. Sual Resulullaha da sihir yani büyü yapılmış, bu olay nasıl oldu? CEVAP Resulullah efendimiz, Medine’ye hicretinden önce, Medine halkı Abdullah bin Selul’ün etrafında toplanmışlardı. Resulullah Medine’ye teşrif edince, Medine halkı tamamen Ona hürmet ve alaka gösterdiler. İbni Selul’ü bıraktılar. Bunun üzerine Resulullahı öldürmek için harekete geçti. Yahudiler onun yanına toplandılar. Bazı planlar yaptılar. Lebid bin Asım’dan yardım istediler. Lebid, falan mahallede Hayre adında sihir yapmakta çok ileri yaşlı bir kadın var, onu bulun dedi. Bulup o kadına çok para verdiler. Yaşlı kadın bir güvercin yavrusuna iğneler batırıp, 11 düğüm yaparak güvercin yavrusunun üzerine sardı. Medine’nin dışında harap bir kuyunun içine koyup, ağzını kapattı. Resulullah efendimiz hastalandı. Azaları hareketsiz kaldı. Bu hâl 9 gün devam etti. Sonra Cebrail aleyhisselam geldi, durumu haber verdi. Resulullahı oraya götürdüler. Kuyuyu açıp güvercini çıkardı. Fakat düğümleri çözemediler. Cebrail aleyhisselam Muavvizeteyn [Kul Euzü] surelerini getirdi. Resulullah bu sureleri o düğümlerin üzerine okudu. Her âyeti okudukça bir düğüm çözüldü. İki suredeki 11 âyet okununca, 11 düğüm de çözüldü. Resulullah efendimiz hastalıktan tamamen kurtulup, sıhhate kavuştu. Sual Cin insana geçmişte olan olayları bildirebilir mi? CEVAP Cin gördüklerini anlatabilir, gaibden haber veremez. İnsanlar da gördüklerini anlatırlar. Cinlerden görmediklerini söyleyenler çıkabilir. Kibirli yalancı olanları vardır, onlara güvenilmez. Sual Cinci hocaya büyü çözdüğü için para vermek günah mıdır? CEVAP Cinci hocaya inanmak, insanı cinden kurtardığına inanarak, ona ücret vermek caiz değildir. Büyü çözene de para vermek caiz değildir. Sual Âyetler okunup ipliğe düğüm atılıyor. Kötülerin şerrinden korunmak için dua ediliyor. Büyüye girer mi, caiz mi? CEVAP Büyüye girer, caiz değildir. Bio enerji Sual Bio enerji veya benzer yollarla, beynin kapasitesini arttırarak, normalde insanların yapamadığı şeyleri yapmanın veya gaybı görmenin dinde yeri var mıdır, yoksa bunlar sihir midir? CEVAP Bir tekniğe dayanıyorsa mahzuru olmaz; fakat tekniğe dayanmıyorsa, sihir yani büyü olur. Beynin kapasitesini arttırarak, bir takım tekniklerle normalde görülemeyen şeyleri görmek, gaybı görmek demek değildir. O şekilde görülenler gayb olmaz. Mesela günümüzde, ultrasonla anne karnındaki çocuğun cinsiyeti görülebiliyor. Eskiden bilinemiyordu. Ultrasonla bunu gören doktor için, gaybı biliyor denmez. Sual Bir cinci hocaya gittim, benden kesilmiş tırnak parçalarımı istedi, vereyim mi? CEVAP Öyle yerlere gitmeyin ve vermeyin. Kesilen tırnakları gömmek iyi olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki Saç ve tırnağınızı toprağa gömün, büyücüler onlarla sihir yapmasın! [Deylemi] Sual Sihir nedir? CEVAP İnsanların bütün işleri, âdet-i ilahiyye içinde meydana gelir. Allahü teâlâ, sevdiği insanlara ikram olmak için, âdetini bozarak, sebepsiz şeyler yaratır. Bunlar