ADETLİYKENCAMİYE GİRİLİR Mİ? Hadislerde bu konu hakkında herhangi bir husus söz konusu değildir. Ancak İslam alimleri adetli kadınlarının camiye girmelerinin caiz
Regliken (Adetliyken) bazı temizlik ve bakım işlemlerinin yapılmasında tereddüt oluşturan durumlar söz konusudur. Bunlardan biri de regl iken saç kesilir mi sorusu. Kadınlar regl dönemlerinde saç boyanır mı, tırnak kesilir mi gibi konuların yanında saç kesilir mi araştırmaları yaparlar. Peki Diyanet bu konuda ne diyor, regl iken saç kestirilir mi? İşte konuyla ilgili
29Jan-2022 Banyo yap radyoaktivite Canberra Adetliyken Mezarlığa Gidilir Mi çita Nominal Adetliyken Yeni Doğan Bebeğin Yanına Gidilir Mi Diyanet 26-Feb-2022 sessiz ol sıkıcı Onların Regl iken mezarlığa gidilir mi?
İnsanYağmur Gibi Olmalı rahmet bereket nur gökyüzü yer Allah nimet (2) İnsanın Evrimi Hiç Olmadı KiVatan Gazetesi (1) İnsanın temel hakları ve bu hakların korunması (1) İnsanların Mercimek Tanesi Büyüklüğündeki Bir Noktada İzledikleri Dünyayı Allah Yaratmıştır (1) İnse başıma bin yumruk Rabbim Allah diyeceğim.
Hanbelîlerdenbir görüşe göre cünüp, adetli ve lohusa kimseler bu durumda iken namaz abdesti almaları şartıyla mescidde bulunabilirler (Merdâvî, el-İnsâf, I, 347). Zâhirilere göre ise âdetli kadın camiye girebilir ve orada durabilir (İbn Hazm, el-Muhallâ, V, 196). İhtiyaç halinde bu görüşlerle de amel edilebilir.
DzGkfQy. Halvetiyiz biz erenler Nişansızlık nişanımız Soyumuz İbrâhim soyu Muhammed pirimiz bizim Ey aşıklar ey garipler Bu diyar hangi diyar Kerbeladir gam yüklüdür Kan gölüdür bu diyar Cemal yolu bulunur Allahı zikretmekle Resulullah bilinir Daim tevhit etmekle Aşık olan söz eylemez Aslına yalan söylemez Söz veripte geri dönmez Muhammede bak ibret al Söyledin özünde ara kendini Özünde gizlidir senin Muhammed Sözünde anlattın bize tevhidi Özünde gizlidir senin Muhammed Açılınca güller dalda Bülbüller ötüyor onda Hasan Hüseyinim gonca Kokulmuyor Muhammedsiz Cemalini seyredince Resulullah kim bilince Ehlibeyit söylenince Yanıyorum cemaline Güzel aşık cevrimizi Çekemezsin demedim mi Bu bir rıza lokmasıdır Yiyemezsin demedim mi Gel aşıklar gel arifler Gel Muhammedi bulalım Ey dost yolunda sadıklar Gel Muhammedi bulalım Previous Next Rüyada Bebek Görmeye Gitmek Rüyada bebek görmeye gitmek onunla daimi olacak bir mutluluk içinde olacağına, hasretlerin biteceğine, kişinin depresif bir ruh haline bürüneceğine, büyük fırsatlar elde edeceğine, saygınlığına leke sürüleceğine, edilen yardımlar ve yapılan hayırlar sayesinde geceleri başın yastığa vicdanen rahat olarak konulacağına, her şeyin aksi şekilde ilerlemeye başlayacağına ve pek çok aksiliğin üst üste geleceğine, tabir edilir. Ayrıca rüyada bebek görmeye gitmek görmek ayıplı yolara sapacağına, her türlü sıkıntısından ve güçlükten kurtulacağına, hem eğleneceğine, üzüntülerinin biteceğine ve çok hayırlı işler yaparak bol kazanca ve hayırlı rızka sahip olacağına, hayattan aldığı zevkin ve keyfin de artmasına vesile olacağına, başarısız olacağına bu durumun da kendisine mutsuzluk ve gözyaşı getireceğine, yorumlanır. en büyük hayalinin gerçekleşeceğine tabir edilir. beklemediği bir anda kazanacağı mala ve karşısına çıkacak olan hayırlı bir kısmete işaret ederken çok daha az sayıda balık görmesi delalet eder. hazırlıksız girilen bir projede uyum sağlama döneminin aşılmasının ardından çok iyi işlere imza atılacağına alamet eder. çaresiz ve yalnız kalacağına yorulur. Dini olarak Rüyada bebek görmeye gitmek tabiri Dini olarak rüyada bebek görmeye gitmek hayallerine, hayırlı ve iyi kalpli bir kişi ile evlilik yolunda bazı adımlar atılacağına, iyi ve anlayışlı bir eşe ve hayırlı evlatlara sahip olacağına, geçim derdi olmadan ve giderek daha da zenginleşen hayatından büyük bir memnuniyet duyacağına, yüksek bir mevkiye terfi edeceğine, kadrini ve kıymetini bilecek bir kimse ile karşılaşacağına ve ileride onunla hayatını birleştireceğine, eski bir hastalığın nüksedeceğine, hayatının ve geçiminin daha kolay hale geleceğine, kendisini üzen birçok kişi ile arasındaki ipleri koparacağına, yaptığı sevap kadar da hayır bulacağına, delalet eder. Psikolojik olarak Rüyada bebek görmeye gitmek yorumu Psikolojik olarak rüyada bebek görmeye gitmek musibetlerin ve dertlerin kişinin yakasını bırakacağına, hiçkimsenin bu duruma müdahale edemeyeceğine, kendisini yakın bir akrabasının ihaneti içinde bulacağına, zorlukların ortadan kaldırılacağına ve sağlık sorunları ile uğraşılan bir dönemin sona ereceğine, kalp kırmaya, maddi ve manevi açıdan çok büyük zarara uğrayacağına, herkesin kendi yaşadığı hayata özeneceğine ve onu konuşacağına, maddi ve manevi açıdan büyük atılımlar yapacağına, işaret KONULARDA RÜYA TABİRLERİ ESERLERİMİZ SON EKLENENLER GÜNÜN AYETİ Evvel’dir O, başlangıcı yoktur; Âhir’dir O, sonu yoktur; Zâhir’dir O, her şeyde belirir; Bâtın’dır O, gözlerden gizlenmiştir. Her şeyi en güzel biçimde bilendir O HADÎD-3 ÖZLÜ SÖZLER Ezeli ervahta nur-u Muhammedi ile beraber olmaya halvetilik denir. Adem "ben hata yaptım beni bağışla " dedi, İblis ise" beni sen azdırdın" dedi ya sen!... sen ne diyorsun? Edep, söz dinlemek ve gönle sahip olmaktır. Güzelliğin zekatı iffet ve edeptir. Hz. Ali Zeynel Abidin oğlu Muhammed Bakır'a "Ey oğul, fasıklarla cimrilerle yalancılarla sıla-i rahimi terk edenlerle arkadaşlık etme." diye buyurmuştur. Kemalatın bir ölçüsü de halden şikayet etmemektir. En güzel keramet gönlü masivadan arındırmaktır. Alem-i Berzah insanın kendisidir. Zahir ve batının karşılığı aşk-ı sübhandır. Mutaşabih ayetler ledünidir. Ölüm ve cehennem korkusu Hak'ka dost olmayanlar içindir. Şartlanmalardan ve önyargılardan arınmadan kimse masum olamaz. Uzlaşmak için bahane arayan düşman zıtlaşmak için bahane arayan dosttan daha iyidir. Baki hakikatler fani merkezli inşa edilemez. Her zorluğun çözümü sevgidir. Allah var gayrı yok sevgi var dert yok. Allah de ötesini bırak. Sorunları erteleyen ve örten değil çözüm üretip sorunları çözen olmalıyız. Kişinin irfanı kemalatı nispetinde şeytanı da nefsinin şiddetinde olur. Kötü huylardan kurtulmanın en keskin yolu ilahi aşka yanmaktır. Mücevherden sarraf olan anlar, başkası bilemez. Ne fark eder kör için elmas da bir, cam da bir. Eğer sana bakan kör ise sakın sen kendini cam sanma.Mevlana Kendini oldum ve doğru zannedenler kendileri gibi düşünmeyenlerden rahatsız olurlar. Eflatun'a dediler ki "Ne kadar çok çalışıyorsun". O da dedi ki "hayır ben sevdiğim işi yapıyorum" Allah kuluna sevdirdiği her işi kuluna kolaylaştırır. Kurtuluş hidayete tabi olanlar içindir. Selam olsun hidayete tabi olanlara. Tevhid-i Ef-al meratibi ihvanın kendi gerçeğine seyir haritasıdır. Kişi ilk önce kendisinin arifi olacak ki Rabbinin arifi olabilsin. İnanmak başka şey, teslim ve tabii olmak başka şeydir. Kalıcı dostluklar edinin. İhvan gibi yaşa, gerisine karışma. Mutlu insan başkalarının mutluluğu için yaşayandır. İslam dini istişare esaslıdır. Allah için affet, Allah için paylaş. İhvanlığını işine göre değil, işini ihvanlığına göre ayarlayacaksın. Kul, iradesini Allah’a teslim edendir. Hakk'ı hatırladığımız unuttuğumuzdan fazla olsun. "Olacağım" diyene engel yok, "olmayacağım" diyene bahane çok. Ben merkezli değil, biz merkezli olun. Dervişçe yaşamak, tevhitçe yaşamaktır. Yaptığınızı azimle yapın, hırs ile yapmayın. Kullukta devamlılık esastır. Önce emin insan olmalıyız. Derviş, halinden belli olmalıdır. Beşeriyet kemalâtın hammaddesidir. Mükemmeliyet istikamette daim olmaktır. İnsanın cismi arza, ruhaniyeti semaya mensuptur. Yaradılış farziyetimiz hakkı bilmektir. Hakk'ı tanımanın ön şartı Resulûllah’ı tanımaktır. İnsanın sırrında Allah’ın sonsuzluğu vardır. Kulluğa bahane yok değer üreteceksiniz. Şikayet, Mevla’ya hürmetsizliktir. Kulluk adına yapmadıklarımıza hiçbir bahane geçerli olmayacak. Bu âleme kavga için gelmedik. Telkin öncelikle bizim nefsimize olmalıdır. İnsan, Allah’ın sırrı Allah da insanın sırrıdır. Varlığımızın sebebi zuhuru, Cenab-ı Resulûllah’tır. Kullukta teslimiyet “Rağmen” olmalıdır. Kazası olmayan tek şey hayatımızdır. Sevgi dışındaki bütün hallerde zorluk vardır. Nefsinde mevsimi hazan olanın, gönül mevsimi bahar, Ahireti bayram olur. Hayat yaşamak, yaşamaksa sevmektir. En güzel keramet istikamet üzere olmaktır. Kişinin Rabbini tanıması için kendini tanıması lazım. Hakk’ı ancak Mirat-ı Muhammet’ten görebiliriz. İnsanı Hakk’ta sonsuzlaştıran ve yaşatan, sevgidir. Sevgi bütün yaratılanların varoluş mayasıdır. Sevgisiz olan her mekân ve mahâl mundardır. Sevgi Allah için yanmak ve olmaktır. Allah’ın ve Resulullah’ın sevgisi ile yanmayan gönül hamdır, ahlâttır. Hakikat ehlinin sermayesi aşk-ı sübhandır. Talepte kararlılık, kararlılıkta da sabır esastır. Sabır, sadrın genişliği kadardır. Sadır genişliği ise; kabulümüz, sevgimiz kadardır. Kamil insan demek;Bütün duygularda,düşüncede ruhta olgunlaşmış insan demektir., Dervişân, Mürşidinin eşiğinde sadık olduğu sürece, farkında olsa da olmasa da tekamül halindedir. Kim ki Allah’ı ciddiye almaz ise; Allah o kimseyi ciddiye almaz. Hakkı görmeyen gözler amadır. Gayret olmadan kişinin ulaşacağı hiçbir âliyet olamaz. Kendi gerçeğimize yol bulmak için arz üzerinde var olan bütün mevcudiyetten istifade edeceğiz. Bu fırsat âleminin bir tekrarı daha yoktur. Hiçbir oluşum kendi halinde, kendi başına müstakil değildir. İhvan isek bir iddianın sahibiyiz demektir. İhvanın kemâlâtı, olgunluğu, karşılaşmış olduğu olumsuz tecellilere verdiği tepkilerle ölçülür. Kişi muhatabı ve müdahili olmadığı hiçbir meselenin şahidi olamaz. Herkes kazanımlarını kayıplarını tespit etsin ki şuurlu bir hayat yaşayabilsin. Birebir uyarılar insanı daha çok uyandırır. Bütün canlılara dostça yakın olmalıyız. Tekâmül için her anı yeniden yaşamak , her anın yeniden talibi olmak zorundayız. Gayret etmeyen kişiden Kâmil insan olmaz. Ehl-i talip bu Kâinatın özelidir, özetidir. Kul, hizmeti kadardır. Kul, sevgisi kadardır, Kul hoş görebildiği kadardır. Kul feragat edebildiği kadardır. Kul paylaşabildiği kadardır. Ehl-i ihvan’ın sevgisi Rabbi’nin sevgisi, meşguliyeti Rabbi’nin meşguliyeti olmalıdır. Her an Rabbi ile meşgul olanın, muhatabı Rabbi olur. Güzel bakmalı, güzel konuşmalı, güzel dinlemeliyiz. Hayırları geciktirdiğimiz zaman şerre dönüşür. Şerleri geciktirdiğimiz zaman hayra dönüşür. İhvanın irşad olmasının ön şartı teslimiyattır. İlmen yâkinlik; bilmek ve kabul etmektir. İhvan telkin edileni yaşadıktan sonra Hakkel yâkina ulaşır. Kul, Rabbini ne kadar ciddiye alırsa, Rabbi’de