enbiyadan meydana gelirse Mucize, evliyadan meydana gelirse Keramet, diğer müminlerden meydana gelirse Firaset, fâsıklardan meydana gelirse İstidraç, kâfirlerden zuhur ederse Sihir denir. Iraklı bazı kimselerin ağızlarına ateş almalarına, avurtlarına şiş sokmalarına keramet diyenler çıkıyor. Allahü teâlâ, böyle kimselerin Hazret-i Musa zamanında da bulunduğunu, bunların sihir olduğunu bildiriyor. Böyle göz boyamak haramdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki Bir kişinin havada uçtuğunu, denizde yürüdüğünü veya ağzına ateş koyup yuttuğunu görseniz, fakat dine uymayan bir iş yapsa, keramet ehliyim dese de, onu büyücü, yalancı, sapık ve doğru yoldan saptırıcı bilin! [El-Münire] Sual TV’de gördük. Efsun yapılanı akrep sokmuyormuş. Efsun nedir? CEVAP Efsun, fen yolu ile tecrübe edilmemiş, manası bilinmeyen veya küfre sebep olan şeyi, hasta olmamak veya hastalığı tedavi için okuyup üflemek demektir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki Efsun yapan tevekkül etmemiş olur. [Nesai] Efsunun büyüye, yani sihre benzeyen tarafı vardır. Bunlarla uğraşmak caiz değildir. Şirinlik muskası Sual Beyimin başka kadınlarla ilişkisi olduğundan evine bağlanması için büyücü hocaya gittim. O da, tarif edip, Kocana hayız kanı içir, muhabbet hâsıl olur, sana bağlanır dedi. Bazı cinci hocalar da şirinlik muskası yazıyorlar. Hangisi uygundur? CEVAP Büyücülere ve cincilere inanmak kesinlikle caiz değildir. İbni Mesud hazretleri, Rukye, temime, tivele şirktir hadis-i şerifini anlatınca, hanımı Böyle söyleme, gözüm ağrıyordu. Yahudi’nin yaptığı rukye ile ağrım kesildi dedi. Ona, Bu ağrı şeytanın işiydi. O, rukye yapılınca, Yahudi’nin okumasıyla geçtiği zannedilsin diye vazgeçti buyurdu. Ebu Davud – Şir’a Rukye, okuyup üflemek veya üzerinde taşımak demektir. Meşru olanı ve olmayanı vardır. Bir hadis-i şerif meali şöyledir Rukyede şirk olmadıkça, mahzuru olmaz. [Müslim] Âyet-i kerimeyle ve hadis-i şeriflerle yapılan rukye caizdir, buna, taviz denir. Taviz caizdir ve inanana, güvenene fayda verir. Manası bilinmeyen veya küfre sebep olan rukyeye efsun denir. Bunu veya nazarlıkları kendi üzerinde taşımaya, temime denir. Muhabbet hâsıl etmek için yapılan rukyelere tivele denir. Zevcin zevcesini sevmesi için tivele denilen sihri yapmak haramdır. Tam İlmihal S. Ebediyye Büyü yapmak ve yaptırmak Sual Büyü var mıdır, insanlara tesir eder mi, büyü yapmak ve yaptırmak dinen imanı tehlikeye sokar mı? CEVAP Sihir yani büyü, insanları hasta yapar. Sevgi veya muhabbetsizlik yapar, cesede ve ruha tesir eder. Sihir, büyü, kadınlara ve çocuklara daha çok tesir eder. Sihrin tesiri kati, kesin değildir, ilacın tesiri gibi olup, Allahü teâlâ, isterse tesirini yaratır. İstemezse, hiç tesir ettirmez. Açlık çekerek, sıkıntılı işler yaparak, nefsini ezen, haram işlemekten zevk alamaz hale getiren kafirlerin yaptığı sihir tesir etmektedir. Böyle papazların sihir çözmeleri de tesirli olmaktadır. Şimdiki papazlar, dünya