onu o kadar ciddiye alır. Rahman’ın sevgilisi olmak gönlü cenab-ı Resulullah’a yönetmek ve tabi olmakla orantılıdır. İhvan, kendi özünde kâmil duruşa ulaşırsa, onda bir değil de nice esmanın açılımı, nice sıfatın inkişaf ve izhariyeti yaşanacaktır. Dünkü gibi konuşan, dünkü gibi anlayan, dünkü gibi yaşayanın anı ve akibeti hüsrandır. Ehli gönül olan, ,Resulullah’a ve Ehli Beyt’egönül veren Ehl-i İhvan’ın seyr-i sülüğü nefis merkezli akıl ile değil gönül merkezli akıl iledir. İhvan, hayırda ve şerde damlayı derya mesafesinde görecek kadar Rabbini önemseyen olmalıdır. Hakka vuslat, ancak aşk- sübhân ile olur. Aşığın, sevgisinin sancısıyla uykularının kaçması lazım ki, orada aşktan söz edilebilsin. Hayatla zıtlaşan değil hayatla uzlaşan olmalıyız. Eğer kişi yarışacaksa hayırda yarışsın selâmda, yarışsın, paylaşmada hoş görüde affetmede yarışsın. Kişi tercihinin neticesini yaşar. İnsan, sevebildiği kadar, değer üretebildiği kadar insandır. İhvan, arif olmalı ve gönlünü bütün olumsuzluklardan arındırmalıdır. Herkes yaptıklarının neticesini yaşayacak. Biz kulluğumuzu her gün yeniden yenilemeliyiz. Üstünlük ancak takva ile sevgi iledir. Allah hiçbir zaman abes ile iştigal etmez. Her işte bizim için hikmet ve hayır vardır. Ehl-i ihvan hiçbir zaman olumsuzluk adına hesap yapmamalıdır. Herkesin şeytanı, Cebrail’i, Mikail’i, İsrafil’i ve Azrail’i kendisiyle beraberdir. Ehl-i ihvan demek arif olan, Hakk'a eren demektir. Sevginin tezahürü ibadettir. Eğer inanıyor, iman ediyor, seviyorsanız, yap denileni yapacak ve aksatmayacaksınız. Sevenin ne gecesi ne gündüzü ne yorgunluğu ne bahanesi ne de mazereti olur. Karşılaştığımız zorlukların tamamı tekâmül için ikrarımızı ispat içindir. Bu âlem teşbih, tespit, tenzih, takdis ve şahadet âlemidir. İnsanın Hak katında kadri, kıymeti sevgisi kadardır. İnsan, yaşadığı zorluklar aşabildiği engeller kadar insandır. Hiç zorluk, acı çekmeden, uğraş ve çaba sarf etmeden kimsenin başarıya ulaştığı görülmemiştir. Hepimiz Allah’ın Resulûllah’ın ve Ehlibeyt’in aşkından muhabbetinden istifade edip Hakk’ta bakileşebilecek yetilere sahibiz. İnsan, asliyeti kendisine unutturulmuş varlıktır. Müsemmâ ehli olan için, isimler değişşe de asliyet değişmez. Hiçbir güzelliği kendimize mal etmeden, bütün güzellikleri Rabbimizden bilmeliyiz. Herkesin imtihanı iddiası kadar olur. Yani iddiası büyük olanın, imtihanı da büyük olur. Kâinat, insan için, insana hizmet için halk edilmiştir. Hayatın tamamı, kulluğun ve dostluğun talimidir. Kişi bilgisinde değil yaşantısında kâmil insan olur. Bizim yaşadıklarımız; tercihlerimizin, taleplerimizin ve dualarımızın neticesidir. Mezheplerin farklı olması, dünya iklimlerinin, ırkların ve kültürlerin farklı olmasındandır. İrfan mekteplerinin temelde aynı, detaylarda farklı farklı olması insanların, meşreplerinin farklı farklı olmasındandır. Kimi takva ile kimi zikrullah ile, kimi hizmet ile, kimi de ibadet ile Hak rızasına ulaşmak ve kâmil insan olmak arzusundadır. Din adına zıtlaşmalar, taraflaşmalar ve tefrikalar çıkarmak Rahman’ın ve Kuran’ın reddettiği duruşlardır. Elin eksiğiyle uğraşan, kendi eksiğini hiçbir zaman göremez. Biz bu âleme eksik tespit zabıtalığına gönderilmedik. Âşık; mâşûkunu hususiyetle geceleyin, en çok yalnızlık halindeyken düşünür. Geceleri ve seher vakti çok özeldir. Dostluğun ilk şartı sevmektir. Fakat çıkarsız beklentisiz sevmektir. Dost olmak, dostun her türlü yüküne katlanmaktır. Bizim için yaşamak bir gündür, o da bugündür. Kulluk adına yapmamız gereken ne varsa sabırla ve ihlâsla yapmalıyız. Hak katında gıdalanmanın birinci esası, âdab-ı Muhammediye ve hakıkati Mahmudiye ile kıyam durmaktır. Biz eyvallah tacını, sensin’ tacını başımızdan, hiçlik hırkasını da eğnimizden hiçbir zaman çıkartmayacağız. Bir damlanın hiçliğe ulaşması, onun deryaya düşmesiyle olur. Bize ulaşan her tecellinin, Mevlâ'dan olduğunun bilincinde olalım ve rıza gösterelim. Sakın tecellilerden kahreden, kederlenen olmayalım. Tecellilerden şikayetçi olmak, kulun Rabbine olan saygısızlığıdır. İhvan, hangi tecelli içinde olursa olsun, mutlaka güzel düşünmeli ve güzel değerlendirmelidir. Edep ve âdap dışında nefes almayalım. Biz, Cenâb-ı Resûlullah’ın vitrini olmalıyız. Bütün nimetler ve âliyetler, gayret ve hizmet iledir. Biz hangi hali yaşıyorsak bizim için hayırdır ve hikmetlidir. Hikmete tabi olanlar hikmet ehli olurlar. "Senin için Ya Rabbi" zevkiyle hayatı yaşayalım. Huzur, ancak tevhid ile aşk ile sevgi ile Allah’a ve Resûlun’e yönelmek iledir. Güzel ahlâk ve sevgi insanlığın omurgasıdır. Her gününü son gün, her namazını son namaz, her muhabbetini son muhabbet gibi kabul eden kişinin yaşantısı Ehl-i ihvanca olur. Büyük laf etmemeye sahibi olalım. Ehl-i Beyt olmak, hem nesebi hem de mezhebidir. Ehl-i Beyt, Kur’an’ın ete kemiğe bürünmüş halidir. Yaptığımız her şey kulluğumuzu ispat edercesine olmalıdır. Halkı memnun etmek için Hakk'ı incitmeyelim. Kemalat, hissedilen ilk nefesten son nefese kadar sadece Allah ve Resûl’u için say ve gayret etmektir. Tevhid-i Ef-al hakikatin zübdesi, tevhidin nüvesidir. Kullukta edebi olmayanın Hak’ta izzet bulması mümkün olamaz. Hikmetleri seyretmenin tek şartı, tecellilere karşı sabırlı olmaktır. Kişi yaşamış olduğu imtihanları aşabildiği kadar tekâmül etmiş olur. Aslında bize zor gelen tecelliler, bizim için ikramdır. Kulluğun esasında yap denileni yapıp sonucuna da razı olmak vardır. Bütün kâinat, kişinin kendi hakikatine misaldir. Öncelediğimiz Allah ve Resûl’u olmalı. Ertelediğimiz ise nefsimizin arzu ve istekleri olmalıdır.. Dervişi tekâmül ettirecek olan iştiyakı, kendine olan telkini, ve gayretindeki kararlılığıdır. Her günü yaşamak, her günü diğer günden farklı bir alana taşımak için biz bugünün talebesiyiz. Hatasını kabul edip hatasından dönen kul hayırlı kuldur. Hedefi olmayanın istikameti de olmaz. İhvan ne dünle ne de yarınla zaman kaybedecek sadece anını ve gününü değerlendirecek. İhvanlık, halde örnek olmaktır. Aile yaşantımızla, tecellilere olan tepkilerimizle, kişilerle olan ünsiyetimizle, her halimizle hele hele de ibadete olan düşkünlüğümüzle fark edilmeliyiz. Cenab-ı Resûlullah’ın tezahür etmediği hiçbir mekân, Hak katında şerefli olamaz. İbadet etmenin hoşnutluğunu yaşarken bu hoşnutluğu, ibadet etmeyenlere karşı bir üstünlük saymadan fail Allah'tır zevkiyle yaşamalıyız. Kıyas, şeytani sıfatlardandır. Karşımızda gördüğümüz eksikliği önce kendimizde tetkik etmeliyiz. Hiç kimse kendi gerçeğine olan seyrine mürşitsiz yol bulamaz. Baki olabilmenin, sonsuzluğa ulaşabilmenin tek şartı; Hak ile Hak olmak Hak’ta ölüp Hak’ta dirilmektir. Hayata ders veren değil de hayattan ders alan talip olmalıyız. Anlayan ve öğrenen olmalıyız. Anladığını genişleten, hayatına uyarlayan olmalıyız. Tasavvuf önce şeriat-ı Muhammediye ile hakikat-ı Mahmûdiye ile hikmetler talim edilir. Bir meselenin görevlisi olmak ayrı şeydir, gönüllüsü olmak ayrı şeydir. Ehl-i ihvanla konuşularak halledilmeyecek hiçbir mesele olmamalıdır. Hak dostları bir araya geldikleri zaman bakışmaları bile muhabbettir. İhvanlığın dört ana esası vardır; ihlas, şecaat, cesaret ve cömertliktir. Hayatın tamamında, her adımda, her bir nefeste; bir tuzak, bir imtihan vardır. Gönül, Rahman ile coşarsa; kişi karşılaştığı her türlü tecelliye sabır ve tefekkür ile mukavemet gösterir. İhvan, ne Dünya ne de ahiret beklentisi olmaksızın kulluğunu fi-sebilillah yaşamalıdır. Kur’ân'ı öğrenmeye, okumaya, okutmaya, anlamaya ve yaşamaya çalışalım. İslam, yap denileni yapmak; yapma denilenden uzak durmaktır. Kulluğunu yarına erteleyenin Allah sevgisi yeterli değildir. Tekâmül etmek için sürekli gayret halinde olmalıyız. İnsana olan sevgisizlik Allah’a olan sevgisizliktir. Allah’a vuslat ancak Aşk-ı sübhan ile olur. Hak’ta bâki olabilmek için kayıtsız şartsız teslim olmalıyız. Dilimizde zikrullah ile gönlümüzde her daim muhabbetullah ile inşa olmaya çalışmalıyız. Şeriatın ihlâl olduğu yerde hakikat olmaz. Her türlü tecelliden istifade edecek kadar arif,hiçbir zorluktan yılmayacak kadar da dirayetli olalım. Arif olan baktığı her zerreden, karşılaştığı her tecelliden kendisine istikamet arar. Ehl-i ihvan hatasında ve günahında ısrar etmeyen ve tövbesinde aceleci davranandır. Âşık maşukundan gelen cefalardan haz duymazsa gerçek aşık olamaz. Kendisindeki gayrilikten arınan insan için dışarıda ve içeride gayri olan hiçbir şey kalmaz. Kişinin samimiyeti, sadakati ve sevgisi ona istikamet verir. Bizden istenilen öncelikle safiyet, samimiyet ve sadakattir. Ehl-i ihvan öyle bir kristalize olacak, safiyet kazanacak, kendi benliğinden öyle bir sıyrılıp latifleşecek, şeffaflaşacak, kendine ait bir renk zan düşünce ve duygu kalmayacak ki Allah’ın boyasıyla boyansın yani Resûlullah’ın haliyle hallenmiş olsun. Gayret, kulluğun esasıdır. Biz bildiklerimizle amel edelim. Bilmediklerimiz, bize bildirilecektir. Her Ehl-i ihvan bulunduğu cemiyette fark edilmelidir. Bizim sabrımıza, bize kötülük yapanların şahitlik etmesi lazım. Asli maksadımız, nefsimizi ve Rabbimizi tanımaktır. Gayret etmeyen kişiden kâmil insan olmaz. İhvan, kendi hakikatine seyri sülük ederken hem dünyasını hem de ukbâsını saadete erdirmiş olur. Muhabbetimiz Resûlullah’ın ve Ehl-i Beyt’in muhabbeti, davamız Hak davası olsun. Eğer insan Rahman’ın aynası olacaksa yansıtıcılığının çok net,arı ve duru olması lazımdır. Eğer bir olumsuzlukla, zorlukla karşılaşıyorsak, bu bizim olumsuzluluğumuzdandır. Arz ve semada her ne olursa insan ile ilişkilidir. Sözümüzün ilk müşterisi kendi kulağımız olmalıdır. İslâm şahitlik ile başlar, şuhut ile yaşanır. Ve yine şahitlik ile kemal bulur. Hangi başarı vardır ki uğraşsız gayretsiz ve gönülsüz zuhura gelsin. Aşığın ölümü Hakk’ta vuslat, sonsuzluğa uyanmak ve sonsuzluğu yaşamak olur. Artık etrafımızla ve kendimizle olan kavgamızı bitirip, sevgiyle nefes almanın gayretinde olmalıyız. Kişinin kararlılığı tecellilere gösterdiği mukavemeti kadardır. Aşık hep maşukundan söz etsinler, hep ondan konuşsunlar ister; zaten gayrı şeyler aşığı rahatsız eder. Kişi mutmain olmadıkça kulluğunda, dostluğunda hep hüsrandadır. Cemal aşıkları için gayri olan her şey haramdır. Zikrin esası namazdır, muhabbetullahdır. İhvan, hayatın tamamında Rahman’ın iradesi altında yaşamaya dikkat ve özen göstermelidir. Her şeye rağmen seveceğiz Her şeye rağmen hizmette gayretli olacağız Kulluk, içinde Rabbi'nden başkasını bulundurmayan, gayrilerden boşalmış hiçlik makamıdır. Hayatın ve kulluğun emanetçisi