zevklerine düşkün ve nefisleri azgın olduğundan, sihir yapamaz ve bozamazlar. Sihir yani büyü yapmamalıdır ve sihir yaptırmamalıdır, haramdır ve küfre en yakın olan, en fena haramdır. Sihre ait ufak bir şey yapmamaya çok dikkat etmelidir. Hadîs-i şerifte buyuruldu ki Müslüman sihir yapamaz. Allah saklasın imanı gittikten sonra, sihri tesir eder. Sanki sihir yapınca, imanı gider. İmâm-ı Nevevî hazretleri buyurdu ki “Sihir yaparken küfre sebep olan kelime veya iş olursa, küfürdür. Böyle kelime veya iş bulunmazsa, büyük günahtır.” Bir büyücü, sihir ile istediğini elbette yapar, sihir muhakkak tesir eder diyen ve inanan kafir olur. Sihir, Allahü teâlâ takdir etmiş ise, tesir edebilir, demelidir. Sual Büyüde cinlerin bir tesiri, rolü var mıdır? CEVAP Sihir, büyü; cinlerin insanlarda yaptıkları hastalıklardır. Müslüman cinlerden insanlara zarar gelmez. Cinler her şekilde görünür. Kafir cinler, salih insan şekline de girer. Kafir insanlar gibi, bir iyilik yapınca, küfre, fıska da sebep olurlar. Arkadaşlık ettiği insanın göstereceği kimselerde hastalık, sihir yaparlar. Bu hastalıktan kurtulmak için, bu cinni öldürmek veya kovmak lazımdır. Cinnin zararından kurtulmak için, en tesirli iki silah; Kelime-i temcîd ve İstiğfâr duasıdır. Kelime-i temcîd; Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîmdir. Bunu okuyandan cinlerin kaçtığını, büyünün bozulduğunu, İmâm-ı Rabbânî hazretleri 174. mektubunda ve istiğfar duasının, dertlere deva olduğu hadîs-i şeriflerde bildirilmiştir. Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla • Ve onlar, Süleyman'ın mülkü nübüvveti hakkında şeytanların anlattıklarına uydular. Süleyman inkâr etmedi; ancak şeytanlar inkâr etti. Onlar, insanlara sihri ve Babil'deki iki meleğe Harut'a ve Marut'a indirileni öğretiyorlardı. Oysa o ikisi "Biz, yalnızca bir fitneyiz, sakın inkâr etme" demedikçe hiç kimseye bir şey öğretmezlerdi. Fakat onlardan erkekle karısının arasını açan şeyi öğreniyorlardı. Oysa onunla Allah'ın izni olmadıkça hiç kimseye zarar veremezlerdi. Buna rağmen kendilerine zarar verecek ve yarar sağlamayacak şeyi öğreniyorlardı. Andolsun onlar, bunu satın alanın, ahiretten hiç bir payı olmadığını bildiler; kendi nefislerini karşılığında sattıkları şey ne kötü; bir bilselerdi. BAKARA SURESİ / 102 • Allah şöyle diyecek "Ey Meryemoğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim. İznimle çamurdan kuş biçiminde bir şeyi oluşturuyordun da yine iznimle ona üfürdüğünde bir kuş oluveriyordu. Doğuştan kör olanı, alacalıyı iznimle iyileştiriyordun, yine benim iznimle ölüleri hayata çıkarıyordun. İsrailoğullarına apaçık belgelerle geldiğinde onlardan inkâra sapanlar, "Şüphesiz bu apaçık bir sihirdir" demişlerdi de İsrailoğullarını senden geri püskürtmüştüm." MAİDE SURESİ / 110 • Biz Kitabı üzerine yazılı bir kağıtta göndersek ve onlar elleriyle dokunsalar bile, inkâr edenler, tartışmasız "Bu apaçık bir büyüden başkası değildir" derler. EN'AM SURESİ / 7 • Firavun kavminin önde gelenleri dediler ki "Bu gerçekten bilgin bir büyücüdür."; A'RAF SURESİ / 109 • Musa "Siz atın" dedi. Asalarını atıverince, insanların gözlerini büyüleyiverdiler, onları dehşete düşürdüler ve ortaya büyük bir sihir getirmiş oldular. A'RAF SURESİ / 116 • İçlerinden bir adama "İnsanları uyar ve iman edenlere, muhakkak kendileri için Rableri katında 'gerçek bir makam' olduğunu müjde ver" diye vahyetmemiz, insanlara şaşırtıcı mı geldi? İnkâr edenler "Gerçekten bu, açıkça bir büyücüdür" dediler. YUNUS SURESİ / 2 • Musa "Size hak geldiğinde böyle mi söylersiniz? Bu bir büyü müdür? Oysa büyücüler, kurtuluşa ermezler" dedi. YUNUS SURESİ / 77 • Firavun "Bana bütün bilgin büyücüleri getirin" dedi. YUNUS SURESİ / 79 • Onlar atınca, Musa dedi ki "Sizlerin ortaya getirdiğiniz büyüdür. Doğrusu Allah onu geçersiz kılacaktır. Şüphesiz Allah, bozgunculuk çıkaranların işini düzeltmez." YUNUS SURESİ / 81 • O'nun arşı su üzerinde iken amel bakımından hanginizin daha iyi olduğunu denemek için gökleri ve yeri altı günde yaratan O'dur. Andolsun onlara "Gerçekten siz, ölümden sonra yine diriltileceksiniz" dersen, inkâr edenler mutlaka "Bu, açıkça bir büyüden başkası değildir" derler. HUD SURESİ / 7 • Mutlaka "Gözlerimiz döndürüldü, belki biz büyülenmiş bir topluluğuz" diyeceklerdir. HİCR SURESİ / 15 • Biz onların seni dinlediklerinde ne için dinlediklerini, gizli konuşmalarında da o zalimlerin "Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz" dediklerini çok iyi biliriz. İSRA SURESİ / 47 • Andolsun, biz Musa'ya apaçık dokuz ayet mucize vermiştik; işte İsrailoğullarına sor; onlara geldiği zaman Firavun ona "Gerçekten ben seni büyülenmiş sanıyorum" demişti. İSRA SURESİ / 101 • Dedi ki "Ey Musa, sen bizi sihrinle yurdumuzdan sürüp çıkarmaya mı gelmiş bulunuyorsun?" TAHA SURESİ / 57 • "Madem böyle, biz de sana buna benzer bir sihirle geleceğiz; şimdi sen, bir 'buluşma zamanı ve yeri' tesbit et, bizim de, senin de karşı olamayacağımız açık, geniş bir yer olsun" dedi. TAHA SURESİ / 58 • Dediler ki "Bunlar her halde iki sihirbazdır, sizi sihirleriyle yurdunuzdan sürüp-çıkarmak ve örnek olarak tutturduğunuz yolunuzu dininizi yok etmek istemektedirler." TAHA SURESİ / 63 • Dedi ki "Hayır, siz atın." Sonra hemen ne görsün, sihirlerinden dolayı, onların ipleri ve asaları kendisine gerçekten koşuyormuş gibi göründü. TAHA SURESİ / 66 • "Sağ elindekini atıver, onların yaptıklarını yutacaktır; çünkü onların yaptıkları yalnızca bir büyücü hilesidir. Büyücü ise nereye varsa kurtulamaz." TAHA SURESİ / 69 • Bunun üzerine büyücüler, secdeye kapandılar "Harun'un ve Musa'nın Rabbine iman ettik" dediler. TAHA SURESİ / 70 • "Gerçekten biz Rabbimize iman ettik; günahlarımızı ve sihir dolayısıyla bizi kendisine karşı zorlayarak-sürüklediğin suçumuzu bağışlasın. Allah, daha hayırlıdır ve daha süreklidir." TAHA SURESİ / 73 • "Ya da kendisine bir hazinenin bırakılması veya ürünlerinden yemekte olduğu bir bahçesi