olduğumuzu, bu emaneti taşımamız ve ehline teslim etmemiz gerektiğini hatırdan çıkartmamalıyız. Hayatı hep Hakkça yaşamanın gayretinde olmalıyız. Hayat, bizi kullukta belirli bir kıvama taşımak içindir. Kendine gafil olan, Allah’a arif olamaz. Her varlık Hakk'tandır ve Hak ile kaimdir. Bütün masivalardan arınmak, “ölmezden önce ölmek” Hak’ta ebed olmak; olağanüstü bir azim ve gayret ister. Kişinin kararlılığı, cesareti, azmi ve sevgisi bir arada tekmil olursa; kişinin önünde aşamayacağı engel ve mâni olmaz. Talibin âli ve en yüce değerlere ulaşabilmesi, Allah ve Resûlu’ne olan muhabbeti, sevgisi ile orantılıdır. Hedefimiz ve gayemiz, bugün tevhid noktasında Allah’ı Resulullah’ı ve Ehl-i Beyt’i dünden daha farklı idrak etmek ve yaşamaktır. Tevhid adına bize yapılan teklifatın tamamını yaşamak, bizi kendimize döndürmek ve kendi hakikatimizle tanıştırmak içindir. Tevhid meratiplerindeki yaşam talimlerinin tamamı, bizi kendi ruh derinliğimizdeki iç potansiyelimizden istifade ettirmek adınadır. İhvanın bilip, yapmak isteyip de yapamamasının sebebi kendisinde yetersiz olan kararlılığı, gayreti ve talebidir. Cenab-ı Resûlullah’ın tezahür etmediği hiçbir mekân, mükerrem ve münevver olamaz. Hiç kimse kendi gerçeğine olan seyrinde mürşitsiz yol kat edemez. Kulluk adına yaşanılacak ne kadar âli değerler varsa, bunların tamamı ancak mürşid-i kâmilin nezaretinde ve refakatinde yaşanılabilir. Bâki olabilmenin, sonsuzluğa ulaşabilmenin tek şartı; Hak ile Hak olmak, Hakk’ta ölüp Hakk’ta dirilmektir. Yaşadığımız ne tür olumsuzluk olursa olsun, bizim hedefimize olan iştiyâkımızı arttırmalıdır. Her türlü olumluluk ve olumsuzluktan istifade eden olalım. Ehl-i ihvan hiçbir zaman olumsuzluk adına hesap yapmamalıdır. İhvan, kendisini yargılayan, kendisini öz eleştiriye açık tutan ve kendini kemâle taşıyan olmalıdır. İhvan, ancak telkin edilen hikmetli sözleri, hadisleri ve ayetleri yaşantısına uyarlayarak gayretinde istikamet bulabilir. Kim hidayeti dilerse hidayete ulaşacak; kim hidayete ulaşmak istemezse Rahmân da ona hidayet etmeyecek. İnancı olmayanın istikameti olmaz. İnsan-ı asli Allah’ın aynasıdır. Nurun olduğu yerde zulüm, dinin olduğu yerde kin, sevginin olduğu yerde nefret olmaz. Ehl-i ihvan demek arif olan gerçeklere eren demektir. Herkes tercihinden yönelişinden meyil ve rızasından sorumludur. Nimete ulaşmak için mutlaka hizmete talip olmalıyız. İhvan düşünmekle, keşfetmekle ve gayret ile kemâlat bulur. “Rabbim” diyen için zaten zorluk yoktur. Hedefi olmayanın istikameti de olmaz. İslam, aslen teslim olmak ve selamet bulmaktır. NAMAZ VAKİTLERİ
Hayızlı / âdetli kadının kabir ziyareti yapması günah mıdır? Aniden dunyanin sonu geldi gibi birseyler oldu. Her taraf sanki deprem uyormus gibi dagiliyordu. Aug 1, 2021 ADETLİYKEN MEZARLIĞA GİDİLİR Mİ? Adetli kadın kabir ziyareti yapabilir. Kabir ziyareti yapılırken sessiz olunması, ağlanmaması gerekir. Adet Muhafazakar kadınların adetli iken mezarlık ziyaretinde bulunmalarını yasaklayan bir ayet ya da hadise rastlanmamaktadır. Bundan dolayı kadınların regl Anasayfa / NAMAZ / Cenaze ve Kabir İle İlgili Diğer Konular / Âdet halinde iken kabir ziyareti yapılabilir mi? Âdet halinde iken kabir ziyareti yapılabilir mi? Hanım köylü 6 bölüm full izleAşçılık puanları 4 yıllıkMuğla plakaHayrat kuran pdfWhatsapp profilime bakanları görmeDicle üniversitesi besyo101 hilesiSahibinden satılık doğan slx sakarya bayanlar adetliyken mezarlığa gidebilir mi, mezar ziyareti ile ilgili hadisler, mezar ziyareti duası, mezar ziyareti nasıl yapılır, May 1, 2020 Din adamlarının verdiği bilgilere göre ortak görüş, adetliyken mezarlığa gitmek de herhangi bir sakınca bulunmadığı yönündedir. Regl döneminde Regl iken mezarlığa gidilir mi, gidilir. Regl hiçbir şeye engel değil. Regl olan kadın namaz da kılar oruç da tutar. Mezara neden gitmesin. Allah'ın huzuruna Jul 13, 2021 Adetli ve regl halde kabir ziyareti yapılabilir. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından verilen karar ile İslam'da adetliyken mezarlık ziyareti Kadınlar lohusa halinde kabir ziyareti yapabilir mi? Kadınların özel günlerinde kabir ziyareti yapması caiz mi? Prof. Regl iken mezarlığa gidilir mi ? » İlmihaliniz Sep 1, 2019 Regl iken mezarlığa gidilir mi ? Adetliyken mezar ziyareti yapilirmi? Adet iken kabre gitmek ? Regl iken mezar ziyareti yapilirmi. Ziyaret edenin, ölü için Kur'an-ı kerim okuması, ona dua etmesi gerekir. Bunların ölüye faydası çok olur. Kabristana girince, Esselamü aleyküm ya Ehle-daril Abstract It has been discussed whether the menstruaous and puerperal women can enter the mosque or not between Islamıc sects from the era of the Sahaba to May 11, 2018 İsmailağa Câmiasının resmî internet yayını olan sitede, ismailağa cemaati, ismailağa camii, mahmud efendi hazretleri ve islâmî konularda Allahumme salli ala seyyidina Muhammed ne demektir? Hayızlı kadının Kur'an okuması caiz olmadığı için, kabir başında May 13, 2021 Cevap Adetliyken mezarlığa gidilir mi nihat hatipoğlu sorusunun cevabı. Âdetli kadın da kabir ziyareti yapabilir. Diyanet ve Fetva meclisi Kadınların adetli iken kabir ziyareti yapmalarını yasaklayan bir ayet veya hadis sebeple kadınların bu halde iken kabir Jun 5, 2021 ADET, REGL, MEZAR ZİYARETİ DİYANET, CÜBBELİ AHMET Abdestsiz kabir ziyareti yapılabilir. Kadınlar da regl olsa bile kabir ziyaretinde Âdetli kadın mezar ziyareti yapması caiz olur mu? Kadınlar regl döneminde, muayyen günlerindeyken kabirleri ziyaret edebilrler mi? May 1, 2020 Din adamlarının verdiği bilgilere göre ortak görüş, adetliyken mezarlığa gitmek de herhangi bir sakınca bulunmadığı yönündedir. Regl döneminde Regl iken mezarlığa gidilir mi, gidilir. Regl hiçbir şeye engel değil. Regl olan kadın namaz da kılar oruç da tutar. Mezara neden gitmesin. Allah'ın huzuruna Jul 13, 2021 Adetli ve regl halde kabir ziyareti yapılabilir. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından verilen karar ile İslam'da adetliyken mezarlık ziyareti Kadınlar lohusa halinde kabir ziyareti yapabilir mi? Kadınların özel günlerinde kabir ziyareti yapması caiz mi? Prof. Sep 25, 2020 Adetliyken mezarlığa gidilir mi sorusu pek çok vatandaş Bayanların her ay yaşadığı özel günlerinde mezarlık ziyareti yapabilir mi? Regl iken mezarlığa gidilir mi? Adetliyken kabir ziyareti yapılır mı? Adetlikyen mezarlığa gidilir mi? sorularının yanıtları merak ediliyor. İşte, Diyanet Adetliyken mezara gidilir mi? Regl olmuş kişi kabir ziyaretinde bulunabilir mi? Bu gibi konular hakkında merak ettiğiniz diğer soruları sorabilirsiniz. Sizlerin ap shaco rünkuru ağaç çizimiscream dizi oyuncularıhangi laptop almalıyım 2022falda sin harfi Adini sen koy 317 bölüm izleBarbie bebek filmleriOnur büyüktopçu kaç yaşında
Adetliyken kuran okunabilir mi? Kadınlar adet dönemlerinde mukabele dinleyebilir mi? Vatandaşların merak ettiği soruların başında regl döneminde kadınlar adetliyken kuran okunur mu? sorusunu soruyor. Adetli regl olan kadınlar nasıl ibadet edebilirler, namaz kılıp Kur'an okuyabilirler mi? Normal zamanlarda adetli kadınların namaz kılması caiz değildir. İslam alemlerine göre, kadınların adet dönemleri eğer kandil gibi kıymetli günlere denk gelirse o mümin ve müslüman kadınların kalblerindeki niyetlerine göre sevap verilir. adetli kadınlar kandil günlerinde Kur'an okuyup, namaz kılamazlar. ancak Kur'an dinlemelerinde bir sakınca yoktur. Adetli kadınlar nasıl ibadet edebilirler? - Kur'an-ı Kerim okunduğu zaman Her çeşit zikir ve dua Sadaka İlim öğrenebilir. Adetli kadınlar Kur'anı Kerim'i okuyamazlar ancak regli olan kadınların mukabele, kuran dinlemelerinde mahsur yoktur. Hayız olan kadınların okuyacakları dualar arasında Kur'an sureleri de bulunabilir. Diyanete göre kurandaki surelerin hayız olan kadınlar tarafından dua niyetiyle okunmasında sakınca yoktur. ADETLİYKEN REGL DÖNEMİNDE NaMaZ KILINIR MI? adet regl olan bir kadının, namaz kılması ve Kur'an okuması haramdır. Peygamber Efendimiz SaV hayızlı adetli, lohusa ve cünübün Kur'an okuması ile ilgili şöyle buyurmuştur; "Hayızlı kadın ve cünüp olan kimse Kur'an'dan bir şey okuyamaz." Tirmizi, Taharet, ayrıca Hz. ali ra de şöyle demiştir "allah Resülünü cünüplüğün dışında Kur'an okumadan bir şey alıkoymazdı." Bu hadislerden hareketle İslam alimlerinin çoğunluğu, hayızlı adetli kadının Kur'an okuyamayacağı gibi Kur'an ayetlerini de yazamayacağını belirtmişlerdir. aDETLİYKEN FaTİHa OKUNaBİLİR Mİ? Fatiha dua niyetiyle adetli regli döneminde okunabilir. ayrıca Kur'an'daki duaya benzeyen ayetler de Kur'an okuma niyetiyle değil de dua maksadıyla regli dönemlerinde okunabilir. Mesela felak, nas, ihlas gibi dualar. REGLİ OLaN ZİKİR ÇEKEBİLİR, DUa EDEBİLİR adetli kadınlar namaz kılamasalar da zikir çekebilir, dua edebilir. Bunlara bir mani yoktur. Hatta özel günlerindeki bir bayanın kıbleye doğru oturarak zaman zaman tesbih çekmesi, dua etmesi isabetli bir davranış olur. adet olan kadınların veya cünüplerin, Kunut vesaire gibi çeşitli duaları okumalarında, tesbih ve tehlil kelimelerini söylemelerinde ve Hazret-i Peygambere salat ve selam getirmelerinde hiçbir mahzur yoktur. Hayız ve nifaslı halde olanlar, Kur'an-ı Kerîm'i okuyamamakla beraber, onu dinleyebilirler. SÜLEYMaN aTEŞ KaDINLaR aDETLİYKEN KUR'aN OKUYaBİLİR, NaMaZ KILaBİLİR! İslam alimlerinin büyük bir kısmı kadınların adet zamanlarında namaz kılamayacaklarını, Kur'an-ı Kerim okuyamayacaklarını söylerken, İslam alimleri arasında farkıl görüş bildirenlerde bulunmaktadır. Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Süleyman ateş'e göre ise kadınlar regl ve lohusa halindeyken de namaz kılabilir, Kur'an okuyabilir ve her tür ibadetini yerine getirebilir. Süleyman ateş kişisel internet sayfası bir okurunun adetli-regl halindeyken ibadet edilip edilmeyeceği yönündeki soruya şu yanıtı veriyor "Sana hayd adet görmeden soruyorlar. De ki 'O eziyettir.' adet halinde kadınlardan çekilin, temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri zaman allah'ın emrettiği yerden onlara varın. allah tevbe edenleri sever, temizlenenleri sever!" Bakara 222 Fakîhlere göre adet süresi en az üç, en çok on gündür. Bundan az veya çok süre akan kan, hayd adet kanı değil, hastalık eseri sayılır. Yine fakîhlere göre hayd halinde kadın oruç tutamaz, namaz kılamaz, Kur'an'a el süremez, cinsel ilişkide bulunamaz. Orucunu sonra kaza eder ama namazını kaza etmez. Fakîhler kişi rivayetleriyle gelen hadislere dayanarak bu yargılara varmışlardır. KURaN'a GÖRE Oysa Kur'an-ı Kerîm'in kendisinde ne adetin süresinden, ne de adetli iken Kur'an okunamayacağından, namaz kılınamayacağından, oruç tutulamayacağından söz edilir. Hayd tıpkı idrar tutamamak gibi bir özürdür. Özürlü erkek ibadetten mu'af tutulmaz, sadece her vakit için abdest alıp ibadetini yapar. Bir kadın, allah'ın Elçisine gelip düzensiz adet gördüğünü, bu durumda namaz kılıp kılamayacağını sormuş, allah'ın Elçisi ona "O gerçek adet değildir, yıkan ve namazını kıl!" demiştir Müslim, Hayd b. 14, h. 62-64. Bu kadın, her vakitte yıkanıp namazını kılarmış. adetin düzenli olup olmamasıyla akan kanın niteliği değişmez. Hepsi de adet kanıdır. adetten kesilen kadından kan gelmez. TEK YaSaK CİNSEL İLİŞKİ Kur'an, adetli kadının neyi yapamayacağını söylüyor O da cinsel ilişkidir. Kadına eziyet vereceği için erkeklere, bu durumdaki kadınla ilişkiye girmemeleri emredilmiştir. Maksat kadına eziyet vermemek, bir de o durumda kadına karşı bir soğukluk duygusu oluşma olasılığını önlemektir. Bunun dışında regl adet hali, normal bir özür durumudur. Nasıl cünüp kimse su ile yıkanamadığı takdirde teyemmüm ederek namaz kılıyorsa özürlü kimse, özrü devam ede ede ibadetini yapabiliyorsa adetli kadın da her namaz için abdest alarak namazını kılar. Regl hali, kadını sarstığı için o durumda kadın, kendisini güçsüz hissediyorsa orucunu yiyip sonra kaza eder. ama güçlü hissediyorsa oruç tutması daha iyidir. NİHaT HaTİPOĞLU KUR'aN Da YaZMaZ aMa NaMaZ KILINMaZ, ORUÇ TUTULMaZ, KUR'aN OKUNMaZ Süleyman ateş'in aksine İlahiyatçı Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu ise kadınların özel günlerinde namaz, oruç, Kur'an gibi ibadetlere yaklaşamayacağını söyledi. Kadınların özel hallerinde yasaklanan ibadetlerin tek tek Kur'an da yazmasa da Hz. Peygamber'in hadislerinde detayların açıklandığının altını çizdi. Nihat Hatipoğlu'nun açıklamalarını aşağıdaki playerdan izleyebilirsiniz.
Regl Döneminde Cinsel İlişki Regl döneminde cinsel ilişkiye girilmesi hekimler tarafından önerilmemektedir. Bu dönemde kadın birtakım değişiklikler yaşamaktadır. Bunlar genel olarak ruhsal değişiklikler ve bedensel değişikliklerdir. Kadın bu dönemde kendini huzursuz hissetmektedir. Regl döneminde kadınlar sancılar ve kramplar yaşamaktadır. Bu nedenle zorlu bir dönemdir. Regl döneminde doktorlar cinsel ilişkiden uzak durulmasını önermektedir. Nedeni ise tıbbi ve hijyendir. Bu dönemde kadın ve erkek cinsel ilişkiye girer ise enfeksiyon kapma riski yaşayabilir. Bu nedenle regl döneminde cinsel ilişki doğru bulunmamaktadır. Kadının genital bölgesinde birçok hastalığa neden olmaktadır. İleride hastalıklara yol açmaktadır. Aynı şekilde bu durum erkeklerde de birçok enfeksiyon ve hastalığa neden olmaktadır. Tıbbi açıdan regl dönemde cinsel ilişkiye girmek bu nedenle olumlu karşılanmamaktadır. Regl Döneminde Cinsel İlişkiye Girmek Günah mıdır? Regl dönemi cinsel ilişkiye girmek genellikle kişilerin dini inançlarıyla da bağlantılıdır. Birçok dinde bunun bir önemi yok iken, İslam dininde regl döneminde cinsel ilişkiye girmek doğru bulunmamaktadır. Tarihte birçok medeniyet ve din, kadınları bu döneminde pis bulmaktadır. Bazı toplumlarda kadınlara kesinlikle yaklaşılması yasaklanmıştır. Hatta bazı dinler ve toplumlarda ise kadınlar regl dönemi sebebiyle aşağılanmıştır fakat İslam dininde kadına verilen önem kadını regl döneminde korumaya almıştır. İslam dininde regl döneminde cinsel ilişkiye girmek haram kılınmaktadır. Regl döneminde cinsel ilişki haram kılındığı gibi, bu dönemde cinsel ilişkide bulunan kişilerin tövbe etmesi gerekmektedir. Aynı zamanda bu kişilerin kefaret ödemesi gerekmektedir. Kefaret para ödenmesi gerektiği anlamına gelmektedir. Tıbbi açıdan kadının sağlığı açısından önerilmediği gibi, İslam dininde de kadınların sağlığı açısından regl döneminde cinsel ilişki önerilmemekte ve haram kılınmaktadır. Bu dönem kadınlar için zorlu bir dönemdir. Kadınlar regl dönemlerinde ağrı, sancı ve kramp yaşamaktadırlar. Bundan dolayı regl döneminde cinsel ilişki, kadına eziyet vermemesi için yasaklanmıştır. Bu durum kadının korumanın amacıdır. İslam dininde kadına verilen değerin kanıtlarından biri olduğu görülmektedir. Yani İslam dininde regl döneminde cinsel ilişki günah olarak görülmektedir. Hatta haram kılınmıştır. İslamda Regl Dönemi Cinsel İlişki Kur'an-ı Kerim' de şöyle buyurulur; Ey Muhammed! Sana kadınların ay halini hayız soruyorlar. De ki; o bir ezadır. Ay halindeyken onlardan ayrılın; temizleninceye kadar onlara yaklaşıp cinsi münasebette bulunmayın. İyice temizlendikleri zaman Allah'ın emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şüphesiz Allah her ay temizlendiklerinde kadınlarına dönenleri sever. O İyice temizlenenleri ay halinde önden ve arkadan cinsel ilişkiye girmekten kaçınanları da sever."* Allah'ın Resulü 'nün eşlerinden Hz. Âişe şöyle anlatıyor Eşleri olan bizlerden biri âdet gördüğü zaman Allah'ın Resulü ona göbekle dizler arasını örten bir örtü örtünmesini giymesini emir buyurur, sonra da tenlerin temasını içerir şekilde onunla beraber yatardı. Hz. Âişe anlatıyor Eşleri olan bizlerden biri âdet gördüğü zaman Allah'ın Resulü âdet gören eşine göbekle dizler arasını örten genişçe bir örtü örtünmesini emreder, sonra da onun göğüslerine yönelirdi. ► Adet Söktürücü Bitkiler, Kürler ve Hareketler ► Adet Düzensizliğini Gideren Bitkiler ve Kürler ► Adet Sancısını Gidermenin Yolları ► Adet Sancıları Hakkında Bilinmesi Gerekenler ► Adet Dönemi Hesaplama ► Adet Gecikmesinin Sebepleri ► Regl Öncesi ve Dönemi Cinsel İstek ► Adet Regl Düzensizliği ve Gebelik ► Adet Döneminde Dikkat Edilmesi Gerekenler ► Adet Geciktirici Hap ve Etkileri