olması gerekmez miydi?" Zulmedenler dedi ki "Siz olsa olsa, ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz." FURKAN SURESİ / 8 • Firavun, Çevresindeki önde gelenlere "Bu" dedi, "Doğrusu bilgin bir büyücüdür." ŞUARA SURESİ / 34 • Büyücüler geldiklerinde, Firavun'a "Şayet biz galip gelirsek, bize bir ücret var gerçekten, değil mi?" dediler. ŞUARA SURESİ / 41 • Anında büyücüler secdeye kapandılar. ŞUARA SURESİ / 46 • Firavun Dedi ki "Ona, ben size izin vermeden önce mi inandınız? Şüphesiz, o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür; öyleyse yakında bileceksiniz. Şüphesiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve sizin hepinizi gerçekten asıp-sallandıracağım." ŞUARA SURESİ / 49 • Dediler ki "Sen ancak büyülenmişlerdensin." ŞUARA SURESİ / 153 • Ayetlerimiz onlara, gözler önünde sergilenmiş olarak gelince dediler ki "Bu, apaçık olan bir büyüdür." NEML SURESİ / 13 • Musa, onlara apaçık olan ayetlerimizle geldiği zaman "Bu, düzüp uydurulmuş bir büyüden başkası değildir. Biz geçmiş atalarımızdan bunu işitmedik" dediler. KASAS SURESİ / 36 • Onlara, apaçık olan ayetlerimiz okunduğunda "Bu, sizi babalarınızın taptıklarınilahlardan alıkoymak isteyen bir adamdan başkası değildir" dediler. Ve dediler ki "Bu, düzülüp uydurulmuş bir yalan iftiradan başka bir şey de değildir." İnkâr edenler de, kendilerine geldiği zaman hak için "Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir" dediler. SEBE' SURESİ / 43 • "Bu, açıkca bir büyüden başkası değildir" dediler. SAFFAT SURESİ / 15 • Firavun'a, Haman'a ve Karun'a. Ama onlar Bu, Yalan söyleyen bir büyücüdür" dediler. MÜ'MİN SURESİ / 24 • Ancak kendilerine hak gelince, dediler ki "Bu bir büyüdür, doğrusu biz ona karşı kafir olanlarız." ZUHRUF SURESİ / 30 • Ve onlar dediler ki "Ey büyücü, sende olan ahdi sana verdiği sözü adına bizim için Rabbine dua et; gerçekten biz hidayete gelmiş olacağız." ZUHRUF SURESİ / 49 • Onlara açık belgeler olarak ayetlerimiz okunduğu zaman, o inkâr edenler kendilerine gelmiş olan hak için dediler ki "Bu, apaçık bir büyüdür." AHKAF SURESİ / 7 • Fakat o, 'bütün kişisel ve askeri gücüyle' yüz çevirdi ve "Bu, Ya bir büyücü veya bir delidir" dedi. ZARİYAT SURESİ / 39 • İşte böyle; onlardan öncekiler de bir elçi gelmeyiversin, mutlaka "Büyücü ve cinlenmiş" demişlerdir. ZARİYAT SURESİ / 52 • "Bu da bir büyü mü, yoksa siz mi görmüyorsunuz." TUR SURESİ / 15 • Onlar bir ayet mucize görseler, sırt çevirirler ve "Bu, Süregelen bir büyüdür" derler. KAMER SURESİ / 2 • Hani Meryem oğlu İsa da "Ey İsrailoğulları, gerçekten ben, sizin için Allah'tan gönderilmiş bir elçiyim. Benden önceki Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra ismi "Ahmed" olan bir elçinin de müjdeleyicisiyim" demişti. Fakat o, onlara apaçık belgelerle gelince "Bu, açıkça bir büyüdür" dediler. SAFF SURESİ / 6 • Böylece "Bu, yalnızca 'aktarılarak öğrenilen' bir büyüdür" dedi. MÜDDESSİR SURESİ / 24

fal sihir ve büyü ile ilgili ayetler