Cünüplük, hayız ve nifas halleri, dinimizce hükmen kirlilik sayılmakta ve ibadetlere engel kabul edilmektedir. Camiler de ibadet mekânıdırlar. Hz. Peygamber bir hadisinde “Ben hayızlı ve cünüp kimsenin mescide girmesini/bulunmasını helal görmüyorum. ” buyurmuştur Ebû Dâvûd, Taharet, 93; İbn Huzeyme, Sahih, II, 284, Riyad 1981. Bazı âlimler ise ihtiyaç halinde örneğin camideki bir eşyayı almak için, adetli kadının camiye girmesini veya caminin içinden geçmesini caiz görmüşlerdir İbn Kudame, el-Muğnî, Beyrut, 1405, I, 166. Bunun dayanağı, Hz. Peygamber bir defasında, adet gününde olan Hz. Âişe’den mescide seccade getirmesini istemesidir Müslim, Hayz 11; Ebû Dâvûd, Taharet 104.Zahirilere göre ise adetli kadın, ihtiyaç olsun veya olmasın, camiye girebilir ve orada durabilir İbn Hazm, Muhallâ, Daru’l-Fikr, V, 196.Ay halinde olan bir kadın Kur’an-ı Kerim’e dokunabilir mi?Hanefî, Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre, cünüp ve hayız halindeki kimselerin Mushaf’a dokunmaları caiz değildir. Bu konuda genel olarak “O, elbette değerli bir Kur ’an’dır. Korunmuş bir kitaptadır. Ona, ancak tertemiz olanlar dokunabilir. Alemlerin Rabb’inden indirilmedir. ” Vâkıa, 56/77-80 ayetleri ile aşağıda zikredilecek olan hadisleri delil olarak kullanmışlardır. Aliyyü’l-Kârî, Fethu Babi’l- İnaye, I, 125; Mâverdî, el-Hâvi’l-Kebîr, I, 384; Râfiî, el-Azîz Şerhu’l-Vecîz, I, 293; İbn Kudâme, el-Muğnî eş-Şerhu’l-Kebir ile birlikte I, 418; İbn Kudâme el-Makdisî, el- Kâfî, I, 72.Bu görüşe göre ayetlerde geçen Kur’an, yeryüzüne vahyedilip kayda geçirilen mushafı; “tertemiz olanlar” ise abdestsizlik ve cünüplükten uzak olan insanları ifade emektedir. Buna göre abdestsiz ve cünüp olan kimselerin mushafa el sürmeleri caiz olmaz. Aynı şekilde cünüp ve hayız ya da nifaslı olanların Kur’an’ı dokunmadan da olsa okumaları caiz değildir. Çünkü Hz. Ali’nin, “Rasûlüllah’ı Kur’an okumaktan cünüplük hali dışında hiçbir şey alıkoymazdi’ Ebu Dâvûd, Taharet, 92; Nesaî, Taharet, 171; İbn Mace, Taharet ve Sünenüha, 105; İbn Huzeyme, Sahih, Vudu’, I, 104; Beyhakî, Sünen, Taharet, 98 dediği rivayet edilmiştir. Farklı bir lafızla gelen rivâyete göre ise, Hz. Ali, “Rasûlüllah cünüp olmadıkça bize Kur’an okurdu.” Tirmizî, Ebvabü’t-Tahare, 111 belirtmek gerekir ki, her ne kadar yukarıda zikredilen ayetlerde Kur’an’a temiz olanlardan başkasının dokunmadığı/dokunmayacağı ifade edilmekte ise de, ayetlerde geçen “Kur’an” ve “mutahharûn” tertemiz olanlar ifadelerinin taşıdığı anlamlar üzerinde farklı görüşler ileri sürülmüştür. Nitekim bu kelimelerden “Kur’an”ın, onun, Levh-i mahfuzda yer alan aslı, “ter temiz olanlar”ın da melekler olması ihtimali vardır. Hatta bu ihtimal daha kuvvetli görülmüştür Cassâs, Ahkâmu’l- Kur’an, V, 300; Kurtubî, el-Câmi li Ahkâmi’l-Kur’an, XVII, 193. Buna göre ayetin hükmü insanlarla ilgili zikredilen görüş ayrılığı da göstermektedir ki ayetlerin ifade ettiği mana yoruma açıktır. Bu sebeple de ayetler, cünüp ve hayızlının Kur’an’a dokunmasının haram olduğu konusunda kesin bir delil teşkil etmemektedir. Bununla birlikte ayetin, işaret yolu ile haramlık hükmünü getirdiği de ifade edilmiştir “Madem ki Kur’an’ın Levh-i mahfuzdaki sayfalarına sadece temiz olanlar dokunabiliyor, insanların elindeki Kur’an sahifelerine de ancak temiz olanlar dokunabilir.” Bununla birlikte, bu konudaki hükmün ortaya çıkarılması için, yukarıdaki ayetlere getirilen yorumlardan birini tercihe gerek bırakmayan ve dört mezhep tarafından delil olarak kullanılan rivayetler de vardır“Cünüp ve hayızlı kimse Mushaf’tan hiçbir şeye dokunamaz.” Tirmizî, Taharet, 98; İbn Mace, Taharet ve Sünenüha, 105; Beyhakî, es-Sünen, Taharet, 99; anlamındaki hadis-i şerif ile Amr b. Hazm’a yazdığı mektuptaki Kur’an’a temiz olandan başkası dokunmasın’ buyruğu Muvatta’, Kur’an, 1, cünüp olan erkek ve kadın ile adetli kadının Kur’an’a dokunamayacaklarını açıkça ortaya açıklamalardan anlaşıldığına göre abdestsiz, cünüp, hayızlı ve nifas halinde olanların Kuran’a dokunmaları caiz değildir. Ancak Maliki mezhebine göre adetli kadın eğitim öğretim amacıyla mushafa dokunabilir, Kur’an-ı Kerim’i okuyabilir. Ezherî, Cevâhiru’l-İklîl Şerhu Muhtasarı Halil, I, 32; Muhammed Uleyş, Şerhu Minahi’l-Celil, I, 104Dolayısıyla günümüzde Kur’an eğitim ve öğretiminin aksamadan devam edebilmesi için Maliki mezhebinin bu görüşüyle amel edilebilir. Bununla birlikte Kur’an eğitim ve öğretiminin çok değişik yol ve yöntemleri olduğu için bu dönemlerindeki hanımların okuyan kimselere kulak vererek ya da cd, dvd veya kasetten dinleyerek kulak eğitimi almaları ve ayetleri kelime kelime bölerek tashih-i hurufa ağırlık vermeleri de uygulanabilecek bir başka yöntemdir. Bu yol, mümkün olursa ihtilaftan kaçınmak açısından daha ihtiyatlı Diyanet İşleri Başkanlığı
adetliyken bebek görmeye gidilir mi diyanet